Temmuz 15th, 2008 by Filiz Arıcan 4197 kez okunmus

Emzirme bebeğinize verebileceğiniz en büyük armağan. Ancak belli bir zamandan sonra bu hediyeyi geri almak zorundasınız. “Peki ya ne zaman?” sorusu sizin de aklınıza takıldıysa Alman Çocuk Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Dicle İnanç’ın önerilerini okumanızda yarar var. Emzirmenin kesilmesi için doğru bir zaman yok. En önemlisi bebeğin emzirmeden kesilmesine hazır olması ve annenin anne sütünü kesebileceğini hissettiğiniz zaman doğru zamandır. Genellikle bebekler 9-12. aydan önce bırakmayı tercih etmezler. Önerilen en az 1 yıl bebeklerin anne sütü almaları ve emzirmenin 2 yaşına kadar da sürdürülebilmesi… Aklınızda olsun!
Lütfen sabırlı olun!!!

Emzirmenin kesilmesi aşamasında kendinizi üzgün, yalnız, suçlu veya depresif hissetmeniz son derece doğal. Dr. İnanç hem kendiniz hem de bebeğiniz için yapabilecekleriniz konusunda şunları söylüyor: “Bu dönemde bebeğinizi daha fazla kucağınıza alın ve emzirmenin kesilmesinin büyümenin bir basamağı olduğunu hatırlayın.” Sütten kesme konusunda dikkat edilmesi gereken bir nokta daha var. Emzirme aniden değil, mutlaka yavaşça ve alıştıra alıştıra kesilmeli. Ani kesilme bebek için travmatik olabiliyor. Dr. İnnaç bu noktada bir uyarıda bulunarak şunları söylüyor: „Eğer çocuğunuzun hayatında önemli bir olay olacaksa (taşınmak, annenin işe başlaması, yeni bir bakıcı gibi) veya hastalık-diş çıkarma dönemi ise bu işi bir süre erteleyin.“
Bu metodları deneyin

Dr. Dicle İnanç sütten kesme konusunda bazı ipuçlarını şöyle sıralıyor:
• Günde bir kez emzirmeyi atlayarak işe başlayın. Kademeli olarak bir öğün-bir öğün azaltın, bebeğiniz zamanla alışacaktır. Besin maddesi olarak varsa sağılmış anne sütü, formül süt veya 1 yaştan büyük ise inek sütü verebilirsiniz.
• Emzirme sürenizi kısaltın. Emzirme sonrası yaşına uygun ek besin verin.
• Emzirmeyi erteleyin ve ilgisini başka tarafa çekin.
• 1 yaşından büyükse bebeğinize nerede ve ne zaman emzireceğinize dair kısıtlamalar koyabilirsiniz: Sadece bu koltukta ve uykudan önce emebilirsin veya sadece hava karardıktan sonra emebilirsin gibi.
• Bu dönemde babalara büyük iş düşer. Siz etrafta değilken eşinizin beslemesi faydalı olabilir.
• Gece öğünlerinin kesilmesi her zaman daha zordur. Bu nedenle gece emzirmeyi kesmeyi en sona bırakın. Gece uyandığında eşiniz veya bir yakınınız kucağına alsın ve sakinleştirmeye çalışsın.
• Eğer emzirmeyi kesmeyi denediniz ve hiçbir şekilde başarılı olamadıysanız belki sizin bebeğiniz için emzirmeden kesmek için uygun zaman değildir. Bir süre sonra tekrar deneyin.Kaynak

Etiketler :, , , ,
Temmuz 14th, 2008 by Filiz Arıcan 2261 kez okunmus

Sıcak havalar herkesi etkiliyor. Ancak bebekler sıcaklardan en çok etkilenenlerinin başında geliyor. Hele ki isilik sorunu! Yazın terleyen bebekler isilik sorunu ile karşı karşıya kalıyor.Basit ve önemsiz görünse de hem bebekleri hem de anneleri etkiliyor.International Etiler Polikliniği Dermatoloji Uzmanı Dr. Vildan Şengör isilik nedir sorusunu şöyle yanıtlıyor: “İsilik (miliaria) özellikle yaz döneminde sıcağın ve aşırı nemin etkisiyle özellikle vücudun kıvrım bölgelerinde görülen kızarıklık ve kabarcıklarla karakterize döküntülerdir.”
Nedenleri

Ter bezlerinin salgılarının deriye boşaldığı yerlerde tıkaçların oluşmasından ve ter salgısının deri altında kalmasından oluşuyor. Peki neden bebeklerde daha sık görülüyor? Dr. Şengör bunu şöyle açıklıyor: “Bebeklerin deri yapısının inceliğinden ve hassasiyetinden kaynaklanan yapısal bir meyil söz konusudur. Bunun üzerine sık yıkanmama, terli kalma, kalın giydirme gibi durumlar eklenirse lezyonlar çok daha kolay meydana gelir. Önlem alınmadığında kızarıklıkların üzerinde bir süre sonra kaşıntı ve iğnelenme hissi başlar. Bebek, eğer bu alanları kaşırsa enfeksiyon ve kabuklanmalar ortaya çıkabilir.
Önlemler

İsilikle karşı karşıya kalan bebeğe mutlaka her gün duş aldırılması, ince ve teri çekecek kıyafetler giydirilmesi, buna rağmen şikayetlerde gerileme olmazsa hemen doktora görülmesi gerekiyor. Buna rağmen sorun geçmediğinde isiliğin yaygınlığına ve şikayetlerin şiddetine göre serinletici losyonlar, gereğinden antihistaminikli şurup ve kremler kullanılabiliyor.Kaynak

Etiketler :, , , , , , , , , , ,
Temmuz 12th, 2008 by Filiz Arıcan 1023 kez okunmus


“Önce Kadınlar ve Çocuklar” adlı bildirge, BM genel kurulu başkanına sunuldu. Bildirgede kadınların güçlendirilmesi, çocuk ölüm oranlarının azaltılması ve anne sağlığının iyileştirilmesine yönelik maddeler bulunuyor.Uluslararası Gebelik Bilimi Akademisi (IAPM) tarafından hazırlanan anne-çocuk sağlığının geliştirilmesi konusundaki, “Önce Kadınlar ve Çocuklar” adlı bildirge, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu Başkanı Srgjan Kerim’e sunuldu. Törende konuşan Kerim, dünya genelinde kadın ve çocukların sağlık hizmetleri alabilmelerinin BM Genel Kurulu’nun önceliklerinden biri olduğunu belirterek, bu önceliğin, Binyıl Kalkınma Hedefleri’ni onaylayan dünya liderlerince de desteklendiğini kaydetti.2015 yılında varılması öngörülen hedefler içinde, cinsiyet eşitliğinin teşvik edilmesi ve kadınların güçlendirilmesi, çocuk ölüm oranlarının azaltılması ve anne sağlığının iyileştirilmesinin ön sıralarda bulunduğunu hatırlatan Kerim, hedeflerin birbirinden bağımsız düşünülemeyeceğine ve tek tek başarılamayacağına dikkat çekti.Bildirinin altında imzası olan doktorlardan Prof. Dr. Neşe Kavak ise, törenin ardından kendisine yöneltilen soruları yanıtladı. Dünyanın önde gelen doktorlarının hazırladığı deklarasyonda kadın haklarıyla, dünyada yenidoğan ve anne ölümlerinin azaltılması konularının ele alındığını belirten Kavak, bebek ve anne ölümlerinin azalmasının bir ülkenin gelişmişlik parametrelerinden biri olduğunu söyledi.Türkiye’de, son yıllarda bu konuda çok iyi çalışmalar olduğunu ifade eden Kavak, bu sayede gebeliğe bağlı komplikasyonlar sonucu olan anne ölüm oranlarının, binde 1’den binde 0.28’lere indirilmiş olduğunu da belirtti.Kaynak

Etiketler :, , , , , , ,
Temmuz 4th, 2008 by Filiz Arıcan 9185 kez okunmus

Memorial Hastanesi İç Hastalıkları Bölüm Koordinatörü Prof. Dr. Yavuz Baykal, daha çok çocuk ve genç erişkinlerde rastlanan, boğaz ağrısı ve lenf bezlerinde büyümeyle kendini gösteren ”öpücük hastalığı”na dikkati çekerek, ”Çocuklarınızı çok öpmeyin, öptürmeyin” dedi.Baykal, yaptığı yazılı açıklamada, okullarda çok yaygın olan ”öpücük hastalığı”na vurgu yaparak, şunları kaydetti:”Öpücük hastalığı, yani infeksiyöz mononükleoz (İM), daha çok çocuk ve genç erişkinlerde rastlanan, boğaz ağrısı ve lenf bezlerinde büyümeyle kendini gösteren bir hastalıktır. Ebstein Barr virüsü (EBV) tarafından oluşturulan enfeksiyon, tükürük ve boğaz salgısıyla çıkarılır, yakın temasla (öpücük), kan yoluyla veya enfeksiyonlu eşyalarla kişiden kişiye geçer.”Kötü hijyene sahip ve kalabalık bölgelerde yaşayanlarda görülen öpücük hastalığının, annenin ağzında öğüttüğü gıdaları daha sonra bebeğine veren ailelerde daha kolay ortaya çıktığını da belirten Baykal, ”İnfeksiyöz mononükleoz, her iki cinsiyette ve yılın her mevsiminde görülür. Virüs, tükürük ve salyayla çıkarılarak ve yakın temas ile bulaştırılarak, boğaz mukozasından vücuda girer. Önce boğaza ve tükürük bezi hücrelerine, daha sonra da gırtlakta bulunan duyarlı B lenfositlere ulaşır” dedi.Baykal, hastalığa karşı, ”çocuklarınızı çok öpmeyin, öptürmeyin” uyarısında da bulundu.
BELİRTİLER

Hastalığın belirtilerine de işaret eden Baykal, şunları kaydetti:”Hastanın yaşı, klinik belirtilerde önemlidir. Özellikle çocukluk çağında; lenf bezlerinde büyüme, bademcik iltihabı gibi tipik bulguların yanı sıra boğaz iltihabı, kulak iltihabı, karın ağrısı ve ishal gibi belirtilere de neden olabilir. Genç ve erişkinlerde ise yüksek ateş, boğaz ağrısı, lenf bezlerinde şişme ve kanda atipik hücreler görülür. Genellikle 3-5 gün kadar süren halsizlik, iştahsızlık, bulantı, batında dolgunluk hissi, kas ağrıları, ateş basması, üşüme, titreme, terleme gibi belirtileri görülebilir. Hastalar en sık boğaz ağrısı şikayetiyle doktora başvururlar. Hastaların büyük bir çoğunluğunda öğleden sonra 40 dereceyi bulan ateş görülür. Ateşli dönem, ortalama 10-14 gün kadar sürer. Bademcikler büyük, boğaz kızarık görünümlü ve bezen beyaz zar ile kaplı olabilir. Boğaz ağrısı şikayeti 7-10 gün kadar devam eder.Bazı hastalarda yumuşak-sert damak birleşim yerinde kırmızı lekeler görülebilir. Bazı hastalarda göz etrafında şişlik görülebilir. Olguların çoğunda arka boyun kısmında lenf bezi büyümesi vardır. Bazı hastalarda karaciğer ve dalak büyümesi görülebilir. Bazı hastalarda ise gövde, el ve ayakların üst tarafında döküntüler görülebilir.”40 yaşın üzerindeki toplumun yüzde 6′sının EBV infeksiyonuna yatkın olduğunu da dile getiren Baykal, hastalığın tedavisinde istirahatin çok önemli olduğunu kaydetti.Baykal, hekim kontrolünün ve tedavinin de önemine vurgu yaptı.Hastalığın komplikasyonlarının oldukça nadir görüldüğünü, en sık görülenin ise bir nevi kansızlık olan otoimmün hemolitik anemi olduğunu anlatan Baykal, ”Bazı hastalarda, bademciklerde büyüme, boğazda lenfoid hiperplazi ve beyaz zar oluşumuna bağlı üst solunum yolu tıkanıklığı gelişebilir. Dalak yırtılması çok nadir ancak akılda tutulması gereken bir komplikasyonudur. Nörolojik komplikasyonlardan olan beyin iltihapları bu yolla ölümlerin en önemli nedeni olmasına rağmen, vakaların büyük kısmı iyileşmeyle sonlanır. Hastalıkla ilgili aşı çalışmaları vardır ancak henüz uygulanan bir bağışıklama yolu yoktur” dedi.Kaynak

Etiketler :, , , , , , , , , , ,
Haziran 27th, 2008 by Filiz Arıcan 6349 kez okunmus

Pişik, tanım olarak derinin üst tabakasının zedelenerek devamlılıgını kaybetmesi ve ardından özellikle mantar olmak üzere diğre enfeksiyon etkenlerine maruz kalmasıdır.Bebek bakımında amaç, doğal olarak pişiğin önlenmesi olmalıdır.Anne karnında, amniyo kesesi içerisindeki koruyucu bir ortamda büyüyen fetüsün cildi dış etkenlere maruz kalmadığı için incedir yani keratin dediğimiz cildi koruyan ölü tabakadan yoksundur.Bu nedenle bebek doğduğu anda dışarıdan gelen her türlü tramvaya açıktır.Yaşamın ilk yılında cildin ince ve tramvaya açık dönemi devam eder.Bu nedenle tüm ciltte belirgin olmak üzere özellikle bebek bezinin altında kalan bölgede idrar ve dışkının tamvatik etkisi sonucu kolaylıkla zedenlenme ve pişik oluşur.Bu bölgenin temiz kalması için kullanılan bebek bezleri ve temizlik ürünleri de (deterjan,sabun gibi…) pişik nedeni olabilir.
Bebeklerin cilt sağlığı için…
Cildimizde diğer bölgeler gibi vücudumuzun önemli bir organıdır.Bebeğib düzgün beslenmesi ve bu sayede gerekli mineral ve vitaminleri alması, cilt sağlığı için gerekli ilk adımdır.Bununla beraber cilde zarar verecek olumsuz etkenlerin önüne geçilmelidir.Bebek banyosunda su sıcaklığının fazla olmasından kaçınılmalıdır.Bebeğin kabul edebileceği en ılık su ayarlanmalıdır.Banyoda kullanılan sabun ve şampuan seçilirken çok köpürmesine daikkat edilmeli, uygun marklar tercih edilmelidir.Sabun ve şampuan üç günden sık kullanılmamalıdır.Her gün kullanılması, derinin koruyucu tabaka oluşturmasını engelleyecektir.Hassas ciltli bebeklerde banyo sıklığı azaltılmalı ve böylece cildin koruması engellenmelidir.Kuru cilt koruyuculuğu kaybetmiştir ve pişik gelişimi daha kolaydır.
Pişik oluşumu nasıl engellenir?
Pişik oluşumunu önlemek bölgenin idrar ve dışkıya mümkün olduğu kadar az maruz kalması gerekir.Özellikle ishal dönemlerinde sık dışkı çıkması pişik oluşumunu kolaylaştırır.Aynı şekilde idrar yolu enfeksiyonlarında da sık idrar çıkışı ve idrarın değişen niteliği pişik oluşumunu arttırır.Bu durumda ön tarafta gelişen pişiklerde idrar yolu enfeksiyonu da akla gelmelidir.Bebeğin bezinin sık sık kontrol edilmesi ve kuru kalmasının sağlanması, pişiğin engellenmesi için en önemli faktördür.Cilt bakımına gereken önemin verilmesi veya tedaviye rağmen iyileşmeyen pişiklerin olası nedenleri, çocuk doktorunuz tarafından araştırılmalıdır.Oluşan pişiğin tedavisindeki ilk adım, bölgenin bol suyla yıkanıp mümkünse ılık-soğuk arası hava akımıyla kurutulmalıdır.Her dışkılamadan sonra bölgeye aynı işlem uygulanmalıdır.Bölge temizliği için uygulanan solüsyonların su bazlı olması ve yabancı madde içermemesi özellikle hassas ciltlerde pişik gelişimini önler.Gün içimde birkaç kez cildi bir süre açık bırakıp bölgenin havalandırılması iyileşmeyi hızlandırır.Yine günde birkaç kez çinko içeren kremler veya koruyucu kremlerin kullanılmaya devam edilmesi iyileşmeyi sağlar.Pişik bölgesinde mantar enfeksiyonu gelişmişse antimikotik (mantar için) kremler kullanılmalıdır.Mantar enfeksiyonunda tedavi 15 günden önce kesilmemelidir.Kaynak\Prof.Dr. Barbaros Ilıkkan

Etiketler :, , , , , , , , , , ,
Haziran 24th, 2008 by Filiz Arıcan 2200 kez okunmus


İstanbul İl Sağlık Müdürü Mehmet Bakar, önümüzdeki günlerde hava sıcaklığında yaşanabilecek artışların, nemdeki artışla birlikte daha fazla etkili olacağı ve gerekli önlemler alınmadığı takdirde insan sağlığını olumsuz etkileyebileceği uyarısında bulundu. Mehmet Bakar, yaptığı açıklamada, Meteoroloji’den yapılan uyarılara göre, önümüzdeki günlerde hava sıcaklıklarının mevsim normallerinin üzerine çıkmasının beklendiğini anımsattı.“Hava sıcaklığında olabilecek artışın, nemdeki artışla birlikte daha fazla etkili olacağı, gerekli önlemler alınmadığı takdirde insan sağlığını olumsuz etkileyebileceği bilinmelidir” görüşünü bildiren Bakar, bu durumdan özellikle çocukların, yaşlıların, kalp ve akciğer hastalarının daha fazla etkilenebileceğine dikkati çekti. Bakar, yaz mevsimi ile birlikte artan hava sıcaklığının ve güneşin olumsuz etkilerinden korunmak için alınması gerekli tedbirlere ilişkin şu bilgileri verdi:Güneş ışınlarının etkisinin güçlü olduğu 11.00-16.00 saatleri arasında güneş ışınlarından kaçınılmalı ve bu saatlerde uzun süre güneş altında kalınmamalıdır. Sıcak havalarda güneş yanıklarının yanı sıra sıcak çarpması için dikkatli olunmalı, bol sıvı alınmalı, haşlanmış sebze ve meyve tercih edilip, yağlı gıdalar ve alkolden kaçınılmalıdır.Kanser hastaları, kemoterapi hastaları ve değişik deri hastalığı olanların güneş ışınlarından korunmaya özellikle dikkat etmesi gerekir. Özellikle yaşlılar, kalp ve tansiyon hastaları sıcak günlerde efor harcamaktan kaçınmalıdırlar.Sık sık ılık su ile duş yapmakta fayda vardır. Havasız ve kapalı yerlerde uzun süre kalınmamalı ve bulunulan ortamda hava sirkülasyonu sağlanmalıdır. Açık renkli, pamuklu bol giysiler giyilmeli ve geniş kenarlı şapka takılmalıdır.Ultraviyole ışınlarından koruyucu gözlükler takılmalıdır. Güneşlenmeden veya güneşe çıkmadan önce cilde uygun koruyucu bir güneş kremi sürülmelidir. Güneşlenme sonrasında oluşabilecek güneş yanıklarında kesinlikle yoğurt ve benzeri maddeler sürülmemeli, bu durumda soğuk kompres uygulaması yapılmalıdır. Müdahale gereken durumlarda mutlaka hekime danışılmalıdır.Gözlerde ağrılı kızarıklıklar olması durumunda soğuk kompres yapılmalı ve bir hekime başvurulmalıdır. Sıcak çarpmalarında kişiler önce serin ve gölge bir yere alınmalı, vücudundaki sıkı giysiler çıkarılarak başı ve vücudu ıslatılmak sureti ile serinletilmelidir.Bilinç bulanıklığı olan sıcak çarpması durumlarında 112 Acil Sağlık Hizmeti hemen aranmalı veya güneş çarpmasına maruz kalındığında en yakın sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.Kaynak

Etiketler :, , , , , , , , , , , , , ,