Bilgisayar Başında Uzun Süre Zaman Geçirenlere Müjde!!!
Bilgisayar başında uzun süre zaman geçirenlerin bel ve boyun ağrılarına son veren bilgisiyar programı, kamera aracılığıyla kullanıcıları izleyip, düzgün oturmaları için uyarıyor.Özellikle ofis çalışanlarında, bilgisayar başında yanlış oturum şekilleri nedeniyle oluşan bel ve boyun ağrısı gibi hastalıkların önüne geçilmesi için bir bilgisayar yazılımı geliştirildi.İngiltere’de Posture Minder firması tarafından geliştirilen ve aynı adı taşıyan program sayesinde pek çok kişi bel ve boyun ağrısından kurtulurken, özellikle çalışanları bilgisayar başında zaman geçiren şirketler tarafından yoğun talep görüyor. İnternet üzerinden de ücreti karşılığında indirilebilen programın türkçeye çevrilmesi ve Türkiye’de yaygınlaştırılması için çalışma başlatıldı.Programın Türkçeye çevrilmesi için İngiliz firma ile çalışma başlatan Türkiye Fizyoterapistler Derneği Genel Sekreteri Murat Dalkılınç,her yıl bilgisayar başında çalışan, oyun oynayan ya da ders çalışan milyonlarca insanın vücutlarını hatalı kullandıklarını ve ergonomi bilgisinden yoksun oldukları için bel ve boyun ağrısı gibi çeşitli sağlık sorunu yaşadıklarını bildirdi.Dalkılınç, bu durumun farkına varan ve yaşanan sorunun çalışanların yaşam kalitesi ile ülke ekonomisine zarar verdiğini tespit eden İngilizlerin, bilgisayar başında zaman geçiren kişiler için akıllı bir yazılım ürettiğini belirtti.
“SANAL PERİ”
İngilizlerin geliştirdikleri bu yazılımla, alışkanlıklarını değiştirmekte zorlananlara yardımcı olacak ve onu hatalı durumlarda uyaracak “sanal bir peri” yaratıldığını anlatan Dalkılınç, şunları kaydetti: “Bilgisayara yüklenen yazılım, entegre ya da sonradan monte edilmiş kamera ile kullanıcıyı izliyor ve onu doğru oturması için uyarıyor.Bilgisayar programı bununla da yetinmiyor, eğer çalışan hareket etmeden uzun süre oturmuşsa ona mola vermesi gerektiğini, molada hangi egzersizleri yapabileceğini ve gün içinde alması gereken sıvı miktarını da hatırlatıyor.Bu program, bilgisayar kullanıcıları için ağrılı durumlar nedeniyle bozulan yaşam kalitesini yükseltir. Doğru çalışma alışkanlıkları geliştirilmesine yardımcı olur. Kurumlar için de kas iskelet sistemi hastalıkları nedeniyle yaşanan iş gücü kayıplarını önler, sağlık harcamalarını azaltır, çalışanların daha verimli olmalarını sağlar.
TÜRKİYE’DE 10 DENEK SEÇİLECEK
Murat Dalkılınç, kendisinin de yazılımı yaklaşık 6 aydır kullandığını ve sonuçlarından çok memnun olduğunu belirtti.Programın Türkçeye çevrilmesi için başlatılan çalışma kapsamında 10 kişinin denek olarak kullanılacağını anlatan Dalkılınç, “Posture minder şirketi ile yapılan ortak projede ücretsiz dağıtılacak 10 adet tam sürüm programla bilimsel araştırma yapılacak. Kullanıcıların ihtiyaçları ve sıkıntıları kapsamında program geliştirilecek. Bu yazılımı alacak 10 kişi, onlardan istediğimiz verileri bize verecek ve onlara göndereceğimiz anketleri dolduracaklar” dedi.Dalkılınç, programın İngilizce versiyonu ve kullanımı hakkında detaylı bilgiye “www.postureminder.co.uk” sitesinden ulaşılabileceğini anlattı.Kaynak

Yaş olarak olmasa da, 1 yaşından beri göz tembelliği olan oğlumun gözlük takma sorunu nedeni ile yazı dikkatimi çekti ve bu sorunu yaşayan ailelere de yardımcı olacağını düşündüğüm için sizlerle paylaşmak istedim.Çocuklar doğumlarından yetişkinliğe kadar farklı hız ve yapıda değişim ve gelişim içindedirler. Fiziksel, sosyal, zihinsel gelişimleri birbirleriyle ilişki ve etkileşim halindedir. Sağlıklı psikolojik gelişim için çocuğun benlik saygısını yani kendini olumlu algılama biçimini kazanması, geliştirmesi, koruması ve artırması gereklidir. Bu algılar davranışlarına, duygularına, kişisel özelliklerine, yeteneklerine, becerilerine, toplumun onu kabul ediş şekline ve görünümüne ait algılardır. Bu algılar aile, yakın çevre, öğretmenleri ve yaşıtlarının bakış ve yaklaşımları ile beslenerek zamanla öz beğeniye dönüşür. Özbeğeni de ise çocuk, özelliklerini değerlendirmeye başlar. Ya bu özelliklerini kabul eder ya da etmez. Sağlıklı özbeğenisi olan çocuklar sosyal ilişkilerinde, öğrenme süreçlerinde kendilerini daha yeterli hissederler.Çocukluk ve gençlik döneminde gözlük ve diş teli takma zorunluluğu onların değişen görünümlerine uyum ve rahat kullanımlarını sağlamaları, olumlu destekle mümkündür. Bu desteği verecek ilk kişiler ana-babalardır. İkinci etki öğretmenler sonra da yaşıtlarından gelmektedir.Gözlük kullanımı okul öncesi çocuklarında özbeğeni açısından değil kullanımın sağlanması ve rahatlığı açısından değerlendirilmelidir. Anne-baba veya çevrede gözlük takanların örneklendirilmesi, bu konuya aşırı odaklanılmaması, doğal aktarılması, göz kusurunu giderecek bir gereklilik olduğu, devamlı takılmasının yararı, oyun oynarken ve spor yaparken dikkatli ve tedbirli davranılması aktarılmalıdır. Özellikle göz tembelliği nedeniyle sağlam gözünün bantla 1 saatten 1 haftaya kadar sürekli kapatılması okul öncesi yaş ve aileler için zorlayıcıdır. Bu konuda da gerekliliği anlatıldıktan sonra, ailenin ve okulun desteklemesi ve ödüllendirme işe yarar. Yaşıtların alay etmelerini önlemek için okula bilgi vermek, önlenemeyen “dört göz” alaylarını göz ardı edebilmeleri için çocuğu bilgilendirmek ve önemsemez davranmakla ve karşısındakine duygularını söyleyerek alayları önleyebileceği öğretilebilir. Okul dönemindeki gözlük kullanımı konusunda aynı örnek ve modellemeler verilmeli, gözlük takmanın daha iyi görmesi sonucu vurgulanmalı, derslerini takip edebilmesine etkileri anlatılmalı, gözlük takma sürecinin ergenlik yıllarında lens takabilme alternatifleri olduğu, daha sonraları göz kusurunu ortadan tamamen kaldıracak teknolojilerin bulunduğu aktarılmalıdır. Aile büyüklerinin ve yakınların beğenilerini belirtmeleri kendilerinde farklı algılayabilmelerini engeller. Cazip renk, kırılmayan, camı parlamayan modeller de çocukların gözlüğe uyum sağlamalarına destekleyicidir. Ergenler için durum biraz daha farklıdır. Kimlik arayışı içindeki gencin benlik kavramı değişkenlikler gösterir. Kendini acımasızca eleştirdiği, ayna karşısında daha çok zaman harcadığı, karşı cinse kendini daha çok beğendirme çabasında olduğundan gözlük takmak sorun olabilir. Bulduğu özdeşim modellerine, beğendiği kişilere benzeme çabasında olan genç için de aynı yaklaşım ve süreçler kullanılır. Kendini bedensel özellik ve farklılıklarla kabul edebilme, yaşıtlarının kendince güzel bulduğu özelliklerini (saçını, gözünü, kilosunu, boyunu, spor, müzik yeteneklerini, ekonomik durumunu, aile yaşantısını v.s.) kıskanma kendilik algısının özbeğeniye dönüştürülmesi desteğini ebeveynler vermeye devam etmelidirler.”Güzel gözlüm”, “güzelim”, “yakışıklım” desteğini sürekli alan çocuk zaten o özelliğini beğeniyle algılayacaktır. Diş teli kullanımı, çocuğun diş gelişimine bağlı olarak 7 yaşından ya da 12 yaşından başlayarak ergenliğe kadar sürebilecek uzun ve zahmetli bir tedavi sürecidir. Geçici ve sabit ağız içi aperelere uyum sağlama konusunda ailelerin yaklaşımı önemlidir. Ağız bakımında diş fırçalama alışkanlığını kazandırmanın yanında geçici apereleri temizleme, fırçalama, genişletme, kutusunda saklama sorumluluğu da devreye girer. Diş doktorları kullanımı cazip hale getirmek için renkli, yıldızlı apereler, alternatif kutular sunmaktadırlar Sabit diş teli kullanımının yaygın olması ise çocuklara bu konuda akran desteği sağlamaktadır. Okulun diş sağlığı konusunda bu noktada da eğitim vermesi, tedavi öncesi ve sonrası karşılaştırmaları göstermesi yararlı olacaktır. Küçük yaşta tedaviye başlayan çocuklar daha kolay uyum sağlamaktadırlar. Yemek yeme alışkanlıkları ve şeklini de etkileyen diş teli gülerken özellikle ağzını kapatmak, gülmemeye çalışmak, konuşurken teli göstermemek için ağzının içinde konuşmaya neden oluyorsa beğeniyle ilgili bize ipucu veriyor demektir.Tuttuğu takımın ya da sevdiği renklerde tele takılan lastikler beğeniyi sağlamaya yardımcıdır.






