Ağustos 11th, 2008 by Filiz Arıcan 3031 kez okunmus


Tüp bebek uygulamalarında çoğul gebeliklerin erken doğum ve buna bağlı sakatlık ve zeka geriliği riskini beraberinde getirirken, aynı zamanda uzun yıllardır bebek isteyen anne-baba adaylarının bu riski görmezden geldiği vurgulandı. Gazi Üniversitesi Öğretim üyesi Prof. Dr. Bülent Tıraş, tüp bebek uygulamasının, çocuk sahibi olamayan çiftlerin sıkça başvurduğu bir yöntem olduğuna dikkat çekti. Türk Jinekoloji ve Obstetrik (hamilelik ve doğumla ilgili bilim dalı) Derneği Başkanı ve Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bülent Tıraş, tüp bebek uygulamasında, anne adayına Sağlık Bakanlığı’nın belirlediği standart olan ortalama 3 embriyo transfer edildiğini belirtti ve şöyle konuştu: Ancak, eğer hastanın yaşının ileri olması gibi nedenlerle gebe kalma ihtimali azsa, embriyo sayısı artırılabilir. Embriyo sayısı artırımı, söz konusu özel durumlarda yapılmalıdır. Ancak, ihtiyaç olmadığı halde, yalnızca gebelik ihtimalini yükseltmek amacıyla embriyo sayısını artırmak, beraberinde önemli sorunları getirebilir.Embriyo sayısının artırılmasının, çoğul gebelik ihtimalini yükselttiğini söyleyen Tıraş, çoğul gebelik, iki ve fazla fetusun geliştiği gebeliktir. Tüp bebek yöntemiyle nakledilen embriyo sayısı ne kadar çok olursa, rahme düşecek embriyo sayısı da artacaktır. Yani ikiz, üçüz, dördüz, hatta daha fazla sayıda fetus aynı anda gelişmeye başlayacaktır dedi.
ÇOĞUL GEBELİĞİN RİSKLERİ

Türk Neonatoloji (yeni doğan hastalıkları) Derneği Başkanı Prof. Dr. Murat Yurdakök de çoğul gebeliğin tüp bebek uygulamasında başarı olarak görülmemesi gerektiğini söyledi. Anne rahminin en fazla 2 bebek için uygun olduğunu, daha fazla sayının erken doğumlara, bebeklerde sakatlığa veya zeka geriliği gibi kalıcı sorunlara neden olabileceğini ifade eden Yurdakök, tüp bebek uygulaması yapılan anne ve baba adaylarına, tüp bebek uygulama merkezlerinde bilgilendirme çok iyi şekilde yapılmalı, çoğul gebeliğin riskleri iyice anlatılmalı. Ancak, bazen anlatılsa dahi uzun yıllar bebek sevdası yaşayan anne-baba adayları, bu riski görmezden gelmekte ve tüp bebek uygulamasında normalin çok üzerinde sayıda embriyonun transferini istemekteler dedi. Çoğul gebeliğin annenin hayatını da tehlikeye attığını belirten Yurdakök, tüp bebek uygulamalarında Sağlık Bakanlığının belirlediği standartlara bağlı kalınması gerektiğini vurguladı.Kaynak

 

Etiketler :, , , , , , , ,
Ağustos 9th, 2008 by Filiz Arıcan 2632 kez okunmus


Cilt bakımı özen ister. Neler doğru neler yanlış. İşte uzman önerileri..
1. yanlış
Siz sigara içmiyorsunuz ama içen arkadaşlarınızla vakit geçiriyorsunuz.

Zararı: Bir başkasının sigarasından çıkmasına rağmen, sigara dumanı cildinizi mahveder. Sigara dumanındaki kimyasallar (karbon monoksit, katran, nikotin v.b.) direkt gözeneklerinize işler. Bu toksinler vücudunuzun hücreleriyle temas ettiğinde ise, cildinize yumuşaklık veren ve direnç kazandıran yapıyı bozup, erken yaşlanmayı tetikler. Ayrıca cildin kendi kendini yenileme özelliğine de zarar verir.

Yönteminizi değiştirin: Sigarasız ortamlarda kalmaya çalışın ama kendinizi bir duman bulutunun ortasında bulursanız da, içenlerden mümkün olduğu kadar uzak durun ve iyi havalandırılan yerlere yönelin (teraslı ya da dışarıda oturulabilen bar ya da restoranlar). Eve dönünce de duşa girip saçınızla cildinize bulaşmış artıkları çıkarın. Hemen ardından da, C ve E vitaminleri içeren antioksidan özellikli bir nemlendirici kullanın.

2. yanlış
Tatile çıkmadan önce birkaç kez solaryuma giriyorsunuz.

Zararı: Hoş bir bronzluk için ilk temelleri atıyor olabilirsiniz ama cildinize verdiğiniz hasar plajda yaşayabileceğiniz herhangi bir yanığa eşit, hatta daha da fazladır. En yeni modellerinin yaydığı UVA radyasyonu güneşin yaydığından 15 kat daha fazla. Bu aslında sizi yakmaz ama derinizden derinlere işleyerek dokulara ve hücrelere zarar verir ki bu da cilt kanseri riskinizi arttırır. Bir araştırma sonucuna göre; düzenli bir şekilde solaryuma girmenin, melanoma (cilt kanserinin en ölümcül türlerinden biri) yakalanma ihtimalini yüzde 55 arttırdığı belirlenmiş. 20-29 yaş arası kadınlarda melanom olasılığı, yapay güneşlenme tekniklerini kullanmayanlara göre yüzde 158 daha fazla bulunmuş.
Yönteminizi değiştirin: Yanmak için solaryuma girmekten başka birçok seçeneğiniz var. Mesela yeni bronzlaştırıcılar. Yüz ve göğüs için, aloe ve E vitamini katkılı Clarins Intense Bronze Self Tanning Tint ve vücut için de cilde hızla işleyen ve gliserin ile yumuşatan Avon Skin-So-Soft Glow Daily Body Moisturizer’ı deneyebilirsiniz.

3. yanlış
Cildinize her gün, hatta bazen günde iki kez peeling işlemi yapıyorsunuz.

Zararı: Evet, ölü hücrelerin atılmasını sağladığı için yararlı olabilir. Ancak fazlası, kesinlikle yarar sağlamak yerine zarar verir. Pek çok kadın baştan aşağa keselenir, gün içinde kimyasal bir dökücü olan alfa hidroksi asitlerini (AHA) içeren losyon kullanır ve gece de retinoid gibi dökücüleri içeren kremler sürer. Tüm bunlar, tek bir günde üç ayrı soyma işlemi demektir. Bu da cilde zarar verir. Çünkü bu işlemler, cildin doğal koruyucu lipid yağ bariyerini ortadan kaldırır ve cildin doğal yapısını bozar.
Yönteminizi değiştirin: Kendinize günde en fazla iki metodu kullanacak şekilde sınır koyun. Aynı günde hem peeling etkisi gösteren bir krem hem kese hem de retinoidleri kullanmayın ve kullandıklarınızın da içeriklerini mutlaka inceleyin. Yüzünüz için aşırı ovalama gerektirmeden ölü hücrelerin atılmasını sağlayan ve AHA içeren bir temizleyici kullanın. Ardından ölü hücreleri dökücü içeriğe sahip bir gece veya gündüz nemlendiricisi (ama her ikisini değil) edinin. Haftada bir olarak da, sakinleştirici jojoba özleri içeren bir temizleyiciyle cildinizi rahatlatın.

4. yanlış

 Bacaklarınızı tıraş ederken tıraş kremi yerine, sabun ya da vücut şampuanı kullanıyorsunuz.

Zararı: Tıraş jelleri ya da kremleri, jilete üstünde kayabileceği pürüzsüz bir yüzey sağlayarak cildin kızarmasını ve minik kesikler oluşmasını engeller. Pek çok sabunun etiketinde “nemlendiricidir” yazmasına rağmen, sabunlar cildi tıraş esnasında korumazlar bu yüzden de tıraş sonrasında bacaklarınız pul pul görünebilir.
Yönteminizi değiştirin: Mutlaka kadınlara özel bir tıraş kremi kullanın ama sakın bir erkek tıraş kremi kullanmayın. Kadın traş kremleri cildi dinlendiren ve nemlendiren; cildi pullanma ve yara bereye karşı koruyan bitkisel özler içerir. Örneğin bir sonraki traşınızda cildi tıraşa hazırlayan Gilette Satin Care’i tercih edebilirsiniz. Eğer acil bir durumda kalırsanız tıraş kremi yerine saç kremi kullanabilirsiniz. O bile bacağınızı eski klasik sabununuzdan daha iyi koruyacak ve cildinizin nem dengesini bozmayacaktır.

5. yanlış
Çenenizdeki o kocaman sivilceyi fark ettiğiniz an kendinizi tutamıyor ve sıkıyorsunuz.

Zararı: Dermatologlar hep bundan bahseder; sivilceleri patlatmak uzun vadede daha büyük sıkıntılara ve izlere yol açar. Sivilcenizi sıktığınızda, gözeneği tıkayan her ne ise dışarı çıkar ama büyük kısmı içerde, cildin altında kalır. Ama nedense her seferinde yine de sivilcenizi sıkmak, çirkin bir soruna güzel bir çözüm gibi gelir.

Yönteminizi değiştirin: Bunu yine de yapacaksanız, en azından doğru yöntemle yapın. Öncelikle sivilce ve siyah noktalar için özel tasarlanan metal çubuklardan birini alın. Aleti ve sivilceyi alkol ile silin. Ardından çıkıntıyı yumuşatmak için ılık bir kompres uygulayın (ıslak bir bez gibi). En sonunda çıkarıcı aletin deliği ile sivilceyi aynı hizaya getirin ve tam aşağıya doğru ittirin. Bu yöntemi sadece ucu görünen sivilceler ve siyah noktalarda kullanın. Derin kistlerde kullanmanız onları daha kötü hale getirecektir. Ama her zaman için en iyisi; bir dermatoloğa gidin ve o büyük sivilceyi uzmanın ellerine bırakın, bu sayede bir kaç saat içinde kaybolabilirler. Bir başka sivilceyle savaş yöntemi de yeni bir cihaz. Zeno adındaki bu cihaz pille çalışıyor ve ısı terapisi yöntemi ile sivilcedeki bakteri faaliyetini bitirip, beyaz uçlu sivilceye dönüşmesini engelliyor.

6. yanlış
Hamile olduğunuzu bildiğiniz halde cilt bakım rutininizi değiştirmiyorsunuz.

Zararı: Montclair, New Jersey’de dermatoloji uzmanı ve Shape dergisi uzman kurulu üyesi Jeanine Downie’nin ciddi bir uyarısı var: “Hamile olmayanlar için zararsız olan pek çok cilt bakım malzemesi fetüse zarar verebilir.” Bilinen ve sürekli kullanılan anti-aging ve akne bileşenleri, kırışıklara karşı kullanılan retinol ve aknelere karşı uygulanan benzoil peroksid gibi maddeler hamile kadınlar için güvenli bulunmuyor.

Yönteminizi değiştirin: Hamile kalmaya karar verdikten sonra ürünlerinizin içeriklerini okumaya başlayın. Hamilelik esnasında kullanımları güvenli olan meyve özlü ya da laktik (süt özlü] ürünleri tercih edin. Doğal cilt soyucu özlere sahip Clean & Clear Morning Burst Sunshine Control yüz temizleyici iyi bir çözüm olabilir. Aniden beliren cilt sorunları için düşük yoğunlukta salisilik asit içeren ürünler kullanın. Bunun için Dermalogica Overnight Clearing Gel’i ya da içinde söğüt kabuğu gibi doğal bir bileşen bulunduran Skyn Iceland Anti-Blemish Gel With Willow Bark gibi ürünleri de deneyebilirsiniz.
7. yanlış
Makyaj fırçalarınızı nadiren temizliyorsunuz. Bir tek siz kullanıyorsanız neden uğraşacaksınız ki?
Zararı: Fırçalar, zamanla tam bir bakteri yuvası olabilir. Fırçayı temizlemezseniz, bakteri birikimi direkt cildinize geri döner. Bütün o bakteriler hastalıklara yol açabilecek şekilde gözeneklere yerleşebilir. Bunun yanı sıra kirli fırçalar makyaj malzemesini kolaylıkla alamaz ve fırça, kılları birbirlerinin üstüne yığıldığından makyajınızda lekelere yol açar.
Yönteminizi değiştirin: Kiri ve bakteriyi atmak için, fırçaları temizleyici bir şampuanla haftada bir kez yıkayın. Makyaj fırçalarını yıkamaya zamanı olmayanlar için daha pratik çözümler de mevcut. Örneğin Clinique markasının bu probleme kökten çözüm getirmek için, anti mikrobik teknoloji kullanılarak geliştirdiği fırçalar.Kaynak

Etiketler :, , , , , , , , , , , , ,
Ağustos 7th, 2008 by Filiz Arıcan 3281 kez okunmus

Süt dişlerinin tamamlanmasının ardından sağlıklı kalıcı dişlerin çıkmasına yardımcı olunması amacıyla çocukların ortodontist kontrolünden geçirilmesi gerektiği bildirildi.Oral Lazer Uygulamaları Derneği (OLUD) Başkanı ve Ortodonti Uzmanı Dr. Nükhet Berk, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ortodontinin, diş, çene, yüz ve çevreleyen dokuların normal büyüme ve gelişimini inceleyen, gelişimi engelleyen faktörleri ortadan kaldıran ve oluşmuş bozuklukların tedavisini üstlenen bir bilim dalı olduğunu söyledi.Ortodontinin, halk arasında “eğri dişlerin tel takılarak düzeltilmesi” olarak bilindiğini belirten Berk, ortodonti tedavisinin her yaşta uygulanabildiğini anlattı.Berk, tedavi süresinin ise yaşa ve hastanın diş yapısına göre değişebildiğini, tedavi sonrasında dişlerin hem sağlıklı hem de estetik bir görünüm kazandığını dile getirdiTedavi süresinin genellikle 6 ay ile 3 yıl arasında değiştiğini ifade eden Berk, “Bu, kimi durumlarda dişlerin tamamlanma süresine bağlı olarak 4-5 yıl da sürebilir. Dişler düzeldikten hemen sonra etrafındaki kemik dokusu henüz eski sertliğine ulaşmamıştır. Bu nedenle apareyler çıkarılınca dişler eski yerlerine dönebilir. Bunu önlemek için düzelmiş dişleri yapılacak başka aygıtlarla yerlerinde pekiştirmek gerekir” diye konuştu.

Ortodonti tedavisi gerektiren durumlar :Berk, ortodonti tedavisinin, üst ya da alt çenenin ilerde olması, her iki çenenin birlikte önde veya geride olması, açık kapanışlar, erişkin hastada ön açık kapanış, süt dişleri döneminde sürekli parmak emmeye bağlı gelişen ön açık kapanış, kapanış bozukluğu nedeniyle alt ve üst ön dişlerin aşırı uzayarak üst dişlerin alt diş etlerini, alt dişlerin de üst damak yapısını bozması, çapraşık, aralık, gömülü ya da eksik dişlerin söz konusu olduğu durumlarda yapılması gerektiğini söyledi. Süt dişlerin, çocuğun gelişimine göre 3, 4 ya da 5 yaşında tamamlandığını belirten Berk, “Süt dişlerinin tamamlanmasının ardından yapılan muayene sonucunda uygulanan ortodonti tedavisi ile süt dişlerinin gelişimi ve yerini kalıcı dişlere bırakma süreci kontrol altına alınabilir ve sağlıklı kalıcı dişlerin çıkmasına yardımcı olunabilir” dedi.Kaynak

Etiketler :, , , , , , ,
Ağustos 1st, 2008 by Filiz Arıcan 3826 kez okunmus


Sabahları yapılan sporun yağların erimesine yardımcı olduğunu biliyor muydunuz? Güne spor yaparak başlar ve kahvaltıda da aşırıya kaçmazsanız, yağ metabolizmanızı harekete geçirmiş olursunuz.Çünkü, vücudumuz gece boyunca pek çok enerji deposunu kullanıyor. Bir başka deyişle, karbonhidrat depolarının neredeyse tamamı boşalmış oluyor. Bu durumda vücudumuz yeterli enerji sarfı için yine yağ depolarına başvuruyor. Bunu da adrenalin ve “glukagon” gibi zayıflatıcı hormonlar aracılığıyla gerçekleştiriyor. Bu hormonlar,hücre reseptörlerine yapışarak biyokimyasal yıkım sürecini harekete geçiriyor. Yağ yakımını sağlayan en ideal spor türü ise yürüyüş yapmak ve yüzmek. Her iki spor türünde de geniş bir kas kümesi harekete geçiyor ve bunun sonucunda vücut çok fazla kalori yakıyor.Eğer daha fazla yağ yakmak isterseniz 2 şeye dikkat etmelisiniz: Her zaman, oksijeni bol bir ortamda spor yapın, çünkü organizmanız yağı yakabilmek için aynı zamanda yeterli oksijene de ihtiyaç duyar, ikincisi de, tempolu hareketler sırasında kısa aralarla sürekli derin nefes alın. Ayrıca yağ yakımı sonrasındaki süreci de lehinize değerlendirebilirsiniz. Aklınızda bulunsun, metabolizmanız egzersizden sonra uzun süre aktif kalır, Siz de, spor sonrası şekerli besinler yerine, yoğurt ve meyve gibi besinler tüketirseniz, vücudunuz birkaç saat daha yağ yakmaya devam eder.Kaynak

Etiketler :, , , , , , , , , , ,
Temmuz 31st, 2008 by Filiz Arıcan 3509 kez okunmus

Bilgisayar başında uzun süre zaman geçirenlerin bel ve boyun ağrılarına son veren bilgisiyar programı, kamera aracılığıyla kullanıcıları izleyip, düzgün oturmaları için uyarıyor.Özellikle ofis çalışanlarında, bilgisayar başında yanlış oturum şekilleri nedeniyle oluşan bel ve boyun ağrısı gibi hastalıkların önüne geçilmesi için bir bilgisayar yazılımı geliştirildi.İngiltere’de Posture Minder firması tarafından geliştirilen ve aynı adı taşıyan program sayesinde pek çok kişi bel ve boyun ağrısından kurtulurken, özellikle çalışanları bilgisayar başında zaman geçiren şirketler tarafından yoğun talep görüyor. İnternet üzerinden de ücreti karşılığında indirilebilen programın türkçeye çevrilmesi ve Türkiye’de yaygınlaştırılması için çalışma başlatıldı.Programın Türkçeye çevrilmesi için İngiliz firma ile çalışma başlatan Türkiye Fizyoterapistler Derneği Genel Sekreteri Murat Dalkılınç,her yıl bilgisayar başında çalışan, oyun oynayan ya da ders çalışan milyonlarca insanın vücutlarını hatalı kullandıklarını ve ergonomi bilgisinden yoksun oldukları için bel ve boyun ağrısı gibi çeşitli sağlık sorunu yaşadıklarını bildirdi.Dalkılınç, bu durumun farkına varan ve yaşanan sorunun çalışanların yaşam kalitesi ile ülke ekonomisine zarar verdiğini tespit eden İngilizlerin, bilgisayar başında zaman geçiren kişiler için akıllı bir yazılım ürettiğini belirtti.
“SANAL PERİ”
İngilizlerin geliştirdikleri bu yazılımla, alışkanlıklarını değiştirmekte zorlananlara yardımcı olacak ve onu hatalı durumlarda uyaracak “sanal bir peri” yaratıldığını anlatan Dalkılınç, şunları kaydetti: “Bilgisayara yüklenen yazılım, entegre ya da sonradan monte edilmiş kamera ile kullanıcıyı izliyor ve onu doğru oturması için uyarıyor.Bilgisayar programı bununla da yetinmiyor, eğer çalışan hareket etmeden uzun süre oturmuşsa ona mola vermesi gerektiğini, molada hangi egzersizleri yapabileceğini ve gün içinde alması gereken sıvı miktarını da hatırlatıyor.Bu program, bilgisayar kullanıcıları için ağrılı durumlar nedeniyle bozulan yaşam kalitesini yükseltir. Doğru çalışma alışkanlıkları geliştirilmesine yardımcı olur. Kurumlar için de kas iskelet sistemi hastalıkları nedeniyle yaşanan iş gücü kayıplarını önler, sağlık harcamalarını azaltır, çalışanların daha verimli olmalarını sağlar.
TÜRKİYE’DE 10 DENEK SEÇİLECEK
Murat Dalkılınç, kendisinin de yazılımı yaklaşık 6 aydır kullandığını ve sonuçlarından çok memnun olduğunu belirtti.Programın Türkçeye çevrilmesi için başlatılan çalışma kapsamında 10 kişinin denek olarak kullanılacağını anlatan Dalkılınç, “Posture minder şirketi ile yapılan ortak projede ücretsiz dağıtılacak 10 adet tam sürüm programla bilimsel araştırma yapılacak. Kullanıcıların ihtiyaçları ve sıkıntıları kapsamında program geliştirilecek. Bu yazılımı alacak 10 kişi, onlardan istediğimiz verileri bize verecek ve onlara göndereceğimiz anketleri dolduracaklar” dedi.Dalkılınç, programın İngilizce versiyonu ve kullanımı hakkında detaylı bilgiye “www.postureminder.co.uk” sitesinden ulaşılabileceğini anlattı.Kaynak

Etiketler :, , , , , , ,
Temmuz 30th, 2008 by Filiz Arıcan 5054 kez okunmus

Yaş olarak olmasa da, 1 yaşından beri göz tembelliği olan oğlumun gözlük takma sorunu nedeni ile yazı dikkatimi çekti ve bu sorunu yaşayan ailelere de yardımcı olacağını düşündüğüm için sizlerle paylaşmak istedim.Çocuklar doğumlarından yetişkinliğe kadar farklı hız ve yapıda değişim ve gelişim içindedirler. Fiziksel, sosyal, zihinsel gelişimleri birbirleriyle ilişki ve etkileşim halindedir. Sağlıklı psikolojik gelişim için çocuğun benlik saygısını yani kendini olumlu algılama biçimini kazanması, geliştirmesi, koruması ve artırması gereklidir. Bu algılar davranışlarına, duygularına, kişisel özelliklerine, yeteneklerine, becerilerine, toplumun onu kabul ediş şekline ve görünümüne ait algılardır. Bu algılar aile, yakın çevre, öğretmenleri ve yaşıtlarının bakış ve yaklaşımları ile beslenerek zamanla öz beğeniye dönüşür. Özbeğeni de ise çocuk, özelliklerini değerlendirmeye başlar. Ya bu özelliklerini kabul eder ya da etmez. Sağlıklı özbeğenisi olan çocuklar sosyal ilişkilerinde, öğrenme süreçlerinde kendilerini daha yeterli hissederler.Çocukluk ve gençlik döneminde gözlük ve diş teli takma zorunluluğu onların değişen görünümlerine uyum ve rahat kullanımlarını sağlamaları, olumlu destekle mümkündür. Bu desteği verecek ilk kişiler ana-babalardır. İkinci etki öğretmenler sonra da yaşıtlarından gelmektedir.Gözlük kullanımı okul öncesi çocuklarında özbeğeni açısından değil kullanımın sağlanması ve rahatlığı açısından değerlendirilmelidir. Anne-baba veya çevrede gözlük takanların örneklendirilmesi, bu konuya aşırı odaklanılmaması, doğal aktarılması, göz kusurunu giderecek bir gereklilik olduğu, devamlı takılmasının yararı, oyun oynarken ve spor yaparken dikkatli ve tedbirli davranılması aktarılmalıdır. Özellikle göz tembelliği nedeniyle sağlam gözünün bantla 1 saatten 1 haftaya kadar sürekli kapatılması okul öncesi yaş ve aileler için zorlayıcıdır. Bu konuda da gerekliliği anlatıldıktan sonra, ailenin ve okulun desteklemesi ve ödüllendirme işe yarar. Yaşıtların alay etmelerini önlemek için okula bilgi vermek, önlenemeyen “dört göz” alaylarını göz ardı edebilmeleri için çocuğu bilgilendirmek ve önemsemez davranmakla ve karşısındakine duygularını söyleyerek alayları önleyebileceği öğretilebilir. Okul dönemindeki gözlük kullanımı konusunda aynı örnek ve modellemeler verilmeli, gözlük takmanın daha iyi görmesi sonucu vurgulanmalı, derslerini takip edebilmesine etkileri anlatılmalı, gözlük takma sürecinin ergenlik yıllarında lens takabilme alternatifleri olduğu, daha sonraları göz kusurunu ortadan tamamen kaldıracak teknolojilerin bulunduğu aktarılmalıdır. Aile büyüklerinin ve yakınların beğenilerini belirtmeleri kendilerinde farklı algılayabilmelerini engeller. Cazip renk, kırılmayan, camı parlamayan modeller de çocukların gözlüğe uyum sağlamalarına destekleyicidir. Ergenler için durum biraz daha farklıdır. Kimlik arayışı içindeki gencin benlik kavramı değişkenlikler gösterir. Kendini acımasızca eleştirdiği, ayna karşısında daha çok zaman harcadığı, karşı cinse kendini daha çok beğendirme çabasında olduğundan gözlük takmak sorun olabilir. Bulduğu özdeşim modellerine, beğendiği kişilere benzeme çabasında olan genç için de aynı yaklaşım ve süreçler kullanılır. Kendini bedensel özellik ve farklılıklarla kabul edebilme, yaşıtlarının kendince güzel bulduğu özelliklerini (saçını, gözünü, kilosunu, boyunu, spor, müzik yeteneklerini, ekonomik durumunu, aile yaşantısını v.s.) kıskanma kendilik algısının özbeğeniye dönüştürülmesi desteğini ebeveynler vermeye devam etmelidirler.”Güzel gözlüm”, “güzelim”, “yakışıklım” desteğini sürekli alan çocuk zaten o özelliğini beğeniyle algılayacaktır. Diş teli kullanımı, çocuğun diş gelişimine bağlı olarak 7 yaşından ya da 12 yaşından başlayarak ergenliğe kadar sürebilecek uzun ve zahmetli bir tedavi sürecidir. Geçici ve sabit ağız içi aperelere uyum sağlama konusunda ailelerin yaklaşımı önemlidir. Ağız bakımında diş fırçalama alışkanlığını kazandırmanın yanında geçici apereleri temizleme, fırçalama, genişletme, kutusunda saklama sorumluluğu da devreye girer. Diş doktorları kullanımı cazip hale getirmek için renkli, yıldızlı apereler, alternatif kutular sunmaktadırlar Sabit diş teli kullanımının yaygın olması ise çocuklara bu konuda akran desteği sağlamaktadır. Okulun diş sağlığı konusunda bu noktada da eğitim vermesi, tedavi öncesi ve sonrası karşılaştırmaları göstermesi yararlı olacaktır. Küçük yaşta tedaviye başlayan çocuklar daha kolay uyum sağlamaktadırlar. Yemek yeme alışkanlıkları ve şeklini de etkileyen diş teli gülerken özellikle ağzını kapatmak, gülmemeye çalışmak, konuşurken teli göstermemek için ağzının içinde konuşmaya neden oluyorsa beğeniyle ilgili bize ipucu veriyor demektir.Tuttuğu takımın ya da sevdiği renklerde tele takılan lastikler beğeniyi sağlamaya yardımcıdır.
Gözlük ve diş teli kullanımını bir özbeğeni problemi olarak tespit etmek ;
• Durumu şikayet ediyorsa, “Neden sanki bunu takmak zorundayım.”
• Bu konuda öfke, üzüntü, kızgınlık duygularını belirtiyorsa,
• Kıyaslamalar yapıyorsa, “Keşke Deniz gibi gözlüksüz olsaydım.”
• Farklı durum kişilerden beğeniyle söz ediyorsa, “Ahmet ‘in ne güzel diş teli yok!”
• Kendini sürekli eleştiriyorsa, “çok çirkin oldum.”
• Davranış sorunları gösteriyorsa, (Saldırganlık)
• Akademik sorunlar varsa, (okuldaki bazı dikkat sorunları )
• Sosyal İlişkiler de bozuluyorsa, (içe kapanma ve kaygı)
NELER YAPABİLİRSİNİZ ?
• Hazırlayıcı ön bilgiler vermek. (Ailede anne baba ya da kardeşlerde görme bozukluğu, benzer diş bakımı alan varsa bu ihtimalin bulunduğunu önceden anlatabilirsiniz)
• Ebeveyn olarak bakış açınızı gözden geçirirseniz. Yaklaşımınızda o kadar olumlu gelişecektir.
• Neden gerekli olduğunu uyum sağlamanın olumlu sonuçlarını anlatınız.
• Çevrenizden örnek modeller gösteriniz.
• Doğal, heyecansız, rahat davranınız.
• Alaylar konusunda nasıl karşı durması ya da önemsememesi gerektiğini aktarınız.
• Aile büyüklerinizin olumlu desteğini isteyiniz.Kaynak

Etiketler :, , , , , ,