Mart 27th, 2008 yapan Filiz Arıcan 154 kez okunmus

Kahvaltıda rafadan yumurta ve kepekli ekmekle bir menü sizin için vazgeçilmez mi?Buna beyninizin de sevindiğini size söyleyelim.Yumurta gibi, selenyum açısından zengin gıdalar, hafızanızı keskin tutarak, beyninizin daha hızlı çalışması konusunda size faydalıdır.Çin’in kırsal kesimlerinde yapılan bir araştırmada, günlük 55 mikrogram ( yaklaşık olarak 0.000001 gram) tüketen kişiler üzerinde yapılan bir testte, kendilerinden 10 yaş daha küçüklerin beyin ve algı hızları ile aynı değerlere sahip oldukları ortaya konumuştur.
Peki selenyuma hangi gıdalarla ulaşacaksınız?

Günlük almanız gereken selenyumun tamamını, bir dilim kepek ekmeği (1 dilim 10 mikrogram selenyum içerir), yumurta (1 adedi 14 mikrogram), ton balığı (her küçük parçasında 653 mikrogram) yiyerek sağlayabilirsiniz. Bunun yanında eğer seviyorsanız hamsi, uskumru, karides, yer fıstığı, ceviz gibi besinler de tüketebilirsiniz.Kaynak

Etiketler :, , , , , , , , , , , ,
Mart 25th, 2008 yapan Filiz Arıcan 243 kez okunmus

Kadınlarda görülen kanserlerin yaklaşık yüzde 40-45’ini jinekolojik kanserler oluşturuyor. Jinekolojik kanserlerden korunmak için her yıl en az bir kere muayene olunması ve gerekli taramalar tamamlanarak uzman hekim tarafından incelenmesi gerekiyor.Fatih Üniversitesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Nilgün Turhan, günümüzde kadınlarda görülen jinekolojik kanserlerin giderek artış gösterdiğini söyledi.Jinekolojik kanserlerin tek bir nedene bağlı olarak gelişmediğini ifade eden Prof. Dr. Nilgün Turhan, kansere neden olan risk faktörlerinin bilinmesinin, tedavide ve korunmada hayati önem taşıdığını anlattı.Turhan, sigara kullanımının diğer kanser türlerinde olduğu gibi jinekolojik kanser türleri için de çok önemli bir risk faktörü olduğunu vurgulayarak, cinsel yolla bulaşan hastalıkların, erken yaşta cinsel ilişki, kocası çok eşli kadınlar ve genellikle düşük sosyo ekonomik durumdaki kadınlar arasında yaygın görüldüğünü söyledi.

En Fazla Yumurtalık Kanseri Ölüme Yol Açıyor
En sık rastlanan jinekolojik kanser türünün, rahim ağzından kaynaklanan ve halk arasında rahim ağzı kanseri olarak adlandırılan “serviks” kanseri olduğunu belirten Turhan, rahim ağzı kanserinin dünya genelinde meme kanserinden sonra kadınlarda en sık görülen kanser türü olduğunu kaydetti. Turhan, bu kanser türünün, PAP smear tarama testi ile çok erken dönemde tanımlanabildiğine işaret ederek, “ABD’de 2003’te 12 bin 200 yeni vaka teşhis edildi ve yine aynı yıl 4 bin 100 kadın bu hastalıktan dolayı yaşamını yitirdi. ABD’de 100 binde 8.7 kadında rahim ağzı kanseri teşhis edilirken Haiti’de bu oran 100 binde 94 kadına kadar çıkıyor” dedi.İkinci sırayı rahmin iç tabakasından kaynaklanan ve halk arasında rahim kanseri olarak bilinen “Endometrium” kanserinin aldığını anlatan Turhan, modern toplumlarda rahim kanserinin sıklığının giderek arttığına ancak ölüm oranının oldukça düşük olduğuna dikkati çekti. Turhan, “Çünkü modern gelişmiş toplumlarda bu hastalık erken yakalanabiliyor ve iyi tedavi ediliyor. 2003’te ABD’de 40 bin 100 rahim kanseri vakası teşhis edildi ve bu hastalıktan dolayı sadece 6 bin 800 kadın yaşamını yitirdi” diye konuştu.Yumurtalıklardan kaynaklanan ve “over” kanseri olarak adlandırılan yumurtalık kanserlerinin ise jinekolojik kanserler içinde en fazla ölüme yol açan kanser türü olduğunu belirten Turhan, 40 yaşın üzerindeki kadınların yüzde 12’sinde over kanserinin teşhis edildiğini, tüm kadınların yüzde 5’inde bu kansere rastlandığını söyledi. Turhan, “ABD’de 2003’te 25 bin 400 vaka teşhis edildi ve yine aynı hastalıktan 14 bin 500 kadın yaşamını yitirdi. Yumurtalık kanserinde tanı sonrası ortalama yaşam süresi yüzde 35’dir” dedi.Rahim iç yüzü kanserinde şişmanlık, diyabet öyküsü, geç menopoz yaşı, kısırlık ve progesteron olmaksızın tek başına östrojen kullanımının risk faktörü olduğunu anlatan Turhan, yumurtalık kanserinde ise belirgin bir neden saptanamadığını, ancak yaş, ailesel faktörler ve yüksek hayvansal yağ içeren beslenme gibi çevresel ve genetik faktörlerin etkili olduğunu kaydetti.Turhan, vulva ve tüplerden kaynaklanan kanserlere az rastlandığını, başarılı tedavi yanıtının alındığı bu grup kanserlerin çok fazla hayati tehlike taşımadığını söyledi.

Semptomlara Dikkat
Jinekolojik kanserlerin belirtilerinin farklılık gösterdiğini dile getiren Turhan, rahim ağzı kanserinde cinsel ilişki sonrasında lekelenme tarzında vajinal kanama, adet miktarında ya da süresinde artış, kahverengi vajinal akıntı şeklinde belirtiler olabileceğini söyledi. Turhan, ileri evrelerde bel ve kasık ağrısı, idrar yapmada güçlük ya da bacak ödeminin de görülebileceğini kaydetti.Rahim kanserinin, erken bulgu veren bir kanser türü olduğunu ifade eden Turhan, menopoz öncesi ya da menopoz döneminde anormal kanamalarla belirti verdiğini söyledi.Turhan, yumurtalık kanserinin ise geç bulgu verdiğini ve bulguların kendine özgü olmadığını belirterek, “Karın şişliği, ağrı, hazımsızlık, karın çevresinde artış, anormal vajinal kanama, en sık görülen belirtilerdir” dedi. Yumurtalık kanserinin geç bulgu vermesinin, yumurtalık kanseri hastalarının yüzde 70’ine geç evrede tanı konmasına neden olduğunu dile getiren Turhan, vulva kanserinin en sık bulgularının ise kronik kaşıntı, vulvada ele gelen kitle, ağrı, kanama ve ülserler olduğunu söyledi.

Nasıl korunabiliriz?
Jinekolojik kanserlerin nedenleri çok farklı olduğu için korunmada da birçok faktörün dikkate alınması gerektiğini belirten Turhan, rahim ağzı kanserinden korunmak için cinsel yolla bulaşan hastalıklardan özellikle HPV enfeksiyonundan korunmanın ön plana çıktığını kaydetti.Turhan, bir kadının yaşam boyu genital HPV enfeksiyon geçirme riskinin yüzde 80 olduğunu, bu enfeksiyonların çoğu kendiliğinden iyileşse de “HPV virüsünün rahim ağzı kanserinden yüzde 99.7 oranında sorumlu” olduğunu bildirdi.9-45 yaşları arasında yapılan HPV aşısının rahim ağzı kanserini yüzde 75 oranında önlediğini belirten Turhan, “Her yıl 300 bin kadının ölümüne sebep olan rahim ağzı kanserine karşı aşı ve PAP smear testi ile düzenli takipler yapılmalı” dedi.Turhan, üreme çağında doğum kontrol hapı kullanan kadınlarda, rahim ve yumurtalık kanserlerinin görülme oranlarının belirgin oranda azaldığının tespit edildiğini ifade ederek, şu önerilerde bulundu:” Sigara kullanılmamalı. Aşırı kilo alımı engellenmeli, tek başına östrojen alınmamalı ve kanserleşme riski taşıyan rahim hastalıkları uygun tedavi edilmeli. Yumurtalık kanserinde doğum kontrol hapları kullanılabilir ve ailede yumurtalık kanseri varlığında koruyucu girişimler önerilebilir. Yılda en az bir kez jinekolojik açıdan muayene olmalı ve tarama testleri yaptırılmalı.”Kaynak

Etiketler :, , , , , , , , , , ,
Mart 22nd, 2008 yapan Filiz Arıcan 169 kez okunmus

Nasıl ki çikolatanın siyah renkli olanını öneriyorsak, balda da koyu rengi aramalısınız.Koyu renkli ballar, açık renkli ballara göre daha fazla antioksidan içerirler.İspanya’da yapılan bir araştırmada, ballar üç gruba ayrılmıştır: En açık renge sahip, ve arıların çiçeklerin nektarlarından ürettikleri çiçek balı; rengi en koyu olan ve arıların, bitkilerin ve ağaçların üzerinde yaşayan böceklerin salgıladıkları tatlı ve yapışkan maddeden ürettikleri salgı balı; ve hem çiçek hem de salgı balının karışımından oluşan ve ikisinin ortası bir renge sahip karışım balları. Yapılan açıklamalarda, salgı balının, yaşlanmaya ve hastalıklara neden olan serbest radikallerden en yüksek düzeyde korunmayı sağladığı açıklandı..Araştırmacılar, yapışkan maddede bulunan antioksidan özellikli fenollerin ve aminoasitlerin bu korumada etkili olabileceğini düşünüyorlar.Kaynak

Etiketler :, , , , , , , ,
Mart 21st, 2008 yapan Filiz Arıcan 200 kez okunmus


Ben suda doğumu ilk defa Nurgül Yeşilçay’ın bu şekildeki doğumuyla duymuştum.Ve detaylarını merak ediyordum.Benim gibi merak eden arkadaşlar bu siteden (blog) yararlanabilir.

Suda doğum yaptıran ve bu uygulamayı savunan kişiler ılık suyun sakinleştirici ve ağrı giderici etkileri olduğunu ve bu etkinin kadının kendisini rahat hissetmesine ve doğumun daha kolay geçmesine yardımcı olduğunu ileri sürerler.Bu görüşler dışında suda doğumun su dışında doğumdan üstün olduğunu gösteren hiçbir bilimsel araştırma yoktur.Konuyla ilgili yapılan ve normal doğum ile suda doğumu karşılaştıran sistemik bir araştırmada yarar ya da istenmeyen etki açısından her iki doğum şeklinin birbirine karşı avantaj veya dezavantajının olmadığı gösterilmiştir.Suda doğumu savunanların hipotezi ılık suyun kasları gevşeteceği ve zihinsel rahatlık sağlayacağı ve bu sayede plesentaya giden kan akımının artarak daha az ağrılı ve daha kısa bir doğum sürecinin yaşanacağıdır.Ancak burada suyun sıcaklığı önem kazanır.Su için ideal sıcaklık 37 derecedir.Suyun daha sıcak olması durumunda anne adayının kan dolaşımında değişim olabilir ve ani tansiyon düşüklüğü ile plesentaya giden kan akımlarında azalmalar yaşanabilir bu da hem anne adyını hem de bebeği gereksiz risk altına sokabilir.Ayrıca suda uzun süre kalınması durumunda anne adayına terlemeye bağlı sıvı kaybı görülebilir.Suda doğumla ilgili bir başka risk de enfeksiyon olasılığındaki artıştır.Doğum eylemi sırasında suya karışan kan ve dışkı hem anne hem de bebek için risk yaratır.

Suda doğum sırasında karşılaşılan ve önceden kestirilemeyen bir başka risk de kordon kopmasıdır.Özellikle bebeğin göbek kordonunun kısa olması durumunda aniden su yüzüne çıkan bebeğin kordonu kopabilir ve bebek kan kaybedebilir.Yapılan bir çalışmada suda doğum sonrası bebeklerin yüzde 14′ünün kordon kopması nedeniyle yoğun bakıma alındığı ve hatta bebeğe kan verilmesi gerektiği saptanmıştır.Kaynak/Jin. Opr. Dr. Hüsnü Görgen

Etiketler :, , , , , , , , ,
Mart 20th, 2008 yapan Filiz Arıcan 327 kez okunmus

Epidural anestezi genellikle normal doğum sırasındaki ağrıları azaltmak amacıyla anestezi uzmanı tarafından uygulanan bir yöntemdir.Epidural anestezi omurilik etrafını dıştan saran bir zarın etrafına uygun bir lokal anestezik ilaç verilmesidir.Belinizden yapılan bu uyuşturma etkisi ile iğne yapılan bölgenin ağrı duyusu kaybolur, ancak hareketlerinize devam edebilirsiniz.Lokal anestezik ilaç genellikle kalıcı bir katater yerleştirilerek gerekli durumlarda, ek doz yapılır.Epidural anestezinin en sık görülen yan etkisi, tansiyon düşmesidir.Ancak anestezi işlemine başlamadan önce anne adayına serum verilerek tansiyon düşmesi önlenebilir.Ayrıca bazı durumlarda baş ağrısı görülebilir.Epidural anestezi uygulanıp normal doğum takibine alınan hastaların, sezaryenle doğum yapmasını gerektiren bir durum olmasında bir sakınca yoktur.Sezaryenle doğuma alıncak anne adaylarının genel anestezi oranı yüksek olanlarında, epidural veya spinal anestezi uygulanabilir.Sezaryenle doğum sırasında genel veya epidural anestezi uygulaması, bebeğin çıkış süresini de değiştirmez.Anestezi yöntemi konusunda kagörüşüp bilgi rar vermeden önce, doğum yaacağınız hastanenin anestazi doktoru ile görüşüp bilgi almanız sizi rahatlatır.Kaynak/Jin. Opr. Dr. Hüsnü Görgen

Etiketler :, , , , , , , ,
Mart 19th, 2008 yapan Filiz Arıcan 562 kez okunmus

Dış gebelik, uterus (rahim) dışında, tüpler veya karın içerisinde hamileliğin gelişmesidir.En sık olarak tüplerde yerleşir.Daha az sıklıkla yumurtalıklar, karın içi ve rahim ağzında görülebilir.Yaklaşık 100 hamilenin 1 ila 5′inde dış gebelik görülür.

Risk faktörleri:Tüplerin hasar görmesi veya fonksiyonunu yapamadığı durumlarda dış hamilelik görülme riski artar.Bu duruma yol açan nedenler; Daha önce geçirilmiş pelvik enfeksiyonlar, Spiral (özellikle progesteroniçerenler), ameliyatlara bağlı yapışıklıklar, daha önce dış gebelik ameliyatı geçirmiş olmak ve endometriozis‘tir.

Önlem:Tüplerde görülen dış hamilelik olasılığını azaltmak için jinekolojik enfeksiyon gelişmemesi için önlem alınmalıdır (birden fazla partner, prezervatif kullanmama gibi).Eğer enfeksiyon gelişirse erken teşhis ve tedavi edilmelidir.

Belirtileri:Kasık ağrısı, regl gecikmesi veya ağrılı, fazla ve uzun süreli regl kanaması, omuz ağrısı, bulantı, memelerde gerginlik hissi dış gebeliğin belirtileri arasında yer alır.Teşhiste gecikme olur ve dış hamilelik rüptür ( tüpün yırtılması) olursa ani şiddetli karın ağrısı, baş dönmesi, bayılma, solukluk görülür.

Tanı:Jinekolojik muayenede kasık bölgesinde hassasiyet ve ağrı görülür.İdrar ve kanda yapılan (B-hCG) hamilelik testleri pozitif çıkar.Vajinal yoldan yapılan ultrason incelemesinde uterus içerisinde hamilelik izlenmez.Dış hamileliğe ait diğer belirtiler görülebilir.Kürtaj yapılır ve parça, patolojik incelemeye gönderilirse uterus içine ait bir hamilelik bulgusu görülmez.

Tedavi:Erken dönemde konulan tanı ile hasta laparoskopik (kansız-bıçaksız ameliyat) olarak opere edilir.Genellikle tüplere zarar vermeden sadece hamilelik ile ilgili parçalar çıkarılır.Ancak bazı olgular geç dönemde görülür ve karın içinde kanama olmuştur.Bu şok durumunda acil olarak kan verilmesi, hastanın ısıtılması, oksijen verilmesi ve hastanın ameliyata alınarak kanamanın durdurulması gerekir.Bazı uygun hastalar, erken dönemde ilaç (Methotrexate) ile tedavi edilebilir.Bu durumda hasta çok yakından ve kan B-hCG değerleri ile takip edilir.Kaynak/Jin. Opr. Dr. Hüsnü Görgen

Etiketler :, , , , , , , , , , , ,