Nisan 23rd, 2008 yapan Filiz Arıcan 352 kez okunmus

Mevsimlerin tam da bu dönüşlerinde patatesler, soğanlar filizlenir.Ben de zararlı olabilir düşüncesiyle öyle olanları kullanmamaya özen gösterirdim.Meğer ne kadar da haklıymışım çok da emin olmadan yaptığım bu davranışımda…
Çimlenmiş patatesteki ‘’solanin” adlı toksin maddenin gıda zehirlenmelerine neden olabileceği bildirildi.Erciyes Üniversitesi Öğretim Üyesi Diyetisyen Doç. Dr. Nurten Budak, havaların ısındığı bu günlerde, kış aylarında stoklanan patates ve soğanların, uygun nem ve ışık bulunca çimlenmeye başladıklarını belirtti.Patateste çimlenmeyle ortaya çıkan yeşilimsi tabakanın insan sağlığı için son derece zararlı olduğunu bildiren Budak, şu bilgileri verdi:”Bu yeşillenmeyle birlikte ‘Solanin’ adı verilen toksin madde ortaya çıkarır. Solanin içeren patatesin tüketilmesi de besin zehirlenmesine neden olur. Solanin adlı toksininin neden olduğu besin zehirlenmesi, patates tüketiminden birkaç saat sonra kendisini göstermeye başlar.Bu durumda baş dönmesi, baş ağrısı, bulantı, kusma, karın ağrısı ile ishal gibi belirtiler görülebilir. Zehirlenen kişi en yakın sağlık kuruluşuna götürülmeli.”Patatesin, hangi ortamda saklanırsa saklansın, çok uzun süre bekletildiği zaman yapısı gereği çimlendiğine dikkati çeken Doç. Dr. Budak, özellikle havaların ısındığı bu mevsimde, patates için uygun saklama ortamları bulmanın zorlaştığını kaydetti.Çimlenmenin neden olduğu sorunların önlenmesi için patatesin saklama süresinin kısa tutulması gerektiğini vurgulayan Budak, “Patates ne kadar soğuk, nemsiz ve ışıksız ortamda kalırsa o kadar süre çimlenmeden kalabilir, ancak yapısı gereği bir süre sonra çimlenmeye başlar.Şartlar ne olursa olsun patates bahar aylarında çimlenmeye başlar. Her şeye rağmen çimlenen patates tüketilecekse, patatesin mutlaka çimlenen bölümleri ve yeşilimsi tabaka iyice kesilmeli, soyulan patatesten dikkatlice ayrılmalıdır” diye konuştu.Kaynak
Etiketler :çimlenme, Haberler, patates, Sa?l?k, solanin, toksin madde, Ya?am
Nisan 21st, 2008 yapan Filiz Arıcan 201 kez okunmus
Selçuk Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksek Okulu, Sporda Psikososyal Alanlar Ana Bilim Dalı Başkanı Yrd. Doç. Dr. Yalçın Kaya, “Doktorlar her zaman ‘bol bol spor yapın’ diyor. Spor ile beden eğitimi kavramı karıştırılıyor. Herkese spor değil egzersiz yapmayı öneriyoruz” dedi.Yrd. Doç. Dr. Yalçın Kaya, günümüzde iş yoğunluğuna bağlı olarak artan stres başta olmak üzere çevresel ve sosyal birçok faktörün insan sağlığını ciddi şekilde tehdit ettiğini belirtti.Buna karşılık insanların spor yaparak sağlıklı kalmaya çalıştıklarını ifade eden Kaya, “Doktorlar her zaman ‘bol bol spor yapın’ der ama sporla beden eğitim karıştırılır. Spor yerine egzersiz yapmayı öneriyoruz” dedi.Kalp rahatsızlığı olanların kesinlikle spor yapmaması gerektiğini ifade eden Kaya, şunları kaydetti:“Spor, içinde yenme, yenilme ve rekabet kavramları olduğu için kişinin bazen kalbine aşırı yüklenmesine, buna bağlı olarak da kalbin zayıf yerinden patlak vermesine neden olabiliyor. Bu nedenle kalp rahatsızlığı olanlara kesinlikle spor yapmasını önermiyoruz. Tenis, futbol veya basketbol maçında kişi oyunu kazanabilmek için kalbine bazen aşırı yüklenmek zorunda kalabiliyor. O nedenle spor yerine egzersiz yapılması daha doğru. Spor herkesin yapabileceği bir aktivite değil. Oysa her yaşta egzersiz yapılabilir. Bu yüzden spor eşittir sağlık diyerek, herkese spor tavsiye etmek yanlış. Egzersizde yenme, yenilme, rekabet kavramları olmadığı için kimse gücünün üzerinde kendisini zorlamak zorunda kalmaz.”Bilinçli ve amaçlı yapılan egzersizlerin kalbe fayda sağladığını dile getiren Kaya, yürüme, koşma, beden hareketleri gibi aktivitelerin kalbin güçlenmesine de yardımcı olduğunu bildirdi.Kaya, kalp rahatsızlığı olan her yaştan insanın spor yapmasının sakıncalı olduğunu, ancak her insanın egzersiz yapabileceğini, egzersizin vücut için önemli faydaları olduğunu bildirdi.Kaynak
Etiketler :beden egitimi, beden hareketleri, egzersiz, Haberler, ko?ma, Sa?l?k, spor, Ya?am, yürüme
Nisan 18th, 2008 yapan Filiz Arıcan 161 kez okunmus
Horlama sorunu ele alınırken uyku apnesi bulunup bulunmadığının da araştırılması gerektiği vurgulanarak, nihai tedavinin detaylı muayene ve uyku testinden elde edilecek testler ışığında planlaması gerektiği belirtildi.Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Kulak Burun Boğaz Ana Bilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Sabri Uslu, horlamanın basit bir sağlık sorunu olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, “Horlama sorunu ele alınırken uyku apnesi bulunup bulunmadığının da araştırılması gerekir” dedi.Prof. Dr. Sabri Uslu, horlamanın basit bir sağlık sorunu olarak değerlendirilmemesi gerektiğini bildirdi.Tek başına sosyal bir problem olan horlamanın, uykuda solunum durmasıyla birlikte yaşanması halinde ek tıbbi sorunların ortaya çıkabileceğini ifade eden Uslu, “Bu konuda bilinçli hareket edilmesi çok önemlidir” dedi.“Horlama sorunu ele alınırken uyku apnesi bulunup bulunmadığının da araştırılması gerektiğini” anlatan Uslu, şöyle konuştu:“Uyku apnesinin tespiti öncelikle öyküden başlar. Çevresindekiler hastanın uyuduğu sırada solunumunun durup sonra tekrar başladığını söyleyebilirler. Ayrıca, hastada gün boyu uyku hali, yorgunluk, dikkat eksikliği, hatta hipertansiyon gibi durumlar görülebilir. Uzun yol sürücülerinde uykulu olma hali kazaya yatkınlığı artırabilir. Uykuda solunum durmasının uzun süreli devam ettiği kişilerde kalp ve damar sistemi olumsuz etkilenir. Hatta ciddi rahatsızlıklara yol açabilir.”Böyle bir durumda sadece horlama üzerinde yoğunlaşmayıp, detaylı bir muayeneyle birlikte uyku testi yapılması gerektiğine dikkati çeken Uslu, bu detaylı muayene ve uyku testinden elde edilecek testler ışığında nihai tedavi planlamasının yapılabileceğini söyledi.
“Basit Bir Horlama Söz Konusuysa…”
Uyku apnesi olmaksızın basit bir horlama söz konusuysa, bunun tedavisinde cerrahi müdahalenin gündeme gelebileceğini kaydeden Uslu, “Cerrahi müdahale öncelikle burun açıklığının sağlanması, bazı durumlarda da yumuşak damağa yönelik girişimlerle tamamlanabilir” dedi.Ancak, cerrahi müdahalenin uzun vadede kesin çözümler sunmayabileceğini, bazen tamamlayıcı ek müdahaleler gerekebileceğini belirten Uslu, şunlara dikkati çekti:“Apne varlığında durum daha karmaşıktır. Özellikle ağır apne varlığında hava yolunun solunum sırasında içe çökmesini engelleyebilecek, dışarıdan hava veren, uykuda maskeyle kullanılan CPAP, biPAP, aPAP gibi cihazların kullanılması gerekebilir.”Uslu, tedavide önlem olarak kilo verilmesi, sigara ve alkolden uzak durulması üzerinde de durulabileceğini söyledi.Kaynak
Etiketler :aPAP, biPAP, CPAP, Haberler, horlamak, horlayan insan, Sa?l?k, uyku apnesi, uyku testi, Ya?am, yumusak damak
Nisan 15th, 2008 yapan Filiz Arıcan 164 kez okunmus
ABD’de yapılan araştırma, 9 haftalık yoga programına katılan yaşlı kadınların yürüme hızlarında, dengelerinde ölçülebilir gelişmeler ve boylarında ortalama bir santimetre uzama saptandığını ortaya koydu.Temple Üniversitesi’nden doktor Jinsup Song, 4 Nisan’da bir sağlık derneğinin yıllık toplantısında sunumunu yaptıkları araştırmanın sonuçları hakkında bilgi verirken, “Bunun tek açıklamasının, kadınların yoga yaparken daha dik oturmaları olabileceğini” söyledi.Geçmişte yoganın yaşlı kadınlarda dengeyi geliştirdiğine ilişkin araştırmalar yapıldığını hatırlatan doktor Song, şimdiki araştırmada kendisinin ve meslektaşı Marian Garfinkel’in özellikle yaşlılar için bir program geliştirmek amacıyla bir “İyengar” yoga eğitmeniyle çalıştıklarını anlattı. Song, bu programın da “nasıl dik durulacağı, öne ve yanlara eğilineceği” gibi temel duruşlardan oluştuğunu belirtti, ancak kendisinin bu çalışmalardan bazılarını yapmakta zorlandığını da itiraf etti. Song ve meslektaşları 65 yaşındaki 24 kadınla yaptıkları araştırmada, kadınların haftada 2 kez 1,5 saat yoga yaptırdı ve yoga programının yoğunluğunu aşamalı olarak artırdı. Programdan sonra kadınların daha hızlı yürüdüğü, daha uzun adımlar attığı, tek bacak üzerinde daha uzun beklediği ve boylarında belirli bir uzama olduğu saptandı. Deneklerin ayrıca, dururken ve yürürken denge kabiliyetlerini sağlamada kendilerini daha cesur hissettiği belirtildi.Song, hem kuvvetin, hem de esnekliğin, başta kadınlar olmak üzere yaşlılar arasında düşmelerin engellenmesine yardımcı olması açısından önem taşıdığına dikkat çekti.Kaynak
Etiketler :?yengar, Sa?l?k, Ya?am, yoga, yoga programi
Nisan 11th, 2008 yapan Filiz Arıcan 217 kez okunmus
Pek çok kişinin çocukluğunda bisikletle ilgili bir anısı vardır. Kimi en keyifli anlarını bisikletiyle geçirmiştir, kimi de hiç bisikleti olmadığı için kırgındır… Ben şanslıyım bisikleti çocukluğumun sonlarında da olsa yakalayıp bisikleti olanlardanım.Bu yüzden ben bisikleti çok uzun yıllar bindim.Şimdilerde de bir bisikletim var ve ara ara binerim.Hele adalara gittiğimde bisiklete binmeden dönmem doğrusu… Ama İki grup için de bahar ayları kendisine ve çocuğuna uygun birer bisiklet seçip, yollara düşmek için iyi bir fırsat. Eğer hiç bisiklete binmediyseniz, işte size bir şans, çocuğunuzla beraber bu işe başlayabilirsiniz. Ne duruyorsunuz, haydi başlayalım. Üç tekerlekli bisikletle başlayın Pek çok çocuk için üç tekerlekli bisiklet, (tricycles) ilk adım olmuştur. Siz de işe üç tekerlekli bir bisiklet edinerek başlayabilirsiniz. Çocuğunuz yürümeye başlamadan önce bile bu tip bisikletleri kullanmaya başlayabilir. Üç tekerlekli bisikletlerde çocuğunuza öncelikle öğretmeniz gereken iki önemli şey var: Biri ayağını sürterek yoldan hız kazanması, yola devam ederken de kendini durdurabilmesi.Bu aşamanın çok önemli olduğunu unutmayın, çünkü bu yaş periyodunda el kasları yeterince gelişmediği için freni sıkmak çocuk için kolay olmayacaktır, bu nedenle giderken durabilmesi için bu hareketi yapabilmesi çok gerekli. Öğretilmesi gereken ikinci şey ise pedal çevirmek. Çocuğunuza pedal çevirmeyi öğretirken unutmamanız gereken şey onun bacak kaslarının henüz çok gelişmiş olmadığıdır.Çocuğunuza bisiklete binmeyi öğretirken bunun bir oyun olduğunu asla unutmayın ve onu kendi gelişimine uygun olmayan hareket ve uygulamalara zorlamayın. Ne zaman iki tekerlekli bisiklete geçmelisiniz? Genellikle çocuklar 5-6 yaşlarına geldiklerinde iki tekerlekli bisikletler için hazır olur ama yine de şu işaretlere önem vermelisiniz:Çocuğunuz üç tekerlekli bisiklet kullanıyorsa ve artık dizleri bisikletinin ön kısmına çarpıyorsa boyunun iki tekerlekli bir bisiklet için uygun olduğu söylenebilir. Çocuğunuz öne ve arkaya doğru pedal çevirebiliyorsa, frenleri elleri ile kontrol edebiliyor, istediği zaman bisikleti durdurabiliyorsa onun için iki tekerlekli bisiklete binme zamanı gelmiştir! Güvenlik önlemlerine dikkat! Sabırlı olun İki tekerlekli bisiklete geçince en önemli sorun denge kurmak olacaktır. Çocuklar ortalama altı yaş civarında vücut dengelerini bisiklet üzerinde kurmayı başarır. Ama dört-dokuz yaş arası periyot vücut dengesinin sağlanmasında normal olarak kabul edilen aralıktır. Dolayısıyla benim çocuğum neden yapamıyor gibi olumsuz cümlelere odaklanmanıza gerek yok. Kask alın Önce bir kask alın ve çocuğunuzdan bisiklete bindiğinde mutlaka onu takmasını isteyin. Başına alabileceği darbeleri önlemek için kaskın çok önemli bir güvenlik aracı olduğunu unutmayın, ona da unutturmayın.Kaynak
Etiketler :bisiklet, bisiklete binmek, Çocuk egitimi, E?lence, iki tekerlekli bisiklet, kask, pedal çevirmek, tricycles, Ya?am, üc tekerlekli bisiklet
Nisan 10th, 2008 yapan Filiz Arıcan 134 kez okunmus

Oğlumu dünyaya getirdikten sonra ben hiç kundaklamadım.Çünkü sakıncalarını biliyordum.Ayrıca periyodik olarak doktor kontrolündeydik.Bununla birlikte hiç bir şüphe olmamasına rağmen bu periyodik süreçte kalça çıkığı ultrasonografisi çektirtiğimi hatırlıyorum.Ve yeni anne olacak adayların kimsenin etkisi altında kalmadan (eskiler hala kundaklamaktan yana) bebeklerini kundaklamamalarını nacizhane tavsiye ediyorum.
Bebeklerin kundağa sarılmasının ortopedik açıdan zararlı olduğu ve kalça çıkığı vakalarında doğal iyileşmeyi engellediği bildirildi.İzmir Kent Hastanesinde görevli Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Yücel Tümer, AA muhabirine yaptığı açıklamada, bebeği kundağa sarmanın, özellikle Türkiye’de sıkça görülen kalça çıkığı rahatsızlığının tedavisi açısından sakıncalı olduğunu belirtti.Prof. Dr. Tümer, şu bilgileri verdi:” Kundak, ortopedik açıdan kesinlikle zararlıdır. Bebekler doğduklarında kalçalarını ve dizlerini bükerek ve kalçalarını yana açarak sırt üstü yatarlar. Bu pozisyon yeni doğan bir bebeğin doğal pozisyonudur. Bu pozisyonda kalça ve diz çevresindeki kaslar gevşektir. Bu doğal pozisyon, bizim kalça çıkıklarını tedavi ettiğimiz pozisyonun aynıdır. Bu sayede çocuklar iyileşmektedir. Geleneksel kundağa sarma yöntemiyle bebeğin doğal iyileşme pozisyonun bozulması, kalça çıkıklarının doğal iyileşmesini engeller.”Prof. Dr. Tümer, kalça çıkığı vakalarında erken tanının çok önemli olduğunu da belirterek, ” Çıkık ilk aylarda tanınırsa tedavisi kolay ve masrafı azdır. Basit bandajlarla birkaç ay içinde hasta iyileştirilebilir. Kalça çıkığı ne kadar geç fark edilirse tedavisi de o derece güçleşir” dedi.Kaynak
Etiketler :Anneler ve bebekleri, bebekleri kundaklamay?n, cikik, kalca cikigi, kundak, ortopedi, Sa?l?k, yeni dogan bebek