Temmuz 15th, 2008 yapan Filiz Arıcan

New York Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmada, dişeti hastalıkları olan hamile bayanlarda gebelik diyabeti görülme riskinin, sağlıklı dişetine sahip diğer hamile bayanlara göre çok daha yüksek olduğu belirlendi.Epidemiyoloji profesörü Dr. Ananda P. Dasanayake başkanlığında yürütülen çalışmada, 256 hamile bayana yer verildi. Katılımcıların üçte ikisinde gebelik diyabetinin olduğu, ve bu kadınlarda yüksek seviyede periodontal bakteri ve iltihaplanma olduğu tespit edildi.Yapılan bu çalışmayla dişeti hastalıklarının gebelik diyabetine neden olduğunun kanıtlandığını belirten Dasanayake ekliyor: “Bebek sahibi olmak isteyen bayanlar, hamilelikten önce mutlaka diş hekimiyle görüşmeli. Ancak hamilelik döneminde de dişeti tedavisi yapılabilir, ve bu şekilde muhtemel risklerin azalması sağlanabilir.”Gebelik diyabeti hamilelik döneminde ortaya çıkan, ve hücrelere glikoz geçişinin kısıtlanmasıyla karakterize bir hastalıktır. Gebelik diyabeti genellikle hamilelikle beraber son bulur, ancak hamilelik sonrasında tip 2 diyabet görülme riskinin büyük ölçüde artmasına neden olur. Araştırmacılar, dişeti hastalıklarında ortaya çıkan iltihaplanmanın, glikoz metabolizmasını düzenleyen insülin hormonunu etkilediğini, ve bu durumun gebelik diyabetinin ortaya çıkışında çok büyük rol oynadığını belirtiyorlar.

Journal of Dental Research’ın Nisan 2008 sayısında bu çalışmaya yer verilmiştir.Kaynak

Etiketler :, , , , , , , , , ,
Temmuz 12th, 2008 yapan Filiz Arıcan


“Önce Kadınlar ve Çocuklar” adlı bildirge, BM genel kurulu başkanına sunuldu. Bildirgede kadınların güçlendirilmesi, çocuk ölüm oranlarının azaltılması ve anne sağlığının iyileştirilmesine yönelik maddeler bulunuyor.Uluslararası Gebelik Bilimi Akademisi (IAPM) tarafından hazırlanan anne-çocuk sağlığının geliştirilmesi konusundaki, “Önce Kadınlar ve Çocuklar” adlı bildirge, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu Başkanı Srgjan Kerim’e sunuldu. Törende konuşan Kerim, dünya genelinde kadın ve çocukların sağlık hizmetleri alabilmelerinin BM Genel Kurulu’nun önceliklerinden biri olduğunu belirterek, bu önceliğin, Binyıl Kalkınma Hedefleri’ni onaylayan dünya liderlerince de desteklendiğini kaydetti.2015 yılında varılması öngörülen hedefler içinde, cinsiyet eşitliğinin teşvik edilmesi ve kadınların güçlendirilmesi, çocuk ölüm oranlarının azaltılması ve anne sağlığının iyileştirilmesinin ön sıralarda bulunduğunu hatırlatan Kerim, hedeflerin birbirinden bağımsız düşünülemeyeceğine ve tek tek başarılamayacağına dikkat çekti.Bildirinin altında imzası olan doktorlardan Prof. Dr. Neşe Kavak ise, törenin ardından kendisine yöneltilen soruları yanıtladı. Dünyanın önde gelen doktorlarının hazırladığı deklarasyonda kadın haklarıyla, dünyada yenidoğan ve anne ölümlerinin azaltılması konularının ele alındığını belirten Kavak, bebek ve anne ölümlerinin azalmasının bir ülkenin gelişmişlik parametrelerinden biri olduğunu söyledi.Türkiye’de, son yıllarda bu konuda çok iyi çalışmalar olduğunu ifade eden Kavak, bu sayede gebeliğe bağlı komplikasyonlar sonucu olan anne ölüm oranlarının, binde 1’den binde 0.28’lere indirilmiş olduğunu da belirtti.Kaynak

Etiketler :, , , , , , ,
Haziran 23rd, 2008 yapan Filiz Arıcan

Hamile Eğitim Merkezleri’nin amacı, hamilelere doğum hakkında tüm bilgileri vererek anne adaylarının doğum korkusunu yenmesi ve sağlıklı bir doğumun gerçekleşmesine yardımcı olmaktır.Bu amaçla hamilelere; doğum başlangıç belirtileri, hastanaye gitme zamanı, doğum eylemini takip esnasında yaşananlar, doktor ve ebelerin doğum takibindeki uygulamaları gebenin anlayabileceği şekilde öğretilir.Ayrıca doğumda rahim kasılmaları esnasındaki uygun davranış, pozisyon ve ağrının baş edilebilmesi, doğum ağrısının giderilmesi için uygulanan yöntemler ve ilaçlar ile bebeğin doğurtulması esnasında yaşananlar, bu esnada anne adayının uygun davranışlarının neler olması gerektiği hakkında detaylı bilgiler verilir.Uygun egzersizler ile (relaksasyon, nefes alma teknikleri, pozisyonlar…) doğum eyleminin kabus olmaktan çıkarılmasını amaçlar.Hamile eğitim merkazlerinin doğumu gerçekleştirmekte, anne adayına va sağlık ekibine faydaları tartışmasız vardır.Kaynak

Etiketler :, , , , , ,
Nisan 27th, 2008 yapan Filiz Arıcan

Bu haberi okuduğumda çok şaşırdım.Çünkü bugüne kadar çocuğun cinsiyetini erkeğin belirlediğini duymuş, çeşitli uzmanlardan dinlemiştim.İşte tam da bu sebepten dolayı haber bana ilginç geldi ve sizlerle paylaşmak istedim.

Enerji bakımından zengin besinler alan kadınların erkek çocuk doğurma olasılığı daha yüksek olabilir.İngiltere’deki Exeter Üniversitesinden Fiona Mathews ve ekibi, annenin beslenme şekli ve bebeğin cinsiyeti arasındaki ilişkiyi araştırdı.740 hamilenin, gebelikten önce ve gebelik sırasındaki beslenme alışkanlıklarını inceleyen bilim adamları, ilk çocuğuna gebe kalan ve bebeğin cinsiyetini bilmeyen bu kadınları hamile kalırken, kalori desteklerine göre 3 gruba ayırdı.Enerji desteğini en fazla alan kadınların yüzde 56’sının erkek, en az alanların yüzde 45’ininse kız bebek dünyaya getirdiği görüldü.Araştırmada, kahvaltıda tahıl tüketimi, potasyum, kalsiyum, C, E ve B12 vitaminleri bakımından daha zengin ve daha çeşitli besin tüketimi ve erkek çocuk doğurma arasında güçlü bir ilişkinin olabileceği de ortaya çıktı.Mahthews, “bu çalışmaların, genç kadınların az kalorili beslenme tarzını tercih ettiği gelişmiş ülkelerde neden erkek oranının azaldığını açıklamaya yardımcı olabileceğini” söyledi.Son 40 yılda sanayi ülkelerinde erkek bebek sayısının az da olsa azaldığı gözleniyor. Bu düşüş, tüketim ürünlerindeki kimyasal maddelere bağlanıyor. Bununla birlikte araştırmacılar, gelişmiş ülkelerdeki genç kadınların değişen beslenme alışkanlıklarının da bu düşüşü açıklayabileceğini belirtti.Kahvaltı alışkanlığının gelişmiş ülkelerde neredeyse ortadan kalktığını söyleyen araştırmacılar, ABD’de kahvaltı yapan erişkinlerin oranının, 1965’te yüzde 86 iken 1991’de yüzde 75’e düştüğünü vurguladı.Araştırmacılar, kahvaltıyı atlamanın normal gece açlığı süresinin uzamasına, bu nedenle glikoz seviyesinin düşmesine neden olabileceği görüşünü savunuyor. Daha önce laboratuvarda yapılan araştırmalar, glikozun erkek bebek dünyaya getirme olasılığını artırabileceğini göstermişti.Araştırma, “Proceeding of the Royal Society” dergisinde yayımlandı. Kaynak

Not:Bu yazıyı kendi iyiliğiniz için erkek bebek sahibi olmak isteyen babalardan uzak tutun:)

Etiketler :, , , , , , , , , , , ,
Mart 21st, 2008 yapan Filiz Arıcan


Ben suda doğumu ilk defa Nurgül Yeşilçay’ın bu şekildeki doğumuyla duymuştum.Ve detaylarını merak ediyordum.Benim gibi merak eden arkadaşlar bu siteden (blog) yararlanabilir.

Suda doğum yaptıran ve bu uygulamayı savunan kişiler ılık suyun sakinleştirici ve ağrı giderici etkileri olduğunu ve bu etkinin kadının kendisini rahat hissetmesine ve doğumun daha kolay geçmesine yardımcı olduğunu ileri sürerler.Bu görüşler dışında suda doğumun su dışında doğumdan üstün olduğunu gösteren hiçbir bilimsel araştırma yoktur.Konuyla ilgili yapılan ve normal doğum ile suda doğumu karşılaştıran sistemik bir araştırmada yarar ya da istenmeyen etki açısından her iki doğum şeklinin birbirine karşı avantaj veya dezavantajının olmadığı gösterilmiştir.Suda doğumu savunanların hipotezi ılık suyun kasları gevşeteceği ve zihinsel rahatlık sağlayacağı ve bu sayede plesentaya giden kan akımının artarak daha az ağrılı ve daha kısa bir doğum sürecinin yaşanacağıdır.Ancak burada suyun sıcaklığı önem kazanır.Su için ideal sıcaklık 37 derecedir.Suyun daha sıcak olması durumunda anne adayının kan dolaşımında değişim olabilir ve ani tansiyon düşüklüğü ile plesentaya giden kan akımlarında azalmalar yaşanabilir bu da hem anne adyını hem de bebeği gereksiz risk altına sokabilir.Ayrıca suda uzun süre kalınması durumunda anne adayına terlemeye bağlı sıvı kaybı görülebilir.Suda doğumla ilgili bir başka risk de enfeksiyon olasılığındaki artıştır.Doğum eylemi sırasında suya karışan kan ve dışkı hem anne hem de bebek için risk yaratır.

Suda doğum sırasında karşılaşılan ve önceden kestirilemeyen bir başka risk de kordon kopmasıdır.Özellikle bebeğin göbek kordonunun kısa olması durumunda aniden su yüzüne çıkan bebeğin kordonu kopabilir ve bebek kan kaybedebilir.Yapılan bir çalışmada suda doğum sonrası bebeklerin yüzde 14′ünün kordon kopması nedeniyle yoğun bakıma alındığı ve hatta bebeğe kan verilmesi gerektiği saptanmıştır.Kaynak/Jin. Opr. Dr. Hüsnü Görgen

Etiketler :, , , , , , , , ,
Mart 20th, 2008 yapan Filiz Arıcan

Epidural anestezi genellikle normal doğum sırasındaki ağrıları azaltmak amacıyla anestezi uzmanı tarafından uygulanan bir yöntemdir.Epidural anestezi omurilik etrafını dıştan saran bir zarın etrafına uygun bir lokal anestezik ilaç verilmesidir.Belinizden yapılan bu uyuşturma etkisi ile iğne yapılan bölgenin ağrı duyusu kaybolur, ancak hareketlerinize devam edebilirsiniz.Lokal anestezik ilaç genellikle kalıcı bir katater yerleştirilerek gerekli durumlarda, ek doz yapılır.Epidural anestezinin en sık görülen yan etkisi, tansiyon düşmesidir.Ancak anestezi işlemine başlamadan önce anne adayına serum verilerek tansiyon düşmesi önlenebilir.Ayrıca bazı durumlarda baş ağrısı görülebilir.Epidural anestezi uygulanıp normal doğum takibine alınan hastaların, sezaryenle doğum yapmasını gerektiren bir durum olmasında bir sakınca yoktur.Sezaryenle doğuma alıncak anne adaylarının genel anestezi oranı yüksek olanlarında, epidural veya spinal anestezi uygulanabilir.Sezaryenle doğum sırasında genel veya epidural anestezi uygulaması, bebeğin çıkış süresini de değiştirmez.Anestezi yöntemi konusunda kagörüşüp bilgi rar vermeden önce, doğum yaacağınız hastanenin anestazi doktoru ile görüşüp bilgi almanız sizi rahatlatır.Kaynak/Jin. Opr. Dr. Hüsnü Görgen

Etiketler :, , , , , , , ,