Şubat 3rd, 2013 by Filiz Arıcan


Daha önce de bu blog tan butik kurabiye yapmaya başladığımı duyurmuştum. Bir yeni haber de kurs ile ilgili olacak. Artık butik kurabiye ile ilgilenenler veya yapımını merak edenler için butik kurabiye kursu kurabiyeyerim de. Detaylı bilgi için http://www.kurabiyeyerim.com/kurabiye-kursu/ ziyaret edebilirsiniz.

 

Etiketler :, , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,
Temmuz 22nd, 2008 by Filiz Arıcan


Anneler olarak biliyoruz ki çocuklarımız her dönemde büyümelerini fark etmeleri ile orantılı olarak farklı davranışlar içine giriyorlar.Bunu yakın çevremden de bu yaştaki oğlumdan da gözlemliyorum.Ve hazır bu konuyla ilgili bir yazı bulmuşken bizlere yararı olduğunu düşündüğüm için sizlerle de paylaşmak istiyorum…
Davranış Bilimleri Enstitüsü Çocuk ve Genç Bölümü Psikolog Şeyda Özdalga, 3 – 4 yaş çocuklarının genel özelliklerini şöyle sıralıyor: “Bilişsel, duygusal ve sosyal gelişim olarak 3-4 yaşı kapsayan iki yıllık yelpaze deki farklılıklarla birlikte bu yaş çocukları büyük ölçüde ben merkezcidir. Genelde neşeli olduğu yaşlardan daha bağımsız, inatçı ve kendi isteği ile hareket etme değişimi gözlenir. Aile içinde geçerli olan bazı kuralları, yavaş yavaş paylaşmayı, isteklerinin yerine getirilmesi için sabırlı olmayı öğrenmeye de başlar. Yaşıtlarını veya yetişkinleri sürekli taklit eder, onların davranışlarını ve sözlerini tekrarlar. Çevresi ile sözlü iletişim kurabilen, yaşıtlarıyla kısa süreli de olsa oynayabilecek şekildeki birlikteliği onun sosyalleşme yolundaki ilk gerçek deneyimleridir. Genellikle kendi isteklerinin yerine getirilmesi ile ilgili, talepler nedeniyle çıkacak çocukların arasındaki çatışmalar için bir yetişkinin rehberliğine her zaman ihtiyaç vardır. Bu çatışmalarda arkadaşlarına kabadayılık taslar, gözdağı verip sürekli böbürlenir. Dili kullanması çevresi tarafından sunulan dil ortamı ile ilişkili olarak gelişir. Kullanılan dilin kalitesi, çocukla konuşma sıklığı, sorulara cevap verme veya soru sorma yoğunluğu, emir cümleleri değil, sıfatlar, zamirler gibi tanımlayıcı sözcüklerin kullanılması dil gelişimi için önemlidir. Yetişkinlerden duyduğu, gördüğü iyi-kötü her şeyi taklit eder. Dili bozuktur, küfredip, kötü sözler söyleyebilir. Başkalarına isim takar, arkalarından bağırır. Yakın geçmişteki olayları, deneyimleri, olup bitenler arasında ilişki kurarak anlatır. Özellikle sevdiği insanlara karşı çelişkili duygular içindedir. Bu nedenle zaman zaman hem bedeniyle hem de sözle kızgın ve saldırgan olabilir. Toplum içinde bazen olumlu bazen olumsuz davranır. Bu yaşlardaki çocuklar, yetişkinin isteklerini mantıklı olarak açıklamasını ister, kendi davranışlarını, yetişkinleri çekinmeden eleştirir, zaman zaman küfür sayılabilecek kelimeleri kullandığı, yetişkine karşı çıktığı gözlenebilir.”
Neden kötü söz söylerler?

Çocuklar çevrelerine söyledikleri kötü sözleri, kızmak, engellenmek, öfke duygularının ifadesi yanında, tepkileri takip ederek dikkat çekmek, ilgi ihtiyacı, yetişkinliğe ulaşma kriteri olarak görme, yetişkinleri taklit etme, kendini güçlü, özgür hissetme ve tepki gösterme aracı olarak kullanırlar. Genel küfür ve kötü söz kategorileri kızgınlık öfke ile zeka, diğer özürler ya da hayvan isimleri ile söylenen aşağılama kelimeleriyle kişiye yönelik, karşı tarafa zarar vermeyi uman beddua şeklinde ya da cinsel içeriklidir. Bu yaş çocuklarında ise sarsmak, şok etmek, ağızdan kaçan, kendini savunmak, zevk almak amacıyla söylenmiş daha masumane sözlerdir. “Pis Kaya”, “kötü çocuk”, “eşek”, “kakasın sen” gibi kelimeler yanında daha ileri yaşlarda bazı organ isimleri(meme, pipi) ile duruma heyecan katarak tepkileri izleyen sözcüklerdir.
Çocuk kötü sözleri nereden öğrenir, duyar?

Öncelikle yakın çevresi olan ailesi tarafından sunulan dil ortamı model olmaktadır. Ayrıca bu dili kullanan çocuğun aile tarafından desteklenmesi, şirinlik olarak görülüp kabul edilmesi de devamını sağlar. oyun çevresinden, arkadaşlarından, televizyondan ya da bir şarkı sözünden de öğrenebilir.
Kötü sözler kullanan bir çocuğa ebeveynler nasıl yaklaşmalıdır?

Öfke ve düşmanlık dolu sözlerle model olmayıp, örnek olunuz.
Çevreden duymasını engelleyiniz.
Söylenen sözün anlamını ona açıklayınız.
Bu kelimeleri duymaktan dolayı rahatsızlığınızı dile getiriniz.
Duygularını başka türlü ifade etmesini sağlayınız.
Dikkat çekmek amacını taşıyorsa görmezden geliniz.
Şaşkınlıkla, kızarak ya da gülerek tepki vermeyiniz.
Başka aktivitelere yönlendiriniz.
Zaman ayırarak, olumlu ilişki kurun, cesaretlendiriniz.
Güzel konuşmalarını takdir edip, güzel konuşmalarının artmasını sağlayınız.Kaynak

 

Etiketler :, , , , , , , , , ,
Temmuz 17th, 2008 by Filiz Arıcan

Kadınların nefret ettikleri şeylerden biri de sabah uyandıklarında aynada gördükleri surettir.

Önceki günün yorgunluğu yüzünden okunmaktadır.Cildi gerilmiş,saçları katılaşmış bir kadın nasıl güne iyi başlayabilir ki.İşte size sabah güzelliği için bir kaç ipucu…
• Yatmadan önce mutlaka retinol veya glikolik asit içeren bir kremi maske şeklinde yüzünüze iyice sürün. Sabah kalktığınızda ölü derilerinden arınan cildiniz, ışıl ışıl görünecektir.
• Eğer cildiniz duyarlıysa, yüzünüzü her zaman salisilik asit içeren bir temizleyiciyle iyice yıkayıp, hyaluranik asit içeren bir kremle nemlendirin.
• Saçınıza ve cildinize nem vermesi için yatak odanıza mutlaka havayı nemli tutan bir buhar aleti koyun.
• Sabah kalktığınızda tırnak diplerinizin manikürlü gibi görünmesi için, yatmadan önce tırnak diplerinize yoğun nem veren bir krem sürün.
• Saçlarınız uzunsa, iki yandan örerek uyuyun. Böylece birbirlerine dolaşmazlar, hem de düzgün dalgalarınız olur.Kaynak

Etiketler :, , , , , , , , , , ,
Haziran 24th, 2008 by Filiz Arıcan


İstanbul İl Sağlık Müdürü Mehmet Bakar, önümüzdeki günlerde hava sıcaklığında yaşanabilecek artışların, nemdeki artışla birlikte daha fazla etkili olacağı ve gerekli önlemler alınmadığı takdirde insan sağlığını olumsuz etkileyebileceği uyarısında bulundu. Mehmet Bakar, yaptığı açıklamada, Meteoroloji’den yapılan uyarılara göre, önümüzdeki günlerde hava sıcaklıklarının mevsim normallerinin üzerine çıkmasının beklendiğini anımsattı.“Hava sıcaklığında olabilecek artışın, nemdeki artışla birlikte daha fazla etkili olacağı, gerekli önlemler alınmadığı takdirde insan sağlığını olumsuz etkileyebileceği bilinmelidir” görüşünü bildiren Bakar, bu durumdan özellikle çocukların, yaşlıların, kalp ve akciğer hastalarının daha fazla etkilenebileceğine dikkati çekti. Bakar, yaz mevsimi ile birlikte artan hava sıcaklığının ve güneşin olumsuz etkilerinden korunmak için alınması gerekli tedbirlere ilişkin şu bilgileri verdi:Güneş ışınlarının etkisinin güçlü olduğu 11.00-16.00 saatleri arasında güneş ışınlarından kaçınılmalı ve bu saatlerde uzun süre güneş altında kalınmamalıdır. Sıcak havalarda güneş yanıklarının yanı sıra sıcak çarpması için dikkatli olunmalı, bol sıvı alınmalı, haşlanmış sebze ve meyve tercih edilip, yağlı gıdalar ve alkolden kaçınılmalıdır.Kanser hastaları, kemoterapi hastaları ve değişik deri hastalığı olanların güneş ışınlarından korunmaya özellikle dikkat etmesi gerekir. Özellikle yaşlılar, kalp ve tansiyon hastaları sıcak günlerde efor harcamaktan kaçınmalıdırlar.Sık sık ılık su ile duş yapmakta fayda vardır. Havasız ve kapalı yerlerde uzun süre kalınmamalı ve bulunulan ortamda hava sirkülasyonu sağlanmalıdır. Açık renkli, pamuklu bol giysiler giyilmeli ve geniş kenarlı şapka takılmalıdır.Ultraviyole ışınlarından koruyucu gözlükler takılmalıdır. Güneşlenmeden veya güneşe çıkmadan önce cilde uygun koruyucu bir güneş kremi sürülmelidir. Güneşlenme sonrasında oluşabilecek güneş yanıklarında kesinlikle yoğurt ve benzeri maddeler sürülmemeli, bu durumda soğuk kompres uygulaması yapılmalıdır. Müdahale gereken durumlarda mutlaka hekime danışılmalıdır.Gözlerde ağrılı kızarıklıklar olması durumunda soğuk kompres yapılmalı ve bir hekime başvurulmalıdır. Sıcak çarpmalarında kişiler önce serin ve gölge bir yere alınmalı, vücudundaki sıkı giysiler çıkarılarak başı ve vücudu ıslatılmak sureti ile serinletilmelidir.Bilinç bulanıklığı olan sıcak çarpması durumlarında 112 Acil Sağlık Hizmeti hemen aranmalı veya güneş çarpmasına maruz kalındığında en yakın sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.Kaynak

Etiketler :, , , , , , , , , , , , , ,
Nisan 28th, 2008 by Filiz Arıcan


Bir gün doğum kontrol haplarının cinsel soğukluğa neden olduğunu ve şişmanlattığını duyuyorsunuz. Ertesi gün, adet döngüsünü önlemenin kolay bir yolu olduğunu ve yumurtalık kanserini önlediğini öğreniyorsunuz…Bu çelişkili haberler ve çeşitli doğum kontrol yöntemleri arasında kafanız yeterince karışmış olmalı. İşte size doğum kontrol hapları ve diğer doğum kontrol yöntemleriyle ilgili bilinen 10 yanlış ve neden doğru olmadıkları…

1. YANLIŞ: Adet döngüsünü durdurur: Yapılan çalışmalar göstermektedir ki, kullanılan çeşitli methodların adet döngüsünü bastırmasında hiçbir tehlike yok. Bazı ilaçlar premenstrüel sendromlarını azaltır, diğerleri ise adet döngüsünü durdurur. Pensilvanya Delaware County Memorial Hastanesi kurul üyelerinden Dr. Rebecca Gould açıklıyor: ”Hormonlar rahim duvarının ince olmasını sağlıyor, yani hiçbir yeni oluşum meydana gelmiyor. Ayrıca, adet sırasında görülen semptomlar genellikle yok oluyor.Adet döngüsünün bastırılması, özellikle çok fazla kanaması olan, krampları olan ve menstrüal migreni olan kadınlarda oldukça faydalı oluyor.

2. YANLIŞ: Doğum kontrol hapları kanser riskini artırıyor: Doğum kontrol haplarını uzun süre kullanmak, gerçekte rahim kanseri ve yumurtalık kanseri riskini azaltır. Doğum kontrol hapları aynı zamanda kolon kanserini de önlüyor. Peki ya meme kanseri? Bugüne kadar yapılmış araştırmalar ne yazık ki bu konuda yetersiz kalıyor. Mayo Clinic Proceeding’de yayımlanan ve daha önce yapılan araştırmaların incelendiği bir çalışmada, doğum kontrol hapı kullananlarda bu riskin çok az bir artış gösterdiği, ancak hap kullanımının sonlandırılmasıyla birlikte bu artışın ortadan kalktığı belirtiliyor. Meme kanseri hastalarının veya daha önce meme kanseri olan kişilerin ise, hormonların kanser hücrelerini uyarabileceklerini göz önünde bulundurarak, doğum kontrol haplarını kullanmamaları gerektiği açıklanıyor.

3.YANLIŞ:Doğum kontrol hapları şişmanlatıyor veya cinsel soğukluğa neden oluyor: Çoğu kadın şişmanlamasının nedeni olarak doğum kontrol haplarını görür, ancak doğum kontrol haplarının, ani başlayan kanamalar dışında hiçbir yan etkisinin olmadığı belirlenmiştir. Libido için ise, bazı çalışmalar cinsel isteğin azaldığını, bazıları ise arttığını gösteriyor.

4. YANLIŞ: Spiral kısırlığa neden oluyor: 1970’li yıllarda piyasaya sürülen bir tür spiralin, enfeksiyonlara neden olduğu ve bu nedenle kısırlığa yol açtığı düşünülüyor. Ayrıca bu vakalardan 17’si ölümle sonuçlanmıştır. Ancak günümüzde kullanılan spiraller oldukça güvenlidir. Ayrıca spiral, doğum kontrol haplarından daha etkili ve daha ucuzdur. Yan etkileri? Üç dakika kadar menstrüal kramplara benzer bir acı hissedilir, ve sonraki bir hafta kramplar ve kanama olabilir. Ayrıca genellikle spiralle beraber rahime bakteriler de yerleştiği için ilk üç hafta enfeksiyon riski oldukça yüksektir, ancak bu enfeksiyon bir antibiyotikle kolayca tedavi edilebilir.

5. YANLIŞ: Diafram doğum kontrol hapı kadar etkilidir: Serviksi tamamen kapatan ve spermisid içeren diaframlarda, risk haplara göre daha yüksektir. Vajinal doğum yapmış kadınlarda, serviks daha büyük olduğu için, %32 gibi oldukça büyük bir risk vardır, diğer kadınlarda ise bu risk yüzde 16 civarıdır. Daha iyi bir korunma için, kondomla beraber kullanılması gerekir.

6. YANLIŞ: Doğum kontrol hapları uzun süre kullanımamalıdır: Doğum kontrol haplarının kullanımına ara verdiğinizde, hamile kalma riskiniz vardır. Hapları bırakmak için tıbbi hiç bir neden yoktur. Hap kullanımını bıraktıktan sonra, hamile kalabilirsiniz. Kadınların yüzde 50’si ilk üç ay içinde hamile kalmaktadır.

7. YANLIŞ: Doğum kontrol haplarının yan etkileri ömür boyu sürer: Dr. Gould, hormonal doğum kontrol yöntemlerinin yan etkilerinin ilk üç ay içinde ortadan kalktığını belirtiyor.

8. YANLIŞ: 40 yaşın üzerinde doğum kontrol hapı kullanılmamalıdır: Doğum kontrol haplarını menopoza girinceye kadar kullanabilirsiniz. Ancak, yaşınız 35’in üzerindeyse ve sigara içiyorsanız, veya hipertansiyon yada diyabet hastasıysanız, hap kullanımıyla kalp hastalıkları ve felç riskiniz artıyorsa, sadece progesteron içeren haplardan kullanabilirsiniz.

9. YANLIŞ: Doğum kontrol haplarıyla beraber diğer haplar da alınabilir: Depresyon için kullanılan bazı ilaçlar, doğum kontrol haplarını etkisiz hale getirmektedir. Araştırmacılar, bu ilaçların, doğum kontrol hapının metabolizmasını hızlandırarak, hormonların görevlerini yapmalarını önlediğini düşünüyorlar. Bunun yanı sıra, doğum kontrol hapları antidepresanların etkilerini artırıyor.

10. YANLIŞ: Doğum kontrol hapları migreni kötüleştiriyor: Bu yanlıştır, ancak auranın eşlik ettiği migren ağrıları olan kadınlarda doğum kontrol hapları felç riskini artırıyor. Bu kişiler için östrojen içermeyen hormonal methodlar kullanılabilir.Kaynak

Etiketler :, , , , , , , , , ,
Nisan 23rd, 2008 by Filiz Arıcan


Mevsimlerin tam da bu dönüşlerinde patatesler, soğanlar filizlenir.Ben de zararlı olabilir düşüncesiyle öyle olanları kullanmamaya özen gösterirdim.Meğer ne kadar da haklıymışım çok da emin olmadan yaptığım bu davranışımda…

Çimlenmiş patatesteki ”solanin” adlı toksin maddenin gıda zehirlenmelerine neden olabileceği bildirildi.Erciyes Üniversitesi Öğretim Üyesi Diyetisyen Doç. Dr. Nurten Budak, havaların ısındığı bu günlerde, kış aylarında stoklanan patates ve soğanların, uygun nem ve ışık bulunca çimlenmeye başladıklarını belirtti.Patateste çimlenmeyle ortaya çıkan yeşilimsi tabakanın insan sağlığı için son derece zararlı olduğunu bildiren Budak, şu bilgileri verdi:”Bu yeşillenmeyle birlikte ‘Solanin’ adı verilen toksin madde ortaya çıkarır. Solanin içeren patatesin tüketilmesi de besin zehirlenmesine neden olur. Solanin adlı toksininin neden olduğu besin zehirlenmesi, patates tüketiminden birkaç saat sonra kendisini göstermeye başlar.Bu durumda baş dönmesi, baş ağrısı, bulantı, kusma, karın ağrısı ile ishal gibi belirtiler görülebilir. Zehirlenen kişi en yakın sağlık kuruluşuna götürülmeli.”Patatesin, hangi ortamda saklanırsa saklansın, çok uzun süre bekletildiği zaman yapısı gereği çimlendiğine dikkati çeken Doç. Dr. Budak, özellikle havaların ısındığı bu mevsimde, patates için uygun saklama ortamları bulmanın zorlaştığını kaydetti.Çimlenmenin neden olduğu sorunların önlenmesi için patatesin saklama süresinin kısa tutulması gerektiğini vurgulayan Budak, “Patates ne kadar soğuk, nemsiz ve ışıksız ortamda kalırsa o kadar süre çimlenmeden kalabilir, ancak yapısı gereği bir süre sonra çimlenmeye başlar.Şartlar ne olursa olsun patates bahar aylarında çimlenmeye başlar. Her şeye rağmen çimlenen patates tüketilecekse, patatesin mutlaka çimlenen bölümleri ve yeşilimsi tabaka iyice kesilmeli, soyulan patatesten dikkatlice ayrılmalıdır” diye konuştu.Kaynak

Etiketler :, , , , , ,