Temmuz 31st, 2008 yapan Filiz Arıcan 834 kez okunmus

Bilgisayar başında uzun süre zaman geçirenlerin bel ve boyun ağrılarına son veren bilgisiyar programı, kamera aracılığıyla kullanıcıları izleyip, düzgün oturmaları için uyarıyor.Özellikle ofis çalışanlarında, bilgisayar başında yanlış oturum şekilleri nedeniyle oluşan bel ve boyun ağrısı gibi hastalıkların önüne geçilmesi için bir bilgisayar yazılımı geliştirildi.İngiltere’de Posture Minder firması tarafından geliştirilen ve aynı adı taşıyan program sayesinde pek çok kişi bel ve boyun ağrısından kurtulurken, özellikle çalışanları bilgisayar başında zaman geçiren şirketler tarafından yoğun talep görüyor. İnternet üzerinden de ücreti karşılığında indirilebilen programın türkçeye çevrilmesi ve Türkiye’de yaygınlaştırılması için çalışma başlatıldı.Programın Türkçeye çevrilmesi için İngiliz firma ile çalışma başlatan Türkiye Fizyoterapistler Derneği Genel Sekreteri Murat Dalkılınç,her yıl bilgisayar başında çalışan, oyun oynayan ya da ders çalışan milyonlarca insanın vücutlarını hatalı kullandıklarını ve ergonomi bilgisinden yoksun oldukları için bel ve boyun ağrısı gibi çeşitli sağlık sorunu yaşadıklarını bildirdi.Dalkılınç, bu durumun farkına varan ve yaşanan sorunun çalışanların yaşam kalitesi ile ülke ekonomisine zarar verdiğini tespit eden İngilizlerin, bilgisayar başında zaman geçiren kişiler için akıllı bir yazılım ürettiğini belirtti.
“SANAL PERİ”
İngilizlerin geliştirdikleri bu yazılımla, alışkanlıklarını değiştirmekte zorlananlara yardımcı olacak ve onu hatalı durumlarda uyaracak “sanal bir peri” yaratıldığını anlatan Dalkılınç, şunları kaydetti: “Bilgisayara yüklenen yazılım, entegre ya da sonradan monte edilmiş kamera ile kullanıcıyı izliyor ve onu doğru oturması için uyarıyor.Bilgisayar programı bununla da yetinmiyor, eğer çalışan hareket etmeden uzun süre oturmuşsa ona mola vermesi gerektiğini, molada hangi egzersizleri yapabileceğini ve gün içinde alması gereken sıvı miktarını da hatırlatıyor.Bu program, bilgisayar kullanıcıları için ağrılı durumlar nedeniyle bozulan yaşam kalitesini yükseltir. Doğru çalışma alışkanlıkları geliştirilmesine yardımcı olur. Kurumlar için de kas iskelet sistemi hastalıkları nedeniyle yaşanan iş gücü kayıplarını önler, sağlık harcamalarını azaltır, çalışanların daha verimli olmalarını sağlar.
TÜRKİYE’DE 10 DENEK SEÇİLECEK
Murat Dalkılınç, kendisinin de yazılımı yaklaşık 6 aydır kullandığını ve sonuçlarından çok memnun olduğunu belirtti.Programın Türkçeye çevrilmesi için başlatılan çalışma kapsamında 10 kişinin denek olarak kullanılacağını anlatan Dalkılınç, “Posture minder şirketi ile yapılan ortak projede ücretsiz dağıtılacak 10 adet tam sürüm programla bilimsel araştırma yapılacak. Kullanıcıların ihtiyaçları ve sıkıntıları kapsamında program geliştirilecek. Bu yazılımı alacak 10 kişi, onlardan istediğimiz verileri bize verecek ve onlara göndereceğimiz anketleri dolduracaklar” dedi.Dalkılınç, programın İngilizce versiyonu ve kullanımı hakkında detaylı bilgiye “www.postureminder.co.uk” sitesinden ulaşılabileceğini anlattı.Kaynak

Etiketler :, , , , , , ,
Temmuz 30th, 2008 yapan Filiz Arıcan 1832 kez okunmus

Yaş olarak olmasa da, 1 yaşından beri göz tembelliği olan oğlumun gözlük takma sorunu nedeni ile yazı dikkatimi çekti ve bu sorunu yaşayan ailelere de yardımcı olacağını düşündüğüm için sizlerle paylaşmak istedim.Çocuklar doğumlarından yetişkinliğe kadar farklı hız ve yapıda değişim ve gelişim içindedirler. Fiziksel, sosyal, zihinsel gelişimleri birbirleriyle ilişki ve etkileşim halindedir. Sağlıklı psikolojik gelişim için çocuğun benlik saygısını yani kendini olumlu algılama biçimini kazanması, geliştirmesi, koruması ve artırması gereklidir. Bu algılar davranışlarına, duygularına, kişisel özelliklerine, yeteneklerine, becerilerine, toplumun onu kabul ediş şekline ve görünümüne ait algılardır. Bu algılar aile, yakın çevre, öğretmenleri ve yaşıtlarının bakış ve yaklaşımları ile beslenerek zamanla öz beğeniye dönüşür. Özbeğeni de ise çocuk, özelliklerini değerlendirmeye başlar. Ya bu özelliklerini kabul eder ya da etmez. Sağlıklı özbeğenisi olan çocuklar sosyal ilişkilerinde, öğrenme süreçlerinde kendilerini daha yeterli hissederler.Çocukluk ve gençlik döneminde gözlük ve diş teli takma zorunluluğu onların değişen görünümlerine uyum ve rahat kullanımlarını sağlamaları, olumlu destekle mümkündür. Bu desteği verecek ilk kişiler ana-babalardır. İkinci etki öğretmenler sonra da yaşıtlarından gelmektedir.Gözlük kullanımı okul öncesi çocuklarında özbeğeni açısından değil kullanımın sağlanması ve rahatlığı açısından değerlendirilmelidir. Anne-baba veya çevrede gözlük takanların örneklendirilmesi, bu konuya aşırı odaklanılmaması, doğal aktarılması, göz kusurunu giderecek bir gereklilik olduğu, devamlı takılmasının yararı, oyun oynarken ve spor yaparken dikkatli ve tedbirli davranılması aktarılmalıdır. Özellikle göz tembelliği nedeniyle sağlam gözünün bantla 1 saatten 1 haftaya kadar sürekli kapatılması okul öncesi yaş ve aileler için zorlayıcıdır. Bu konuda da gerekliliği anlatıldıktan sonra, ailenin ve okulun desteklemesi ve ödüllendirme işe yarar. Yaşıtların alay etmelerini önlemek için okula bilgi vermek, önlenemeyen “dört göz” alaylarını göz ardı edebilmeleri için çocuğu bilgilendirmek ve önemsemez davranmakla ve karşısındakine duygularını söyleyerek alayları önleyebileceği öğretilebilir. Okul dönemindeki gözlük kullanımı konusunda aynı örnek ve modellemeler verilmeli, gözlük takmanın daha iyi görmesi sonucu vurgulanmalı, derslerini takip edebilmesine etkileri anlatılmalı, gözlük takma sürecinin ergenlik yıllarında lens takabilme alternatifleri olduğu, daha sonraları göz kusurunu ortadan tamamen kaldıracak teknolojilerin bulunduğu aktarılmalıdır. Aile büyüklerinin ve yakınların beğenilerini belirtmeleri kendilerinde farklı algılayabilmelerini engeller. Cazip renk, kırılmayan, camı parlamayan modeller de çocukların gözlüğe uyum sağlamalarına destekleyicidir. Ergenler için durum biraz daha farklıdır. Kimlik arayışı içindeki gencin benlik kavramı değişkenlikler gösterir. Kendini acımasızca eleştirdiği, ayna karşısında daha çok zaman harcadığı, karşı cinse kendini daha çok beğendirme çabasında olduğundan gözlük takmak sorun olabilir. Bulduğu özdeşim modellerine, beğendiği kişilere benzeme çabasında olan genç için de aynı yaklaşım ve süreçler kullanılır. Kendini bedensel özellik ve farklılıklarla kabul edebilme, yaşıtlarının kendince güzel bulduğu özelliklerini (saçını, gözünü, kilosunu, boyunu, spor, müzik yeteneklerini, ekonomik durumunu, aile yaşantısını v.s.) kıskanma kendilik algısının özbeğeniye dönüştürülmesi desteğini ebeveynler vermeye devam etmelidirler.”Güzel gözlüm”, “güzelim”, “yakışıklım” desteğini sürekli alan çocuk zaten o özelliğini beğeniyle algılayacaktır. Diş teli kullanımı, çocuğun diş gelişimine bağlı olarak 7 yaşından ya da 12 yaşından başlayarak ergenliğe kadar sürebilecek uzun ve zahmetli bir tedavi sürecidir. Geçici ve sabit ağız içi aperelere uyum sağlama konusunda ailelerin yaklaşımı önemlidir. Ağız bakımında diş fırçalama alışkanlığını kazandırmanın yanında geçici apereleri temizleme, fırçalama, genişletme, kutusunda saklama sorumluluğu da devreye girer. Diş doktorları kullanımı cazip hale getirmek için renkli, yıldızlı apereler, alternatif kutular sunmaktadırlar Sabit diş teli kullanımının yaygın olması ise çocuklara bu konuda akran desteği sağlamaktadır. Okulun diş sağlığı konusunda bu noktada da eğitim vermesi, tedavi öncesi ve sonrası karşılaştırmaları göstermesi yararlı olacaktır. Küçük yaşta tedaviye başlayan çocuklar daha kolay uyum sağlamaktadırlar. Yemek yeme alışkanlıkları ve şeklini de etkileyen diş teli gülerken özellikle ağzını kapatmak, gülmemeye çalışmak, konuşurken teli göstermemek için ağzının içinde konuşmaya neden oluyorsa beğeniyle ilgili bize ipucu veriyor demektir.Tuttuğu takımın ya da sevdiği renklerde tele takılan lastikler beğeniyi sağlamaya yardımcıdır.
Gözlük ve diş teli kullanımını bir özbeğeni problemi olarak tespit etmek ;
• Durumu şikayet ediyorsa, “Neden sanki bunu takmak zorundayım.”
• Bu konuda öfke, üzüntü, kızgınlık duygularını belirtiyorsa,
• Kıyaslamalar yapıyorsa, “Keşke Deniz gibi gözlüksüz olsaydım.”
• Farklı durum kişilerden beğeniyle söz ediyorsa, “Ahmet ‘in ne güzel diş teli yok!”
• Kendini sürekli eleştiriyorsa, “çok çirkin oldum.”
• Davranış sorunları gösteriyorsa, (Saldırganlık)
• Akademik sorunlar varsa, (okuldaki bazı dikkat sorunları )
• Sosyal İlişkiler de bozuluyorsa, (içe kapanma ve kaygı)
NELER YAPABİLİRSİNİZ ?
• Hazırlayıcı ön bilgiler vermek. (Ailede anne baba ya da kardeşlerde görme bozukluğu, benzer diş bakımı alan varsa bu ihtimalin bulunduğunu önceden anlatabilirsiniz)
• Ebeveyn olarak bakış açınızı gözden geçirirseniz. Yaklaşımınızda o kadar olumlu gelişecektir.
• Neden gerekli olduğunu uyum sağlamanın olumlu sonuçlarını anlatınız.
• Çevrenizden örnek modeller gösteriniz.
• Doğal, heyecansız, rahat davranınız.
• Alaylar konusunda nasıl karşı durması ya da önemsememesi gerektiğini aktarınız.
• Aile büyüklerinizin olumlu desteğini isteyiniz.Kaynak

Etiketler :, , , , , ,
Temmuz 24th, 2008 yapan Filiz Arıcan 703 kez okunmus


Bu haberi okuduğum da gerçekten çok sevindim.Çünkü gün geçmiyor ki parasızlık yüzünden ya da sosyal güvencesi olmadığı için insanların hastane hastane dolaştırılıp sonunda da vakit kaybından öldükleri haberlerini izliyoruz.

Özel hastaneler, acil vakaları hastanın sağlık güvencesi veya ödeme gücü bulunup bulunmadığına bakmaksızın kabul etmek zorunda olacak. Hizmet bedelinin tahsili ile ilgili işlemler, acil müdahale sağlandıktan sonra yapılacak.Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları ve Özel Hastaneler Hakkındaki Yönetmeliklerde yapılan değişiklikler Resmi Gazete’nin bugünkü sayısında yayımlanarak yürürlüğe girdi. Yapılan düzenlemelere göre, özel hastanelerde görev yapan hekimler, en fazla iki sağlık kuruluşunda; yan dallarda uzman olan hekimler ise en fazla üç sağlık kuruluşunda çalışabilecek. Ücretli veya ücretsiz izinli sayılarak yurt dışına gönderilen kamu görevlisi hekimler ile ilgili mevzuattan kaynaklanan yükümlülükleri bulunan hekimler hariç olmak üzere, yurt dışında mesleğini icra eden hekimler bu maddedeki planlamadan istisna tutularak Türkiye’de meslek icra edebilecek. Sağlık kuruluşlarında acil sağlık hizmeti verilmesi ve acil vakaların, hastanın sağlık güvencesi veya ödeme gücü bulunup bulunmadığına bakılmaksızın kabul edilmesi ve gerekli tıbbi müdahalenin yapılması zorunlu olacak. Acil vakalarda, gerekli ilk müdahale yapılarak hastanın stabilizasyonu sağlanacak. Stabilizasyonu sağlanamayan veya stabilizasyonu sağlanmakla birlikte ileri tetkik ve tedavi amaçlı başka bir sağlık kurumuna sevki gerekli görülen hastaların nakli için 112 komuta kontrol merkezi ile irtibata geçilecek. Özel hastanelerin acil ünitesinde günün her saatinde hekim bulundurulması da zorunlu olacak. Bu hükümlere aykırı davranıldığının tespiti halinde hastanenin acil vakalar haricinde hasta kabulü 10 gün, aykırılığın tekrarında 30 gün süreyle valilikçe durdurulacak. Bir yıl içinde üç kez yönetmelik hükümlerine aykırılık saptanırsa hastanenin ruhsatı Sağlık Bakanlığı’nca geri alınacak. Sağlık kuruluşlarından uygunluk belgesi için 15 Şubat 2008′den önce başvurusu yapılanlar ile 15 Şubat 2008 tarihi itibarıyla bina inşaatı veya tadilatının tamamlandığı resmi olarak belgelenen ve dosyaları eksiksiz şekilde en geç 1 Eylül 2008′e kadar müdürlüğe verilen tıp/dal merkezlerinin uygunluk belgesi işlemleri 9 Mart 2000′de Resmi Gazete’de yayımlanan ve yürürlükten kaldırılan “Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelik” çerçevesinde yürütülecek.Kaynak

Etiketler :,
Temmuz 22nd, 2008 yapan Filiz Arıcan 5632 kez okunmus


Anneler olarak biliyoruz ki çocuklarımız her dönemde büyümelerini fark etmeleri ile orantılı olarak farklı davranışlar içine giriyorlar.Bunu yakın çevremden de bu yaştaki oğlumdan da gözlemliyorum.Ve hazır bu konuyla ilgili bir yazı bulmuşken bizlere yararı olduğunu düşündüğüm için sizlerle de paylaşmak istiyorum…
Davranış Bilimleri Enstitüsü Çocuk ve Genç Bölümü Psikolog Şeyda Özdalga, 3 – 4 yaş çocuklarının genel özelliklerini şöyle sıralıyor: “Bilişsel, duygusal ve sosyal gelişim olarak 3-4 yaşı kapsayan iki yıllık yelpaze deki farklılıklarla birlikte bu yaş çocukları büyük ölçüde ben merkezcidir. Genelde neşeli olduğu yaşlardan daha bağımsız, inatçı ve kendi isteği ile hareket etme değişimi gözlenir. Aile içinde geçerli olan bazı kuralları, yavaş yavaş paylaşmayı, isteklerinin yerine getirilmesi için sabırlı olmayı öğrenmeye de başlar. Yaşıtlarını veya yetişkinleri sürekli taklit eder, onların davranışlarını ve sözlerini tekrarlar. Çevresi ile sözlü iletişim kurabilen, yaşıtlarıyla kısa süreli de olsa oynayabilecek şekildeki birlikteliği onun sosyalleşme yolundaki ilk gerçek deneyimleridir. Genellikle kendi isteklerinin yerine getirilmesi ile ilgili, talepler nedeniyle çıkacak çocukların arasındaki çatışmalar için bir yetişkinin rehberliğine her zaman ihtiyaç vardır. Bu çatışmalarda arkadaşlarına kabadayılık taslar, gözdağı verip sürekli böbürlenir. Dili kullanması çevresi tarafından sunulan dil ortamı ile ilişkili olarak gelişir. Kullanılan dilin kalitesi, çocukla konuşma sıklığı, sorulara cevap verme veya soru sorma yoğunluğu, emir cümleleri değil, sıfatlar, zamirler gibi tanımlayıcı sözcüklerin kullanılması dil gelişimi için önemlidir. Yetişkinlerden duyduğu, gördüğü iyi-kötü her şeyi taklit eder. Dili bozuktur, küfredip, kötü sözler söyleyebilir. Başkalarına isim takar, arkalarından bağırır. Yakın geçmişteki olayları, deneyimleri, olup bitenler arasında ilişki kurarak anlatır. Özellikle sevdiği insanlara karşı çelişkili duygular içindedir. Bu nedenle zaman zaman hem bedeniyle hem de sözle kızgın ve saldırgan olabilir. Toplum içinde bazen olumlu bazen olumsuz davranır. Bu yaşlardaki çocuklar, yetişkinin isteklerini mantıklı olarak açıklamasını ister, kendi davranışlarını, yetişkinleri çekinmeden eleştirir, zaman zaman küfür sayılabilecek kelimeleri kullandığı, yetişkine karşı çıktığı gözlenebilir.”
Neden kötü söz söylerler?

Çocuklar çevrelerine söyledikleri kötü sözleri, kızmak, engellenmek, öfke duygularının ifadesi yanında, tepkileri takip ederek dikkat çekmek, ilgi ihtiyacı, yetişkinliğe ulaşma kriteri olarak görme, yetişkinleri taklit etme, kendini güçlü, özgür hissetme ve tepki gösterme aracı olarak kullanırlar. Genel küfür ve kötü söz kategorileri kızgınlık öfke ile zeka, diğer özürler ya da hayvan isimleri ile söylenen aşağılama kelimeleriyle kişiye yönelik, karşı tarafa zarar vermeyi uman beddua şeklinde ya da cinsel içeriklidir. Bu yaş çocuklarında ise sarsmak, şok etmek, ağızdan kaçan, kendini savunmak, zevk almak amacıyla söylenmiş daha masumane sözlerdir. “Pis Kaya”, “kötü çocuk”, “eşek”, “kakasın sen” gibi kelimeler yanında daha ileri yaşlarda bazı organ isimleri(meme, pipi) ile duruma heyecan katarak tepkileri izleyen sözcüklerdir.
Çocuk kötü sözleri nereden öğrenir, duyar?

Öncelikle yakın çevresi olan ailesi tarafından sunulan dil ortamı model olmaktadır. Ayrıca bu dili kullanan çocuğun aile tarafından desteklenmesi, şirinlik olarak görülüp kabul edilmesi de devamını sağlar. oyun çevresinden, arkadaşlarından, televizyondan ya da bir şarkı sözünden de öğrenebilir.
Kötü sözler kullanan bir çocuğa ebeveynler nasıl yaklaşmalıdır?

Öfke ve düşmanlık dolu sözlerle model olmayıp, örnek olunuz.
Çevreden duymasını engelleyiniz.
Söylenen sözün anlamını ona açıklayınız.
Bu kelimeleri duymaktan dolayı rahatsızlığınızı dile getiriniz.
Duygularını başka türlü ifade etmesini sağlayınız.
Dikkat çekmek amacını taşıyorsa görmezden geliniz.
Şaşkınlıkla, kızarak ya da gülerek tepki vermeyiniz.
Başka aktivitelere yönlendiriniz.
Zaman ayırarak, olumlu ilişki kurun, cesaretlendiriniz.
Güzel konuşmalarını takdir edip, güzel konuşmalarının artmasını sağlayınız.Kaynak

 

Etiketler :, , , , , , , , , ,
Temmuz 21st, 2008 yapan Filiz Arıcan 2319 kez okunmus


Toxoplazma Gondii adı verilen parazitin yaptığı enfeksiyona toxoplazmozis adı verilir. Çoğunlukla toxoplazma diye anılır.Bulaşması kedi dışkısı ile bulaşmış besinler ve topraktan olur. Parazit bulaşmış hayvanların etlerinin pişirilmeden yenmesi de bu etle temas etmiş besinlerin yenmesi de diğer bulaşma şeklidir. Hamile olmayan kişilerde hafif halsizlik ve belli belirsiz ateş ile kendini gösterir. Özellikle bağışıklık sistemi zayıf olan kişilerde bu bulgulara ilave olarak yaygın lenf bezi büyümeleri görülebilir. Hamilelikte ise toxoplazma enfeksiyonu anne karnındaki bebeği de enfekte edebilir ve bebekte ağır sorunlara neden olabilir. Düşük, anne karnında ölüm, toxoplazma bebeğe bulaşmışsa gözlerde körlüğe kadar götüren göz hasarı, beyin kanallarının tıkanmasına bağlı hidrosefali, mikrosefali (başın küçük kalması) ve beyinde kireçlenme ile sonucunda ağır nörolojik problemlere neden olabilir. Toxoplazma enfeksiyonu olan hamilelerin yüzde 40’ında bebekte de enfeksiyon görülebilir. Gebelik haftası ne kadar erken ise enfeksiyonun şiddeti de o kadar fazladır. 20. haftanın altında etkilenen bebeklerin yüzde 25’inde şiddetli enfeksiyon izlenir. Çoğunlukla düşük veya anne karnında ölüm ile sonuçlanabilir. 20 gebelik haftasından sonra geçirilen enfeksiyonlarda ise bebekte yüzde 10 oranında hafif bir enfeksiyon görülür; yüzde 90’ında subklinik yani sessiz seyreder. En önemli konu ise toxoplazma enfeksiyonu geçirmiş olan bebeğin normal olarak dünyaya gelmesine rağmen, sonraki yaşlarda sessiz toxoplazma enfeksiyonunun ortaya çıkarak sorunlara neden olmasıdır. Op.Dr.Hüseyin Mutlu Kaynak

Etiketler :, , , , , , , , , , , , ,
Temmuz 19th, 2008 yapan Filiz Arıcan 765 kez okunmus


Sizlere uzun süredir bitkilerin antioksidanlar ve diğer yararları hakkında bilgiler veriyoruz. Özellikle ülkemizde yaşayan üyelerimizin şifalı bitkileri bulma şansı çok daha fazla. Bu konuda Prof.Dr. İbrahim Saraçoğlu’nun görüşlerine başvurduk. Dr. Saraçoğlu, “Bitkisel Sağlık Rehberi” adlı kitabında bitkilerle sağlıklı yaşam hakkında öneriler sunuyor. Birçok soruna bitkilerle tedavi imkanı sunarken, bunların kesinlikle doktorunuzun size özel kontrol ve önerileri sonrası değerlendirilmesini eklemeyi unutmamalıyız.Bitkisel Sağlık Rehberi” bir çeşit alternatif tıp kapsamında mı?”Tıbbın alternatifi olmaz. Yalnız sağlıklı beslenmenin olabilmesi için sağlıklı besinin olması gerek. Türkiye’de adı bile bilinmeyen pek çok hastalıkta bugün artış var. Çok hızlı kültür değişimi de buna sebep. Oysa, Japonların, İspanyolların, İtalyanların beslenme kültürü sürerken, Türklerinki neredeyse ortadan kalktı.”Türk beslenme kültüründe yanlış ve doğrular nelerdir?Nereye gitseniz kebapçı ve fastfood restoranları var. Daha kötüsü ebter tohumların, yani geleneksel tarımın terk edilip doğal tohumlar yerine melez tohumların gelmesi. Ebter tohumlarında kırık genler vardır. Bunların ürettiği hatalı proteinler, vücutta antikor gibi davranıp kendi organlarımıza saldırabiliyor.
Organik tarım işe yaramıyor mu?
“Organik tarımda da melez tohum kullanıyor. Ebter tohumlardan elde edilen sebzeler ve meyvelerde hastalıklara karşı koruyucu ve etkin maddeler yok denecek kadar az. Türkiye’de tarım yüzde 80 ebter tohumlu. Bir an önce eski usul tarıma dönmemiz lazım. Aksi taktirde bunun sonuçlarını çok ağır öderiz.
Bitkilerin insanlar üzerinde ne tür etkileri var?
Sağlıklı beslenerek birçok hastalığa yakalanmaktan korunabilir ya da hastalığı geciktirebiliriz. Fakat sadece sağlıklı beslenmek yeterli değildir. Çünkü öğünlerde besinlerden aldığımız etkin maddeler diğer bir besin maddesinin etkin maddesiyle reaksiyona girip etkin gücü zayıflatabilmekte. Örneğin havuç alzheimer’a, unutkanlığa karşı önleyici ama salatada bol bol havuç tüketmenin faydası minimal. Çünkü salatadaki yeşillikler, limon sirke veya baharat, havuçtaki alzheimer’ı önleyen etkin maddeleri etkilemekte.Peki bunun için ne yapmalı?Kür uygulamalı. Bitkilerin doğru hazırlanıp tüketilmesine kür diyoruz. Kitabımda hazırlaması çok kolay yüzlerce kür var, bunları yılda 1-2 kez uygulayarak henüz ortaya çıkmamış bir rahatsızlığı bitkisel kürlerle önlemek mümkün.
Bademcik ve boğaz enfeksiyonlarına karşı adaçayı:
Yaklaşık bir su bardağı suda bir poşet adaçayı veya bir tatalı kaşığı taze adaçayı on dakika demlenir. Günde 2-3 defa gargarası yapılır. Ayrıca, beraberinde bir ay boyunca hergün bir çay bardağı adaçayı içilir. Demleme süresi tamamlandıktan sonra bitkiyi daha fazla suyunun içinde bekletmeyiniz mutlaka süzüp ayırınız.
Hemoroid
Hemoroid’e karşı önermiş olduğum bitkisel kür Anadolu’da ” Cıngıldak” olarak adlandırılmaktadır. Bazı yörelerde “civelek” olarak da belirtilmektedir. Özellikle Ege bölgesinde ve Torosların eteklerinde yetişen bu bitkinin yatay geçiş yapmış olan türleri vardır. Doğru türü, hemoroid şikayetlerine karşı mükemmel etkilidir. Bu bitkinin kullanım süresi yaklaşık 1.5 aydır. Bir kürlük miktar 1.5 ay kullanılır ve yaklaşık 75 gramdır.
Dereotu ve Basur
Sabah, öğle ve akşam yemeklerinden 15 dakika önce tüketilecek dereotu basura karşı mükemmel bir çözüm getirmektedir. Bir ay boyunca uygulanmalıdır.
Bayanların sancılı geçen adet dönemlerine karşı civanperçemi bitkisi Regl döneminin başlamasına üç gün kala uygulamaya başlanır ve bitimine kadar devam edilir. Bir tutam civanperçemi (yaklaşık beş gram) yarım litre kaynamakta olan suyun içine atılır. Ağzı kapalı olarak hafif (kısık) ateşte 3 dakika demlenir. Soğuduktan sonra süzülür. Regl döneminin başlamasına üç gün kala hergün sabah ve akşam bir su bardağı içilir. Hergün taze olarak hazırlanır. Reglinin bitimine kadar devam edilir. Bu kür her regl döneminde beş-altı ay uygulanır. Adet sancıları çok şiddetli ise, bu taktirde adet başlamadan bir hafta önce kür uygulamaya başlanır.
Kansızlık şikayetine karşı (demire bağlı anemi)Kullanılacak olan 250 gram taze ıspanak ve 200 gram kabuğu soyulmuş kerevizdir. Kaynamakta olan bir litre suyun içerisine 200 gram ince dilimlenmiş kerevizi atınız ve hafif ateşte 10 dakika haşlayınız. On dakika tamamlandıktan sonra üzerine 250 gram ıspanağı ilave ediniz ve yine ağzı kapalı olarak 5 dakika daha haşlamaya devam ediniz. Daha sonra soğumaya bırakınız. Soğuduktan sonra süzerek suyunu temiz bir şişeye koyunuz ve buzdolabında koruma altına alınız.Sabah aç karına veya kahvaltıdan bir saat sonra bir su bardağı içilir. Akşam aç karına veya akşam yemeğinden bir saat sonra bir su bardağı içilir. 15 gün müddetle sabah ve akşam içimleriyle gün atlamadan devam edilir. 15 gün sonra 10 gün ara verilir. On gün aradan sonra aynı şekilde tekrar sabah ve akşam olmak üzre 15 gün kereviz-ıspanak kürüne devam edilir. Toplam 30 günlük uygulama ile kür tamamlanmış olur. 200 gram kerevizin yumrularının yerine kerevizin sadece taze ve yeşil olan yapraklarını ve saplarını da kullanabilirsiniz. Üç adet saplı (dallı ve yapraklı kısımları, yaklaşık 150 gram) kereviz yeterli olabilecektir. Bu taktirde haşlama süresi üç dakikadır. Üç dakika tamamlandıktan sonra 200 gram ıspanak ilave edilerek beş dakika daha haşlamaya devam edilir. Ilıdıktan sonra süzülür ve temiz bir şişeye doldurulur. Tüketim şekli yukarıda belirtildiği gibidir.
Önemli not:
Bu bilgiler, RealAge’in tüm site genelinde olduğu gibi geneldir. Doktor kontrol ve önerilerini ihmal etmeyiniz. Bu sitede yayınlanmakta olan bilgilerin her hangi bir hastalığı teşhis amacı kesinlikle yoktur. Hekiminize danışmadan buradaki bilgileri uygulamayınız.Kaynak

Etiketler :, , , , , , , , , , , , , ,