Mayıs 31st, 2008 yapan Filiz Arıcan 232 kez okunmus

Yeni doğan bebeklerin baş bölgesindeki yumuşak dokulu bölgeye dokunmaya çekinir, korkarız.İşte bu yazıyı okuyunca özellikle yeni anne adaylarını rahatlatacağına eminim.
Bıngıldak Nedir?
Fontanel, latince’de fonticulus kelimesinden gelir, ”küçük çeşme” ya da ”pınar” anlamındadır.Türkçe karşılığı bıngıldaktır.Yeni doğan bebeğin başındaki yumuşak noktalara bıngıldak diyoruz.Bıngıldak, yanyana iki kafa kemiğinin arasında bağ dokusuyla kaplanmış pencerelere verilen addır.Bebeğin başı büyüdükçe baş kemikleri de büyüyerek birbirine yakınlaşır ve boşluklar bir süre sonra dolar.Bebeğin kafasının büyümesi, beyin büyümesiyle tetiklenir.Beyin ilk 2 yılda çok hızlı büyür.İki alın kemiği arasındaki oluk dışında(2 yaşta kapanır) diğer oluklar 10 yaş sonrasında kapanmaya başlar.Yeni doğanın 6 tane bıngıldağı vardır, ancak sıklıkla ön ve arka bıngıldaklar rahat hissedilebilir.ön bıngıldak, genişliği 0.6-3.6 cm arasında değişebilir.Ortalama 2 cm çapındadır.İlk 1-2 ay genişleyebilir ve ortalama 13 ayda kapanır.Kapanma zamanı bebekten bebeğe değişkenlik gösterir.İlk 3 ayda bebeklerin yüzde 1′inde kapanabilir, 12 ayda ise yüzde 40′ında kapanma gerçekleşmiştir.Genellikle her çocugun bıngıldağı 2 yaşına gelene kadar kapanmış olur.Doğumda arka bıngıldak 0.5 cm çapındadır ve 2 aya kadar kapanır.
Bıngıldakta Değişiklikler Neyin Habercisidir?
Yenidoğan bebeğin bıngıldağı bebek sakinken ve dik tutulurken değerlendirilmelidir.Özellikle ağlarken bir atım görülmesi normaldir.
Bıngıldağın Geniş Olduğu Ya da Kapanmasının Geciktiği Durumlar
Kapanmanın gecikmesi bazen altta yatan hastalıklarla ilgilidir.Bunlar arasında, kıkırdal gelişimine ilişkin sorunların olduğu akondroplazi hastalığı, doğuştan tiroid hormonu eksikliği (konjenital hipotirodi), down sendromu, raşitizm, kafa içi basıncında artış en sık görülenlerdir.Akondroplazi, cüceliğe neden olur.Bebeğin başı doğumda büyüktür, burun kemiği basıktır, alnı çıkıktır ve bıngıldağı geniştir.Doğuştan tiroid hormonu eksikliği, doğumda yapılan TSH testinin normalden yüksek olmasıyla belirti verebilir, ancak ön ve arka bıngıldağın genişliği hastalığın erken döneminde habercidir.Ön ve arka bıngıldağın yanı sıra ortada açık bir fontanel daha olması down sendromunda görülebilir.Bu bebeklerde elde tek avuç içi çizgisi, düz alın, düz yüz ve yuvarlak kulaklar göze çarpar.Kesin tanı, kromozom analiziyle konulabilir.D vitamini eksikliğinden kaynaklanan raşitizm, gelişmekte olan ülkelerde daha sıktır.D vitamini almadan sadece anne sütü almak, koyu deri rengi ve güneş ışığına hiç çıkmamak raşitizme neden olabilir.
Bıngıldağın Küçük Olduğu Ya da Erken Kapandığı Durumlar
Bıngıldak bazen bebek daha 3 aylıkken kapanmaya başlayabilir, ancak çevresini dikkatli takip etmeli ve altta başka bir sorun yatıp yatmadığını araştırarak emin olunmalıdır.Bazen bıngıldak açık olduğu halde muayenede anlaşılması zor olabilir.Kraniosinoztoz, kemik arasındaki oluklardan bir ya da birden fazlasının zamanından önce kapanmasından kaynaklanır.Bu olay sonucunda baş şekli bozulur.Çeşitli genetik sendromlarda ve metabolik hastalıklarda görülebilir.10 bin canlı doğumda 4′ünde görülür.Baş çevresi küçük kalır, kafa içi basıncı artar, şaşılık, işitme kaybı gibi ek belirtiler gelişebilir.Önce düz röntgen filmiyle durum değerlendirilir, sonrasında tomografiyle altta yatan beyin anomalisi olup olmadığı incelenir.
Bıngıldağın Dolgun Olduğu Durumlar
Dolgun bıngıldak; menenjit, ensefalit, beyinde su toplanması (hidrosefali), oksijensiz kalma, travma ve beyin kanaması gibi durumlarda beyin içi basıncının artmasıyla ilişkilidir.Menenjitte ayrıca, genel durum bozukluğu, kusma, beslenememe, ateş gibi bulgular da vardır.Böyle bir enfeksiyondan şüphelenildiğinde doktorlar beyin-omurilik sıvısında mikrop varlığını araştırmak için belden su alır ve incelemek isterler.Hidrosefali, beyin omurilik sıvısının yapında ya da emiliminde , bozuklutan ötürü miktaarın giderekartmasıdır.1000 doğumdan 3′ünde görülebilir.Baş çevresinde anormal artış, baştaki oluklarda genişleme, baştaki damarlarda belirginleşme fark edilir.Ultrason, tomografi veya MR artan sıvıyı ve genişleyen odacıkları gösterir.Bıngıldağın iyice çökmüş olması, aşırı sıvı kaybı olması durumunda görülür.Aşırı kusma ve ishalle seyreden hastalıklarda vücuttaki sıvı miktarının azalmasının bir göstergesi de bıngıldağın çökmesidir.Kaynak

Etiketler :, , , , , , , , , , , , ,
Mayıs 21st, 2008 yapan Filiz Arıcan 340 kez okunmus

Sigara yasağına sevinenlerin başında gelenlerdeniz eşim de ben de siigara içmeyenler olarak…Bu yasağın ne kadar uygulanacağını kimlerin sigaraya bırakmasına vesile olup kimlere ceza geleceğini ilerleyen günler gösterecek bizlere…

Yürürlüğe giren Tütün Ürünlerinin Zararlarının Önlenmesi ve Kontrolü Hakkında Kanun’a göre, kamu hizmet binaları, koridorları dahil olmak üzere her türlü eğitim, sağlık, ticaret, sosyal, kültürel, spor ve eğlence yerlerinin kapalı alanlarında sigara içilemeyecek. Yasa ve konuya açıklık getirmek üzere yayımlanan Başbakanlık genelgesine göre, bugünden itibaren tütün ve tütün mamülleri her yerde tüketilemeyecek.Kamu hizmet binalarının kapalı alanlarında, koridorlar dahil, her türlü eğitim, sağlık, üretim, ticaret, sosyal, kültürel, spor, eğlence ve benzeri amaçlı özel hukuk kişilerine ait olan, birden çok kişinin girebileceği (ikamete mahsus konutlar hariç) binaların kapalı alanları ve taksiler dahil, karayolu, demiryolu, denizyolu ve havayolu tolu taşım araçlarında tütün ürünleri tüketilmeyecek. Bu alanlarda tütün ürünlerinin tüketilmesi için tahsis edilmiş alanlar varsa, bunlar kaldırılacak.Sigaradan kurtulmak için 7 günlük mücadelenin yeterli olacağı, sabahları diş fırçalama, iyi bir kahvaltı, güne bir bardak greyfurt suyuyla başlanmasının sigara arzusunu azaltacağı ve nikotinin vücuttan atılmasını kolaylaştıracağı bildirildi.Selçuk Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Aile Hekimliği Ana Bilim Dalı Başkanı Yrd. Doç. Dr. Ruhuşen Kutlu, Türkiye’de yılda yaklaşık 100 bin, dünyada ise 4 milyondan fazla kişinin ölümüne, milyonlarca kişinin hasta ve sakat kalmasına yol açan sigaranın bugünden itibaren ciddi bir yasak kapsamına alındığını söyledi.Bu yasağın dünyanın en tehlikeli bağımlılık yapan maddelerin başında gelen sigaradan kurtulmak için büyük fırsat olduğunu ifade eden Yrd. Doç. Dr. Kutlu, sigarayı bırakmanın zor olacağını, ancak cesaretle bunun başarılabileceğini bildirdi.Öncelikle tiryakilerin “sigarayı bırakırsam ölürüm” düşüncesini “sigarayı bırakmazsam ölürüm” şeklinde değiştirmesi gerektiğini vurgulayan Yrd. Doç. Dr. Kutlu, şunları kaydetti:“Bıraktığınız andan itibaren sigara içmemenin size ne gibi felaketler getireceğini düşünün. Hiç… Fakat devam ederseniz başınıza neler geleceğini düşünün. Paniğe kapılmadan harekete geçin. Sigara sizin dostunuz değil sinsi düşmanınız. Size zevk değil acı veriyor. Sigaranın içinde, insandan başka hiçbir canlının tüketmediği tütün denilen ot bulunuyor. Bunu unutmayın. Sigarayı tiksindiğiniz şeylerle karşılaştırın. Örneğin tütünle birlikte hamam böceklerinin de kurutulup karıştırıldığını ya da kurumuş at gübresinin konduğunu düşünün.”Kutlu, sigaranın yavaş yavaş bırakılamayacağını belirterek, yapılan araştırmalara göre aniden bırakmada başarı oranının yüzde 81.5, azaltarak bırakmada başarının oranının ise yüzde 5.7 olduğunu bildirdi.Sigaradan kurtulmak için 7 günlük mücadelenin yeterli olacağını dile getiren Yrd. Doç. Dr. Kutlu, şöyle devam etti:“Bırakmaya karar verdiğiniz anda hayatınızın en önemli kararını aldığınızı düşünün. Yakınlarınızdan, arkadaşlarınızdan destek alın. İlk dönemlerde belli aralıklarla içme isteği gelecek. Yaklaşık 5 dakika süren bir isteği derin nefes alıp, verme ya da dikkati başka yere çevirme ile yok edebilirsiniz. Sabahları diş fırçalama, iyi bir kahvaltı, güne bir bardak greyfurt suyuyla başlanması, sigara içme arzusunu azaltır ve nikotinin vücuttan atılmasını kolaylaştırır. Bırakma döneminde sigara isteği uyandıran çay, kahve ve alkollü içeceklerden uzak durun. Her yemekten sonra dişlerinizi fırçalamak da yardımcı olacaktır. Boş durmak sigara isteğini artırır. Bunun yerine sosyal aktivitelerle zaman harcanabilir, egzersiz ve spor yapılabilir.’

BIRAKINCA DEĞİŞİKLİĞİ FARK EDECEKSİNİZ

Sigaradan kurtulduktan sonra tiryakilerin şiddetli arzulama hissi, konsantrasyon bozukluğu ve yorgunluk hissi yaşayacağını vurgulayan Kutlu, şunları söyledi:“İyileşme belirtileri olarak baş ağrısı, baş dönmesi, el ve ayaklarda karıncalanma hissi oluşur. Karbonmonoksit kan dolaşımından temizlenirken, sinirler ve dokularda oksijenin artması sonucu baş dönmesi görülür. Boğaz ağrısı ve öksürük de sigaradan sonra vücuttaki olumlu gelişmelerdir. Tiryakiler, sigarayı bıraktıktan sonra akciğerlerin kendi kendini temizlemesi için öksürecektir. Boğaz ağrısı ise yeni doku gelişimi ve eski dokulardan katran ve nikotinin temizlenmesi sonucu meydana gelir. Açlık hissi de iyileşme belirtisidir. Vücut, yeniden yapılanma için enerjiye ihtiyaç duyar. Özellikle tatlı ihtiyacı artacak. Bu noktada meyve suları en iyisidir.”Yrd. Doç. Dr. Ruhuşen Kutlu, son sigaradan 20 dakika sonra tansiyon ve nabzın normale döneceğini, 8 saat sonra vücudun kendini yenilemeye başlayacağını belirterek, 24 saat sonra karbonmonoksitin vücuttan atılmasıyla, akciğerdeki balgam ve diğer zararlı maddelerin temizleneceğini, kalp krizi riskinin azalacağını bildirdi.48 saat sonra ise vücuttaki nikotinin tamamen atılacağını, cildin kendini hızla yenilemeye başlayacağını dile getiren Kutlu, 72 saat sonunda da nefes almanın kolaylaşacağını, akciğerin kapasitesinin artacağını kaydetti.2 hafta sonra ise öksürük, balgam, nefes darlığı ve hırıltı şikayetlerinin azalacağını, merdivenin daha kolay çıkılacağını vurgulayarak, 1-9 aylık süre içinde ise akciğer hücrelerinin yenileneceğini, akciğer hastalıkları riskinin azalacağını, akciğerin işlevinin yüzde5-10 oranında artış göstereceğini bildirdi.Yrd. Doç. Dr. Kutlu, sigara bıraktıktan 5 yıl sonra kalp krizi riskinin sigara içenlerin taşıdığı riskin yarısına kadar düşeceğini, ağız, boğaz ve yemek borusu kanserleri riskinin de yüzde 50 oranında gerileyeceğini söyledi.

CEZALAR

Tütün yasağı olan açık ve kapalı alanlarla spor, kültür, sanat ve eğlence yerlerinde sigara içenlere para cezası ilgili idari birim amirinin yetkili kıldığı kamu görevlilerince verilecek.Kabahatin özel hukuk kişileri tarafından işletilen toplu taşıma araçlarında işlenmesi halinde ceza ilk başvurulan kolluk birim yetkilileri tarafından uygulanacak.Sigara yasağının uygulanması ve tedbir alınmasıyla ilgili yükümlülüklerini yerine getirmeyen işletmeler önce yazılı olarak uyarılacak. Bu uyarıya rağmen yükümlülüklerini yerine getirmeyenlere belediye sınırları içinde belediye encümeni, belediye sınırları dışında ise mahalli mülki amir tarafından 500 YTL ile 5 bin YTL arasında ceza verilebilecek.Sigara yasağı bulunan yerlerde sigara içenlere 50 YTL, sigara izmaritini ve paketini yere atanlara 20 YTL ceza verilecek.Tütün ürünleri sektöründe faaliyet gösteren firmalar, ürünlerini bedelsiz olarak hediye vermeleri, indirimli satmaları, eşantiyon, promosyon veya yardım olarak dağıtmaları, ilan vermeleri, yetkili satıcı yerlerin dışında satış yapmaları halinde 50 bin YTL’den 250 bin YTL’ye kadar cezaya çarptırılabilecek. Ele geçirilecek tütün ürünlerinin kamuya geçirilmesine mahalli mülki amir tarafından karar verilecek.Kaynak

Etiketler :,
Mayıs 9th, 2008 yapan Filiz Arıcan 392 kez okunmus


Haberi okuyunca hemen aklıma oğlum geldi.Aç ağzını, uçak geliyor.Bu lafı ne çok kullanırız.Sizin için de çocuğunuza yemek yedirmek bir eziyete dönüşüyorsa bu kaşık belki de işimizi kolaylaştırabilir kimbilir…Hem baksanıza uçak hangara giriyor gibi laflar da bu kaşıkla daha da inandırıcı gibi:)Kaynak

Etiketler :, , , , ,
Mayıs 6th, 2008 yapan Filiz Arıcan 355 kez okunmus

Her yeni annenin bilmesi gereken önemli konulardan biri de, doğru ve sağlıklı emzirme…RealAge olarak sizin için hazırladığımız önerileri okuyarak, sağlıklı bir başlangıç yapabilirsiniz. Bebek emzirmenin yararlarını zaten bilinmektedir. Anne sütü, bebeğinizin, ihtiyacı olan besinleri dengeli olarak alabilmesini sağlar ve bağışıklık sistemini geliştirir. Bebek emzirmek, kilo vermenize de yardımcı olur. Sağlıklı ve düzgün bir şekilde bebek emzirmek, aslında zannettiğiniz kadar kolay değildir. Sabır ve pratik olmanın yanında, bu işten keyif almanız da hem sizin hem de bebeğiniz için çok yararlıdır.
Yardım istemek normaldir

Bebeğinizi emzirmeye başlamadan evvel yakınlarınızdan destek isteyin. Ayrıca hastanedeki doktor ve bebek hemşireniz de size bu konuda profesyonel şekilde yardımcı olabilir. Düzgün tekniği öğrenmeniz, ileride problem yaşamanızı engeller.
Düzenli olarak emzirin

Bebeğinizin doğumundan sonraki ilk birkaç hafta, onu her 2-3 saate bir emzirmeniz gerekir. 3. aydan sonra günde 6-8 defa emzirmeniz yeterli olabilir. Bebeğinizi sık emzirmeniz, daha fazla süt üretmenizi sağlar.(Sütünüzün artması için daha detaylı bilgi alabilirsiniz…) Eğer bebeğinizi emzirmekte gecikirseniz, daha sonra onu rahatlatmanız zorlaşabilir. Bebeğinizin ilk acıkma belirtilerine, dudak hareketlerine dikkat edin. Süt içmek için ağlamaya başlaması, ihtiyaç duyduğunda süt ememediğinin belirtisidir.
Pozisyonunuz kesinlikle rahat olsun

Bebeğinizi emzirmek için öne doğru eğilmeyin, bebeğinizi göğsünüze yaklaştırın. Kol ve sırt desteği olan koltuklarda oturun. Yastıkla da vücudunuzu destekleyebilirsiniz. Yan tarafınıza doğru uzanarak bebeğinizin yüzünün size dönük olmasını sağlayabilirsiniz.Yerleştikten sonra bebeğinizin alt dudağını memenize temas ettirin.Bebeğinizin ağzı tamamen açık olsun ve meme ucunu tam olarak emsin. Bebeğinizin dili memenizin altında olmalıdır. Bebeğinizin ağzının içine parmağınızı sokup onu memenizden ayırarak emzirmeyi bitirebilirsiniz. Emme miktarını bebeğinizin kendisi belirlesin Memeniz yumuşayana kadar hemşirenin size yardımcı olmasına izin verin. Daha sonra bebeğinizin gazını çıkarmaya çalışın ve diğer memenizle emzirmeye başlayın. Eğer bebeğiniz aç değilse bir sonraki emzirme işlemini diğer memenizle deneyin. Eğer bebeğiniz süt emmeyi bırakıp size doğru bakarsa veya odayı incelemeye başlarsa, onu zorlamayın bu güzel anın tadını çıkarın. İlk haftalarda bebeğiniz sadece tek memeden emiyorsa, fazla basıncı azaltmak için diğer memenizi sıkın ve süt akışının sürmesini sağlayın.
Emzik kullanımının önemi

Bebekler bir şeyi emdikleri zaman çok mutlu olurlar. Bebeğinize fazla emzik vermeniz, anne sütüyle emzirmenizi de etkileyebilir. Amerikan Pediyatristler Akademisi, 1 aylık olana kadar bebeklere emzik verilmemesini öneriyor.Daha detaylı bilgi için tıklayınız
Onunla yakından ilgilenin…

Bebeğinizin memenizi ağzıyla kavradığında memenizde hafif, yumuşak bir çekim hissedersiniz. Memelerinizi, emzirmeden evvel dolu ve sert, emzirdikten sonra yumuşak ve boş hissedebilirsiniz. Bebeğinizin, normal hızda kilo almasına, günde 6 ila 8 kez bezini ıslatmış olmasına ve emzirme aralarında rahat olmasına dikkat edin. Bebeğinizin dışkısının sarı, tanecikli ve yumuşak olması normaldir.
Meme başlarınızı korumanın önemi

Her emzirme sonunda meme ucunuzun kendi kendine kurumasını beklemeniz normaldir. Eğer acele etmeniz gerekirse meme ucunuz hemen kurulayabilirsiniz. Emzirme aralarında meme uçlarının kuru kalmasını sağlamak için sık sık sütyeninizi değiştirin.Banyo yaparken sabun, şampuan gibi temizleyici ürünlerin meme ucunuza gelmesini engelleyin. Eğer meme uçlarınız kuru veya çatlaksa, lanolin içeren merhemlerden kullanabilirsiniz. Zeytin yağı ya da sağdığınız kendi sütünüzle ovmanız da işe yarayabilir.
Sağlığınız için yararlı olanları seçin

Bebeğinizi emzirirken yaşam tarzınıza, hamile olduğunuz zamanki kadar dikkat etmeniz gerekir.
•Bol bol meyve, sebze ve tam tahıl alın
•Bol bol sıvı alın
•Mümkün olduğunca dinlenin
•Sadece doktorunuzun onayladığı ilaçları kullanın
•Sigara kullanmayın
Ayrıca kafein ve alkolden de uzak durun. Annenin fazla kafein tüketmesi anne sütüyle beslenen bebekleri rahatsız edebilir. Alkollü bir içecek alırsanız, bebeğinizi emzirmeden evvel iki saatlik bir sürenin geçmesini bekleyin.
Emzirmeyi öğrenmek için zaman ayırın

Bebek emzirmeye alışmanız zaman alabilir. Bebekle arasındaki iletişiminiz geliştikçe bebek emzirmek daha doğal bir hal alır. Eğer zorluk çekerseniz, özellikle de emzirmek sizin için acı verici bir hale gelirse, yardım isteyin . Meme uçlarınız ilk birkaç haftada hassaslaşabilir ancak meme emzirmek acı verici olmamalıdır. Bebeğinin dilinden kaynaklanan bazı problemler ortaya çıkabilir, sorununuzun kaynağı başka bir neden de olabilir. Doktorunuzdan ya da bebek hemşiresinden yardım isteyebilirsiniz. Bebek emzirmede başarılı olabilmeniz için doğru başlangıç çok önemlidir.Kaynak

Etiketler :, , , ,
Nisan 28th, 2008 yapan Filiz Arıcan 430 kez okunmus


Bir gün doğum kontrol haplarının cinsel soğukluğa neden olduğunu ve şişmanlattığını duyuyorsunuz. Ertesi gün, adet döngüsünü önlemenin kolay bir yolu olduğunu ve yumurtalık kanserini önlediğini öğreniyorsunuz…Bu çelişkili haberler ve çeşitli doğum kontrol yöntemleri arasında kafanız yeterince karışmış olmalı. İşte size doğum kontrol hapları ve diğer doğum kontrol yöntemleriyle ilgili bilinen 10 yanlış ve neden doğru olmadıkları…

1. YANLIŞ: Adet döngüsünü durdurur: Yapılan çalışmalar göstermektedir ki, kullanılan çeşitli methodların adet döngüsünü bastırmasında hiçbir tehlike yok. Bazı ilaçlar premenstrüel sendromlarını azaltır, diğerleri ise adet döngüsünü durdurur. Pensilvanya Delaware County Memorial Hastanesi kurul üyelerinden Dr. Rebecca Gould açıklıyor: ”Hormonlar rahim duvarının ince olmasını sağlıyor, yani hiçbir yeni oluşum meydana gelmiyor. Ayrıca, adet sırasında görülen semptomlar genellikle yok oluyor.Adet döngüsünün bastırılması, özellikle çok fazla kanaması olan, krampları olan ve menstrüal migreni olan kadınlarda oldukça faydalı oluyor.

2. YANLIŞ: Doğum kontrol hapları kanser riskini artırıyor: Doğum kontrol haplarını uzun süre kullanmak, gerçekte rahim kanseri ve yumurtalık kanseri riskini azaltır. Doğum kontrol hapları aynı zamanda kolon kanserini de önlüyor. Peki ya meme kanseri? Bugüne kadar yapılmış araştırmalar ne yazık ki bu konuda yetersiz kalıyor. Mayo Clinic Proceeding’de yayımlanan ve daha önce yapılan araştırmaların incelendiği bir çalışmada, doğum kontrol hapı kullananlarda bu riskin çok az bir artış gösterdiği, ancak hap kullanımının sonlandırılmasıyla birlikte bu artışın ortadan kalktığı belirtiliyor. Meme kanseri hastalarının veya daha önce meme kanseri olan kişilerin ise, hormonların kanser hücrelerini uyarabileceklerini göz önünde bulundurarak, doğum kontrol haplarını kullanmamaları gerektiği açıklanıyor.

3.YANLIŞ:Doğum kontrol hapları şişmanlatıyor veya cinsel soğukluğa neden oluyor: Çoğu kadın şişmanlamasının nedeni olarak doğum kontrol haplarını görür, ancak doğum kontrol haplarının, ani başlayan kanamalar dışında hiçbir yan etkisinin olmadığı belirlenmiştir. Libido için ise, bazı çalışmalar cinsel isteğin azaldığını, bazıları ise arttığını gösteriyor.

4. YANLIŞ: Spiral kısırlığa neden oluyor: 1970’li yıllarda piyasaya sürülen bir tür spiralin, enfeksiyonlara neden olduğu ve bu nedenle kısırlığa yol açtığı düşünülüyor. Ayrıca bu vakalardan 17’si ölümle sonuçlanmıştır. Ancak günümüzde kullanılan spiraller oldukça güvenlidir. Ayrıca spiral, doğum kontrol haplarından daha etkili ve daha ucuzdur. Yan etkileri? Üç dakika kadar menstrüal kramplara benzer bir acı hissedilir, ve sonraki bir hafta kramplar ve kanama olabilir. Ayrıca genellikle spiralle beraber rahime bakteriler de yerleştiği için ilk üç hafta enfeksiyon riski oldukça yüksektir, ancak bu enfeksiyon bir antibiyotikle kolayca tedavi edilebilir.

5. YANLIŞ: Diafram doğum kontrol hapı kadar etkilidir: Serviksi tamamen kapatan ve spermisid içeren diaframlarda, risk haplara göre daha yüksektir. Vajinal doğum yapmış kadınlarda, serviks daha büyük olduğu için, %32 gibi oldukça büyük bir risk vardır, diğer kadınlarda ise bu risk yüzde 16 civarıdır. Daha iyi bir korunma için, kondomla beraber kullanılması gerekir.

6. YANLIŞ: Doğum kontrol hapları uzun süre kullanımamalıdır: Doğum kontrol haplarının kullanımına ara verdiğinizde, hamile kalma riskiniz vardır. Hapları bırakmak için tıbbi hiç bir neden yoktur. Hap kullanımını bıraktıktan sonra, hamile kalabilirsiniz. Kadınların yüzde 50’si ilk üç ay içinde hamile kalmaktadır.

7. YANLIŞ: Doğum kontrol haplarının yan etkileri ömür boyu sürer: Dr. Gould, hormonal doğum kontrol yöntemlerinin yan etkilerinin ilk üç ay içinde ortadan kalktığını belirtiyor.

8. YANLIŞ: 40 yaşın üzerinde doğum kontrol hapı kullanılmamalıdır: Doğum kontrol haplarını menopoza girinceye kadar kullanabilirsiniz. Ancak, yaşınız 35’in üzerindeyse ve sigara içiyorsanız, veya hipertansiyon yada diyabet hastasıysanız, hap kullanımıyla kalp hastalıkları ve felç riskiniz artıyorsa, sadece progesteron içeren haplardan kullanabilirsiniz.

9. YANLIŞ: Doğum kontrol haplarıyla beraber diğer haplar da alınabilir: Depresyon için kullanılan bazı ilaçlar, doğum kontrol haplarını etkisiz hale getirmektedir. Araştırmacılar, bu ilaçların, doğum kontrol hapının metabolizmasını hızlandırarak, hormonların görevlerini yapmalarını önlediğini düşünüyorlar. Bunun yanı sıra, doğum kontrol hapları antidepresanların etkilerini artırıyor.

10. YANLIŞ: Doğum kontrol hapları migreni kötüleştiriyor: Bu yanlıştır, ancak auranın eşlik ettiği migren ağrıları olan kadınlarda doğum kontrol hapları felç riskini artırıyor. Bu kişiler için östrojen içermeyen hormonal methodlar kullanılabilir.Kaynak

Etiketler :, , , , , , , , , ,
Nisan 27th, 2008 yapan Filiz Arıcan 779 kez okunmus

Bu haberi okuduğumda çok şaşırdım.Çünkü bugüne kadar çocuğun cinsiyetini erkeğin belirlediğini duymuş, çeşitli uzmanlardan dinlemiştim.İşte tam da bu sebepten dolayı haber bana ilginç geldi ve sizlerle paylaşmak istedim.

Enerji bakımından zengin besinler alan kadınların erkek çocuk doğurma olasılığı daha yüksek olabilir.İngiltere’deki Exeter Üniversitesinden Fiona Mathews ve ekibi, annenin beslenme şekli ve bebeğin cinsiyeti arasındaki ilişkiyi araştırdı.740 hamilenin, gebelikten önce ve gebelik sırasındaki beslenme alışkanlıklarını inceleyen bilim adamları, ilk çocuğuna gebe kalan ve bebeğin cinsiyetini bilmeyen bu kadınları hamile kalırken, kalori desteklerine göre 3 gruba ayırdı.Enerji desteğini en fazla alan kadınların yüzde 56’sının erkek, en az alanların yüzde 45’ininse kız bebek dünyaya getirdiği görüldü.Araştırmada, kahvaltıda tahıl tüketimi, potasyum, kalsiyum, C, E ve B12 vitaminleri bakımından daha zengin ve daha çeşitli besin tüketimi ve erkek çocuk doğurma arasında güçlü bir ilişkinin olabileceği de ortaya çıktı.Mahthews, “bu çalışmaların, genç kadınların az kalorili beslenme tarzını tercih ettiği gelişmiş ülkelerde neden erkek oranının azaldığını açıklamaya yardımcı olabileceğini” söyledi.Son 40 yılda sanayi ülkelerinde erkek bebek sayısının az da olsa azaldığı gözleniyor. Bu düşüş, tüketim ürünlerindeki kimyasal maddelere bağlanıyor. Bununla birlikte araştırmacılar, gelişmiş ülkelerdeki genç kadınların değişen beslenme alışkanlıklarının da bu düşüşü açıklayabileceğini belirtti.Kahvaltı alışkanlığının gelişmiş ülkelerde neredeyse ortadan kalktığını söyleyen araştırmacılar, ABD’de kahvaltı yapan erişkinlerin oranının, 1965’te yüzde 86 iken 1991’de yüzde 75’e düştüğünü vurguladı.Araştırmacılar, kahvaltıyı atlamanın normal gece açlığı süresinin uzamasına, bu nedenle glikoz seviyesinin düşmesine neden olabileceği görüşünü savunuyor. Daha önce laboratuvarda yapılan araştırmalar, glikozun erkek bebek dünyaya getirme olasılığını artırabileceğini göstermişti.Araştırma, “Proceeding of the Royal Society” dergisinde yayımlandı. Kaynak

Not:Bu yazıyı kendi iyiliğiniz için erkek bebek sahibi olmak isteyen babalardan uzak tutun:)

Etiketler :, , , , , , , , , , , ,