Haziran 24th, 2008 yapan Filiz Arıcan


İstanbul İl Sağlık Müdürü Mehmet Bakar, önümüzdeki günlerde hava sıcaklığında yaşanabilecek artışların, nemdeki artışla birlikte daha fazla etkili olacağı ve gerekli önlemler alınmadığı takdirde insan sağlığını olumsuz etkileyebileceği uyarısında bulundu. Mehmet Bakar, yaptığı açıklamada, Meteoroloji’den yapılan uyarılara göre, önümüzdeki günlerde hava sıcaklıklarının mevsim normallerinin üzerine çıkmasının beklendiğini anımsattı.“Hava sıcaklığında olabilecek artışın, nemdeki artışla birlikte daha fazla etkili olacağı, gerekli önlemler alınmadığı takdirde insan sağlığını olumsuz etkileyebileceği bilinmelidir” görüşünü bildiren Bakar, bu durumdan özellikle çocukların, yaşlıların, kalp ve akciğer hastalarının daha fazla etkilenebileceğine dikkati çekti. Bakar, yaz mevsimi ile birlikte artan hava sıcaklığının ve güneşin olumsuz etkilerinden korunmak için alınması gerekli tedbirlere ilişkin şu bilgileri verdi:Güneş ışınlarının etkisinin güçlü olduğu 11.00-16.00 saatleri arasında güneş ışınlarından kaçınılmalı ve bu saatlerde uzun süre güneş altında kalınmamalıdır. Sıcak havalarda güneş yanıklarının yanı sıra sıcak çarpması için dikkatli olunmalı, bol sıvı alınmalı, haşlanmış sebze ve meyve tercih edilip, yağlı gıdalar ve alkolden kaçınılmalıdır.Kanser hastaları, kemoterapi hastaları ve değişik deri hastalığı olanların güneş ışınlarından korunmaya özellikle dikkat etmesi gerekir. Özellikle yaşlılar, kalp ve tansiyon hastaları sıcak günlerde efor harcamaktan kaçınmalıdırlar.Sık sık ılık su ile duş yapmakta fayda vardır. Havasız ve kapalı yerlerde uzun süre kalınmamalı ve bulunulan ortamda hava sirkülasyonu sağlanmalıdır. Açık renkli, pamuklu bol giysiler giyilmeli ve geniş kenarlı şapka takılmalıdır.Ultraviyole ışınlarından koruyucu gözlükler takılmalıdır. Güneşlenmeden veya güneşe çıkmadan önce cilde uygun koruyucu bir güneş kremi sürülmelidir. Güneşlenme sonrasında oluşabilecek güneş yanıklarında kesinlikle yoğurt ve benzeri maddeler sürülmemeli, bu durumda soğuk kompres uygulaması yapılmalıdır. Müdahale gereken durumlarda mutlaka hekime danışılmalıdır.Gözlerde ağrılı kızarıklıklar olması durumunda soğuk kompres yapılmalı ve bir hekime başvurulmalıdır. Sıcak çarpmalarında kişiler önce serin ve gölge bir yere alınmalı, vücudundaki sıkı giysiler çıkarılarak başı ve vücudu ıslatılmak sureti ile serinletilmelidir.Bilinç bulanıklığı olan sıcak çarpması durumlarında 112 Acil Sağlık Hizmeti hemen aranmalı veya güneş çarpmasına maruz kalındığında en yakın sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.Kaynak

Etiketler :, , , , , , , , , , , , , ,
Nisan 28th, 2008 yapan Filiz Arıcan


Bir gün doğum kontrol haplarının cinsel soğukluğa neden olduğunu ve şişmanlattığını duyuyorsunuz. Ertesi gün, adet döngüsünü önlemenin kolay bir yolu olduğunu ve yumurtalık kanserini önlediğini öğreniyorsunuz…Bu çelişkili haberler ve çeşitli doğum kontrol yöntemleri arasında kafanız yeterince karışmış olmalı. İşte size doğum kontrol hapları ve diğer doğum kontrol yöntemleriyle ilgili bilinen 10 yanlış ve neden doğru olmadıkları…

1. YANLIŞ: Adet döngüsünü durdurur: Yapılan çalışmalar göstermektedir ki, kullanılan çeşitli methodların adet döngüsünü bastırmasında hiçbir tehlike yok. Bazı ilaçlar premenstrüel sendromlarını azaltır, diğerleri ise adet döngüsünü durdurur. Pensilvanya Delaware County Memorial Hastanesi kurul üyelerinden Dr. Rebecca Gould açıklıyor: ”Hormonlar rahim duvarının ince olmasını sağlıyor, yani hiçbir yeni oluşum meydana gelmiyor. Ayrıca, adet sırasında görülen semptomlar genellikle yok oluyor.Adet döngüsünün bastırılması, özellikle çok fazla kanaması olan, krampları olan ve menstrüal migreni olan kadınlarda oldukça faydalı oluyor.

2. YANLIŞ: Doğum kontrol hapları kanser riskini artırıyor: Doğum kontrol haplarını uzun süre kullanmak, gerçekte rahim kanseri ve yumurtalık kanseri riskini azaltır. Doğum kontrol hapları aynı zamanda kolon kanserini de önlüyor. Peki ya meme kanseri? Bugüne kadar yapılmış araştırmalar ne yazık ki bu konuda yetersiz kalıyor. Mayo Clinic Proceeding’de yayımlanan ve daha önce yapılan araştırmaların incelendiği bir çalışmada, doğum kontrol hapı kullananlarda bu riskin çok az bir artış gösterdiği, ancak hap kullanımının sonlandırılmasıyla birlikte bu artışın ortadan kalktığı belirtiliyor. Meme kanseri hastalarının veya daha önce meme kanseri olan kişilerin ise, hormonların kanser hücrelerini uyarabileceklerini göz önünde bulundurarak, doğum kontrol haplarını kullanmamaları gerektiği açıklanıyor.

3.YANLIŞ:Doğum kontrol hapları şişmanlatıyor veya cinsel soğukluğa neden oluyor: Çoğu kadın şişmanlamasının nedeni olarak doğum kontrol haplarını görür, ancak doğum kontrol haplarının, ani başlayan kanamalar dışında hiçbir yan etkisinin olmadığı belirlenmiştir. Libido için ise, bazı çalışmalar cinsel isteğin azaldığını, bazıları ise arttığını gösteriyor.

4. YANLIŞ: Spiral kısırlığa neden oluyor: 1970’li yıllarda piyasaya sürülen bir tür spiralin, enfeksiyonlara neden olduğu ve bu nedenle kısırlığa yol açtığı düşünülüyor. Ayrıca bu vakalardan 17’si ölümle sonuçlanmıştır. Ancak günümüzde kullanılan spiraller oldukça güvenlidir. Ayrıca spiral, doğum kontrol haplarından daha etkili ve daha ucuzdur. Yan etkileri? Üç dakika kadar menstrüal kramplara benzer bir acı hissedilir, ve sonraki bir hafta kramplar ve kanama olabilir. Ayrıca genellikle spiralle beraber rahime bakteriler de yerleştiği için ilk üç hafta enfeksiyon riski oldukça yüksektir, ancak bu enfeksiyon bir antibiyotikle kolayca tedavi edilebilir.

5. YANLIŞ: Diafram doğum kontrol hapı kadar etkilidir: Serviksi tamamen kapatan ve spermisid içeren diaframlarda, risk haplara göre daha yüksektir. Vajinal doğum yapmış kadınlarda, serviks daha büyük olduğu için, %32 gibi oldukça büyük bir risk vardır, diğer kadınlarda ise bu risk yüzde 16 civarıdır. Daha iyi bir korunma için, kondomla beraber kullanılması gerekir.

6. YANLIŞ: Doğum kontrol hapları uzun süre kullanımamalıdır: Doğum kontrol haplarının kullanımına ara verdiğinizde, hamile kalma riskiniz vardır. Hapları bırakmak için tıbbi hiç bir neden yoktur. Hap kullanımını bıraktıktan sonra, hamile kalabilirsiniz. Kadınların yüzde 50’si ilk üç ay içinde hamile kalmaktadır.

7. YANLIŞ: Doğum kontrol haplarının yan etkileri ömür boyu sürer: Dr. Gould, hormonal doğum kontrol yöntemlerinin yan etkilerinin ilk üç ay içinde ortadan kalktığını belirtiyor.

8. YANLIŞ: 40 yaşın üzerinde doğum kontrol hapı kullanılmamalıdır: Doğum kontrol haplarını menopoza girinceye kadar kullanabilirsiniz. Ancak, yaşınız 35’in üzerindeyse ve sigara içiyorsanız, veya hipertansiyon yada diyabet hastasıysanız, hap kullanımıyla kalp hastalıkları ve felç riskiniz artıyorsa, sadece progesteron içeren haplardan kullanabilirsiniz.

9. YANLIŞ: Doğum kontrol haplarıyla beraber diğer haplar da alınabilir: Depresyon için kullanılan bazı ilaçlar, doğum kontrol haplarını etkisiz hale getirmektedir. Araştırmacılar, bu ilaçların, doğum kontrol hapının metabolizmasını hızlandırarak, hormonların görevlerini yapmalarını önlediğini düşünüyorlar. Bunun yanı sıra, doğum kontrol hapları antidepresanların etkilerini artırıyor.

10. YANLIŞ: Doğum kontrol hapları migreni kötüleştiriyor: Bu yanlıştır, ancak auranın eşlik ettiği migren ağrıları olan kadınlarda doğum kontrol hapları felç riskini artırıyor. Bu kişiler için östrojen içermeyen hormonal methodlar kullanılabilir.Kaynak

Etiketler :, , , , , , , , , ,
Nisan 23rd, 2008 yapan Filiz Arıcan


Mevsimlerin tam da bu dönüşlerinde patatesler, soğanlar filizlenir.Ben de zararlı olabilir düşüncesiyle öyle olanları kullanmamaya özen gösterirdim.Meğer ne kadar da haklıymışım çok da emin olmadan yaptığım bu davranışımda…

Çimlenmiş patatesteki ‘’solanin” adlı toksin maddenin gıda zehirlenmelerine neden olabileceği bildirildi.Erciyes Üniversitesi Öğretim Üyesi Diyetisyen Doç. Dr. Nurten Budak, havaların ısındığı bu günlerde, kış aylarında stoklanan patates ve soğanların, uygun nem ve ışık bulunca çimlenmeye başladıklarını belirtti.Patateste çimlenmeyle ortaya çıkan yeşilimsi tabakanın insan sağlığı için son derece zararlı olduğunu bildiren Budak, şu bilgileri verdi:”Bu yeşillenmeyle birlikte ‘Solanin’ adı verilen toksin madde ortaya çıkarır. Solanin içeren patatesin tüketilmesi de besin zehirlenmesine neden olur. Solanin adlı toksininin neden olduğu besin zehirlenmesi, patates tüketiminden birkaç saat sonra kendisini göstermeye başlar.Bu durumda baş dönmesi, baş ağrısı, bulantı, kusma, karın ağrısı ile ishal gibi belirtiler görülebilir. Zehirlenen kişi en yakın sağlık kuruluşuna götürülmeli.”Patatesin, hangi ortamda saklanırsa saklansın, çok uzun süre bekletildiği zaman yapısı gereği çimlendiğine dikkati çeken Doç. Dr. Budak, özellikle havaların ısındığı bu mevsimde, patates için uygun saklama ortamları bulmanın zorlaştığını kaydetti.Çimlenmenin neden olduğu sorunların önlenmesi için patatesin saklama süresinin kısa tutulması gerektiğini vurgulayan Budak, “Patates ne kadar soğuk, nemsiz ve ışıksız ortamda kalırsa o kadar süre çimlenmeden kalabilir, ancak yapısı gereği bir süre sonra çimlenmeye başlar.Şartlar ne olursa olsun patates bahar aylarında çimlenmeye başlar. Her şeye rağmen çimlenen patates tüketilecekse, patatesin mutlaka çimlenen bölümleri ve yeşilimsi tabaka iyice kesilmeli, soyulan patatesten dikkatlice ayrılmalıdır” diye konuştu.Kaynak

Etiketler :, , , , , ,
Nisan 21st, 2008 yapan Filiz Arıcan

Selçuk Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksek Okulu, Sporda Psikososyal Alanlar Ana Bilim Dalı Başkanı Yrd. Doç. Dr. Yalçın Kaya, “Doktorlar her zaman ‘bol bol spor yapın’ diyor. Spor ile beden eğitimi kavramı karıştırılıyor. Herkese spor değil egzersiz yapmayı öneriyoruz” dedi.Yrd. Doç. Dr. Yalçın Kaya, günümüzde iş yoğunluğuna bağlı olarak artan stres başta olmak üzere çevresel ve sosyal birçok faktörün insan sağlığını ciddi şekilde tehdit ettiğini belirtti.Buna karşılık insanların spor yaparak sağlıklı kalmaya çalıştıklarını ifade eden Kaya, “Doktorlar her zaman ‘bol bol spor yapın’ der ama sporla beden eğitim karıştırılır. Spor yerine egzersiz yapmayı öneriyoruz” dedi.Kalp rahatsızlığı olanların kesinlikle spor yapmaması gerektiğini ifade eden Kaya, şunları kaydetti:“Spor, içinde yenme, yenilme ve rekabet kavramları olduğu için kişinin bazen kalbine aşırı yüklenmesine, buna bağlı olarak da kalbin zayıf yerinden patlak vermesine neden olabiliyor. Bu nedenle kalp rahatsızlığı olanlara kesinlikle spor yapmasını önermiyoruz. Tenis, futbol veya basketbol maçında kişi oyunu kazanabilmek için kalbine bazen aşırı yüklenmek zorunda kalabiliyor. O nedenle spor yerine egzersiz yapılması daha doğru. Spor herkesin yapabileceği bir aktivite değil. Oysa her yaşta egzersiz yapılabilir. Bu yüzden spor eşittir sağlık diyerek, herkese spor tavsiye etmek yanlış. Egzersizde yenme, yenilme, rekabet kavramları olmadığı için kimse gücünün üzerinde kendisini zorlamak zorunda kalmaz.”Bilinçli ve amaçlı yapılan egzersizlerin kalbe fayda sağladığını dile getiren Kaya, yürüme, koşma, beden hareketleri gibi aktivitelerin kalbin güçlenmesine de yardımcı olduğunu bildirdi.Kaya, kalp rahatsızlığı olan her yaştan insanın spor yapmasının sakıncalı olduğunu, ancak her insanın egzersiz yapabileceğini, egzersizin vücut için önemli faydaları olduğunu bildirdi.Kaynak

Etiketler :, , , , , , , ,
Nisan 18th, 2008 yapan Filiz Arıcan
Horlamak, uyumaya çalışan biri için ne korkunç sestir öyle değil mi?Eminim hepimizin ailesinde horlayan, horlaması meşhur olan tanıdıklarımız vardır.Ama horlama deyip geçmemek lazım…

Horlama sorunu ele alınırken uyku apnesi bulunup bulunmadığının da araştırılması gerektiği vurgulanarak, nihai tedavinin detaylı muayene ve uyku testinden elde edilecek testler ışığında planlaması gerektiği belirtildi.Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Kulak Burun Boğaz Ana Bilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Sabri Uslu, horlamanın basit bir sağlık sorunu olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, “Horlama sorunu ele alınırken uyku apnesi bulunup bulunmadığının da araştırılması gerekir” dedi.Prof. Dr. Sabri Uslu, horlamanın basit bir sağlık sorunu olarak değerlendirilmemesi gerektiğini bildirdi.Tek başına sosyal bir problem olan horlamanın, uykuda solunum durmasıyla birlikte yaşanması halinde ek tıbbi sorunların ortaya çıkabileceğini ifade eden Uslu, “Bu konuda bilinçli hareket edilmesi çok önemlidir” dedi.“Horlama sorunu ele alınırken uyku apnesi bulunup bulunmadığının da araştırılması gerektiğini” anlatan Uslu, şöyle konuştu:“Uyku apnesinin tespiti öncelikle öyküden başlar. Çevresindekiler hastanın uyuduğu sırada solunumunun durup sonra tekrar başladığını söyleyebilirler. Ayrıca, hastada gün boyu uyku hali, yorgunluk, dikkat eksikliği, hatta hipertansiyon gibi durumlar görülebilir. Uzun yol sürücülerinde uykulu olma hali kazaya yatkınlığı artırabilir. Uykuda solunum durmasının uzun süreli devam ettiği kişilerde kalp ve damar sistemi olumsuz etkilenir. Hatta ciddi rahatsızlıklara yol açabilir.”Böyle bir durumda sadece horlama üzerinde yoğunlaşmayıp, detaylı bir muayeneyle birlikte uyku testi yapılması gerektiğine dikkati çeken Uslu, bu detaylı muayene ve uyku testinden elde edilecek testler ışığında nihai tedavi planlamasının yapılabileceğini söyledi.

“Basit Bir Horlama Söz Konusuysa…”
Uyku apnesi olmaksızın basit bir horlama söz konusuysa, bunun tedavisinde cerrahi müdahalenin gündeme gelebileceğini kaydeden Uslu, “Cerrahi müdahale öncelikle burun açıklığının sağlanması, bazı durumlarda da yumuşak damağa yönelik girişimlerle tamamlanabilir” dedi.Ancak, cerrahi müdahalenin uzun vadede kesin çözümler sunmayabileceğini, bazen tamamlayıcı ek müdahaleler gerekebileceğini belirten Uslu, şunlara dikkati çekti:“Apne varlığında durum daha karmaşıktır. Özellikle ağır apne varlığında hava yolunun solunum sırasında içe çökmesini engelleyebilecek, dışarıdan hava veren, uykuda maskeyle kullanılan CPAP, biPAP, aPAP gibi cihazların kullanılması gerekebilir.”Uslu, tedavide önlem olarak kilo verilmesi, sigara ve alkolden uzak durulması üzerinde de durulabileceğini söyledi.Kaynak

Etiketler :, , , , , , , , , ,
Nisan 15th, 2008 yapan Filiz Arıcan

ABD’de yapılan araştırma, 9 haftalık yoga programına katılan yaşlı kadınların yürüme hızlarında, dengelerinde ölçülebilir gelişmeler ve boylarında ortalama bir santimetre uzama saptandığını ortaya koydu.Temple Üniversitesi’nden doktor Jinsup Song, 4 Nisan’da bir sağlık derneğinin yıllık toplantısında sunumunu yaptıkları araştırmanın sonuçları hakkında bilgi verirken, “Bunun tek açıklamasının, kadınların yoga yaparken daha dik oturmaları olabileceğini” söyledi.Geçmişte yoganın yaşlı kadınlarda dengeyi geliştirdiğine ilişkin araştırmalar yapıldığını hatırlatan doktor Song, şimdiki araştırmada kendisinin ve meslektaşı Marian Garfinkel’in özellikle yaşlılar için bir program geliştirmek amacıyla bir “İyengar” yoga eğitmeniyle çalıştıklarını anlattı. Song, bu programın da “nasıl dik durulacağı, öne ve yanlara eğilineceği” gibi temel duruşlardan oluştuğunu belirtti, ancak kendisinin bu çalışmalardan bazılarını yapmakta zorlandığını da itiraf etti. Song ve meslektaşları 65 yaşındaki 24 kadınla yaptıkları araştırmada, kadınların haftada 2 kez 1,5 saat yoga yaptırdı ve yoga programının yoğunluğunu aşamalı olarak artırdı. Programdan sonra kadınların daha hızlı yürüdüğü, daha uzun adımlar attığı, tek bacak üzerinde daha uzun beklediği ve boylarında belirli bir uzama olduğu saptandı. Deneklerin ayrıca, dururken ve yürürken denge kabiliyetlerini sağlamada kendilerini daha cesur hissettiği belirtildi.Song, hem kuvvetin, hem de esnekliğin, başta kadınlar olmak üzere yaşlılar arasında düşmelerin engellenmesine yardımcı olması açısından önem taşıdığına dikkat çekti.Kaynak

Etiketler :, , , ,