Temmuz 30th, 2008 yapan Filiz Arıcan

Yaş olarak olmasa da, 1 yaşından beri göz tembelliği olan oğlumun gözlük takma sorunu nedeni ile yazı dikkatimi çekti ve bu sorunu yaşayan ailelere de yardımcı olacağını düşündüğüm için sizlerle paylaşmak istedim.Çocuklar doğumlarından yetişkinliğe kadar farklı hız ve yapıda değişim ve gelişim içindedirler. Fiziksel, sosyal, zihinsel gelişimleri birbirleriyle ilişki ve etkileşim halindedir. Sağlıklı psikolojik gelişim için çocuğun benlik saygısını yani kendini olumlu algılama biçimini kazanması, geliştirmesi, koruması ve artırması gereklidir. Bu algılar davranışlarına, duygularına, kişisel özelliklerine, yeteneklerine, becerilerine, toplumun onu kabul ediş şekline ve görünümüne ait algılardır. Bu algılar aile, yakın çevre, öğretmenleri ve yaşıtlarının bakış ve yaklaşımları ile beslenerek zamanla öz beğeniye dönüşür. Özbeğeni de ise çocuk, özelliklerini değerlendirmeye başlar. Ya bu özelliklerini kabul eder ya da etmez. Sağlıklı özbeğenisi olan çocuklar sosyal ilişkilerinde, öğrenme süreçlerinde kendilerini daha yeterli hissederler.Çocukluk ve gençlik döneminde gözlük ve diş teli takma zorunluluğu onların değişen görünümlerine uyum ve rahat kullanımlarını sağlamaları, olumlu destekle mümkündür. Bu desteği verecek ilk kişiler ana-babalardır. İkinci etki öğretmenler sonra da yaşıtlarından gelmektedir.Gözlük kullanımı okul öncesi çocuklarında özbeğeni açısından değil kullanımın sağlanması ve rahatlığı açısından değerlendirilmelidir. Anne-baba veya çevrede gözlük takanların örneklendirilmesi, bu konuya aşırı odaklanılmaması, doğal aktarılması, göz kusurunu giderecek bir gereklilik olduğu, devamlı takılmasının yararı, oyun oynarken ve spor yaparken dikkatli ve tedbirli davranılması aktarılmalıdır. Özellikle göz tembelliği nedeniyle sağlam gözünün bantla 1 saatten 1 haftaya kadar sürekli kapatılması okul öncesi yaş ve aileler için zorlayıcıdır. Bu konuda da gerekliliği anlatıldıktan sonra, ailenin ve okulun desteklemesi ve ödüllendirme işe yarar. Yaşıtların alay etmelerini önlemek için okula bilgi vermek, önlenemeyen “dört göz” alaylarını göz ardı edebilmeleri için çocuğu bilgilendirmek ve önemsemez davranmakla ve karşısındakine duygularını söyleyerek alayları önleyebileceği öğretilebilir. Okul dönemindeki gözlük kullanımı konusunda aynı örnek ve modellemeler verilmeli, gözlük takmanın daha iyi görmesi sonucu vurgulanmalı, derslerini takip edebilmesine etkileri anlatılmalı, gözlük takma sürecinin ergenlik yıllarında lens takabilme alternatifleri olduğu, daha sonraları göz kusurunu ortadan tamamen kaldıracak teknolojilerin bulunduğu aktarılmalıdır. Aile büyüklerinin ve yakınların beğenilerini belirtmeleri kendilerinde farklı algılayabilmelerini engeller. Cazip renk, kırılmayan, camı parlamayan modeller de çocukların gözlüğe uyum sağlamalarına destekleyicidir. Ergenler için durum biraz daha farklıdır. Kimlik arayışı içindeki gencin benlik kavramı değişkenlikler gösterir. Kendini acımasızca eleştirdiği, ayna karşısında daha çok zaman harcadığı, karşı cinse kendini daha çok beğendirme çabasında olduğundan gözlük takmak sorun olabilir. Bulduğu özdeşim modellerine, beğendiği kişilere benzeme çabasında olan genç için de aynı yaklaşım ve süreçler kullanılır. Kendini bedensel özellik ve farklılıklarla kabul edebilme, yaşıtlarının kendince güzel bulduğu özelliklerini (saçını, gözünü, kilosunu, boyunu, spor, müzik yeteneklerini, ekonomik durumunu, aile yaşantısını v.s.) kıskanma kendilik algısının özbeğeniye dönüştürülmesi desteğini ebeveynler vermeye devam etmelidirler.”Güzel gözlüm”, “güzelim”, “yakışıklım” desteğini sürekli alan çocuk zaten o özelliğini beğeniyle algılayacaktır. Diş teli kullanımı, çocuğun diş gelişimine bağlı olarak 7 yaşından ya da 12 yaşından başlayarak ergenliğe kadar sürebilecek uzun ve zahmetli bir tedavi sürecidir. Geçici ve sabit ağız içi aperelere uyum sağlama konusunda ailelerin yaklaşımı önemlidir. Ağız bakımında diş fırçalama alışkanlığını kazandırmanın yanında geçici apereleri temizleme, fırçalama, genişletme, kutusunda saklama sorumluluğu da devreye girer. Diş doktorları kullanımı cazip hale getirmek için renkli, yıldızlı apereler, alternatif kutular sunmaktadırlar Sabit diş teli kullanımının yaygın olması ise çocuklara bu konuda akran desteği sağlamaktadır. Okulun diş sağlığı konusunda bu noktada da eğitim vermesi, tedavi öncesi ve sonrası karşılaştırmaları göstermesi yararlı olacaktır. Küçük yaşta tedaviye başlayan çocuklar daha kolay uyum sağlamaktadırlar. Yemek yeme alışkanlıkları ve şeklini de etkileyen diş teli gülerken özellikle ağzını kapatmak, gülmemeye çalışmak, konuşurken teli göstermemek için ağzının içinde konuşmaya neden oluyorsa beğeniyle ilgili bize ipucu veriyor demektir.Tuttuğu takımın ya da sevdiği renklerde tele takılan lastikler beğeniyi sağlamaya yardımcıdır.
Gözlük ve diş teli kullanımını bir özbeğeni problemi olarak tespit etmek ;
• Durumu şikayet ediyorsa, “Neden sanki bunu takmak zorundayım.”
• Bu konuda öfke, üzüntü, kızgınlık duygularını belirtiyorsa,
• Kıyaslamalar yapıyorsa, “Keşke Deniz gibi gözlüksüz olsaydım.”
• Farklı durum kişilerden beğeniyle söz ediyorsa, “Ahmet ‘in ne güzel diş teli yok!”
• Kendini sürekli eleştiriyorsa, “çok çirkin oldum.”
• Davranış sorunları gösteriyorsa, (Saldırganlık)
• Akademik sorunlar varsa, (okuldaki bazı dikkat sorunları )
• Sosyal İlişkiler de bozuluyorsa, (içe kapanma ve kaygı)
NELER YAPABİLİRSİNİZ ?
• Hazırlayıcı ön bilgiler vermek. (Ailede anne baba ya da kardeşlerde görme bozukluğu, benzer diş bakımı alan varsa bu ihtimalin bulunduğunu önceden anlatabilirsiniz)
• Ebeveyn olarak bakış açınızı gözden geçirirseniz. Yaklaşımınızda o kadar olumlu gelişecektir.
• Neden gerekli olduğunu uyum sağlamanın olumlu sonuçlarını anlatınız.
• Çevrenizden örnek modeller gösteriniz.
• Doğal, heyecansız, rahat davranınız.
• Alaylar konusunda nasıl karşı durması ya da önemsememesi gerektiğini aktarınız.
• Aile büyüklerinizin olumlu desteğini isteyiniz.Kaynak

Etiketler :, , , , , ,
Temmuz 22nd, 2008 yapan Filiz Arıcan


Anneler olarak biliyoruz ki çocuklarımız her dönemde büyümelerini fark etmeleri ile orantılı olarak farklı davranışlar içine giriyorlar.Bunu yakın çevremden de bu yaştaki oğlumdan da gözlemliyorum.Ve hazır bu konuyla ilgili bir yazı bulmuşken bizlere yararı olduğunu düşündüğüm için sizlerle de paylaşmak istiyorum…
Davranış Bilimleri Enstitüsü Çocuk ve Genç Bölümü Psikolog Şeyda Özdalga, 3 - 4 yaş çocuklarının genel özelliklerini şöyle sıralıyor: “Bilişsel, duygusal ve sosyal gelişim olarak 3-4 yaşı kapsayan iki yıllık yelpaze deki farklılıklarla birlikte bu yaş çocukları büyük ölçüde ben merkezcidir. Genelde neşeli olduğu yaşlardan daha bağımsız, inatçı ve kendi isteği ile hareket etme değişimi gözlenir. Aile içinde geçerli olan bazı kuralları, yavaş yavaş paylaşmayı, isteklerinin yerine getirilmesi için sabırlı olmayı öğrenmeye de başlar. Yaşıtlarını veya yetişkinleri sürekli taklit eder, onların davranışlarını ve sözlerini tekrarlar. Çevresi ile sözlü iletişim kurabilen, yaşıtlarıyla kısa süreli de olsa oynayabilecek şekildeki birlikteliği onun sosyalleşme yolundaki ilk gerçek deneyimleridir. Genellikle kendi isteklerinin yerine getirilmesi ile ilgili, talepler nedeniyle çıkacak çocukların arasındaki çatışmalar için bir yetişkinin rehberliğine her zaman ihtiyaç vardır. Bu çatışmalarda arkadaşlarına kabadayılık taslar, gözdağı verip sürekli böbürlenir. Dili kullanması çevresi tarafından sunulan dil ortamı ile ilişkili olarak gelişir. Kullanılan dilin kalitesi, çocukla konuşma sıklığı, sorulara cevap verme veya soru sorma yoğunluğu, emir cümleleri değil, sıfatlar, zamirler gibi tanımlayıcı sözcüklerin kullanılması dil gelişimi için önemlidir. Yetişkinlerden duyduğu, gördüğü iyi-kötü her şeyi taklit eder. Dili bozuktur, küfredip, kötü sözler söyleyebilir. Başkalarına isim takar, arkalarından bağırır. Yakın geçmişteki olayları, deneyimleri, olup bitenler arasında ilişki kurarak anlatır. Özellikle sevdiği insanlara karşı çelişkili duygular içindedir. Bu nedenle zaman zaman hem bedeniyle hem de sözle kızgın ve saldırgan olabilir. Toplum içinde bazen olumlu bazen olumsuz davranır. Bu yaşlardaki çocuklar, yetişkinin isteklerini mantıklı olarak açıklamasını ister, kendi davranışlarını, yetişkinleri çekinmeden eleştirir, zaman zaman küfür sayılabilecek kelimeleri kullandığı, yetişkine karşı çıktığı gözlenebilir.”
Neden kötü söz söylerler?

Çocuklar çevrelerine söyledikleri kötü sözleri, kızmak, engellenmek, öfke duygularının ifadesi yanında, tepkileri takip ederek dikkat çekmek, ilgi ihtiyacı, yetişkinliğe ulaşma kriteri olarak görme, yetişkinleri taklit etme, kendini güçlü, özgür hissetme ve tepki gösterme aracı olarak kullanırlar. Genel küfür ve kötü söz kategorileri kızgınlık öfke ile zeka, diğer özürler ya da hayvan isimleri ile söylenen aşağılama kelimeleriyle kişiye yönelik, karşı tarafa zarar vermeyi uman beddua şeklinde ya da cinsel içeriklidir. Bu yaş çocuklarında ise sarsmak, şok etmek, ağızdan kaçan, kendini savunmak, zevk almak amacıyla söylenmiş daha masumane sözlerdir. “Pis Kaya”, “kötü çocuk”, “eşek”, “kakasın sen” gibi kelimeler yanında daha ileri yaşlarda bazı organ isimleri(meme, pipi) ile duruma heyecan katarak tepkileri izleyen sözcüklerdir.
Çocuk kötü sözleri nereden öğrenir, duyar?

Öncelikle yakın çevresi olan ailesi tarafından sunulan dil ortamı model olmaktadır. Ayrıca bu dili kullanan çocuğun aile tarafından desteklenmesi, şirinlik olarak görülüp kabul edilmesi de devamını sağlar. oyun çevresinden, arkadaşlarından, televizyondan ya da bir şarkı sözünden de öğrenebilir.
Kötü sözler kullanan bir çocuğa ebeveynler nasıl yaklaşmalıdır?

Öfke ve düşmanlık dolu sözlerle model olmayıp, örnek olunuz.
Çevreden duymasını engelleyiniz.
Söylenen sözün anlamını ona açıklayınız.
Bu kelimeleri duymaktan dolayı rahatsızlığınızı dile getiriniz.
Duygularını başka türlü ifade etmesini sağlayınız.
Dikkat çekmek amacını taşıyorsa görmezden geliniz.
Şaşkınlıkla, kızarak ya da gülerek tepki vermeyiniz.
Başka aktivitelere yönlendiriniz.
Zaman ayırarak, olumlu ilişki kurun, cesaretlendiriniz.
Güzel konuşmalarını takdir edip, güzel konuşmalarının artmasını sağlayınız.Kaynak

 

Etiketler :, , , , , , , , , ,
Nisan 11th, 2008 yapan Filiz Arıcan

Pek çok kişinin çocukluğunda bisikletle ilgili bir anısı vardır. Kimi en keyifli anlarını bisikletiyle geçirmiştir, kimi de hiç bisikleti olmadığı için kırgındır… Ben şanslıyım bisikleti çocukluğumun sonlarında da olsa yakalayıp bisikleti olanlardanım.Bu yüzden ben bisikleti çok uzun yıllar bindim.Şimdilerde de bir bisikletim var ve ara ara binerim.Hele adalara gittiğimde bisiklete binmeden dönmem doğrusu… Ama İki grup için de bahar ayları kendisine ve çocuğuna uygun birer bisiklet seçip, yollara düşmek için iyi bir fırsat. Eğer hiç bisiklete binmediyseniz, işte size bir şans, çocuğunuzla beraber bu işe başlayabilirsiniz. Ne duruyorsunuz, haydi başlayalım. Üç tekerlekli bisikletle başlayın Pek çok çocuk için üç tekerlekli bisiklet, (tricycles) ilk adım olmuştur. Siz de işe üç tekerlekli bir bisiklet edinerek başlayabilirsiniz. Çocuğunuz yürümeye başlamadan önce bile bu tip bisikletleri kullanmaya başlayabilir. Üç tekerlekli bisikletlerde çocuğunuza öncelikle öğretmeniz gereken iki önemli şey var: Biri ayağını sürterek yoldan hız kazanması, yola devam ederken de kendini durdurabilmesi.Bu aşamanın çok önemli olduğunu unutmayın, çünkü bu yaş periyodunda el kasları yeterince gelişmediği için freni sıkmak çocuk için kolay olmayacaktır, bu nedenle giderken durabilmesi için bu hareketi yapabilmesi çok gerekli. Öğretilmesi gereken ikinci şey ise pedal çevirmek. Çocuğunuza pedal çevirmeyi öğretirken unutmamanız gereken şey onun bacak kaslarının henüz çok gelişmiş olmadığıdır.Çocuğunuza bisiklete binmeyi öğretirken bunun bir oyun olduğunu asla unutmayın ve onu kendi gelişimine uygun olmayan hareket ve uygulamalara zorlamayın. Ne zaman iki tekerlekli bisiklete geçmelisiniz? Genellikle çocuklar 5-6 yaşlarına geldiklerinde iki tekerlekli bisikletler için hazır olur ama yine de şu işaretlere önem vermelisiniz:Çocuğunuz üç tekerlekli bisiklet kullanıyorsa ve artık dizleri bisikletinin ön kısmına çarpıyorsa boyunun iki tekerlekli bir bisiklet için uygun olduğu söylenebilir. Çocuğunuz öne ve arkaya doğru pedal çevirebiliyorsa, frenleri elleri ile kontrol edebiliyor, istediği zaman bisikleti durdurabiliyorsa onun için iki tekerlekli bisiklete binme zamanı gelmiştir! Güvenlik önlemlerine dikkat! Sabırlı olun İki tekerlekli bisiklete geçince en önemli sorun denge kurmak olacaktır. Çocuklar ortalama altı yaş civarında vücut dengelerini bisiklet üzerinde kurmayı başarır. Ama dört-dokuz yaş arası periyot vücut dengesinin sağlanmasında normal olarak kabul edilen aralıktır. Dolayısıyla benim çocuğum neden yapamıyor gibi olumsuz cümlelere odaklanmanıza gerek yok. Kask alın Önce bir kask alın ve çocuğunuzdan bisiklete bindiğinde mutlaka onu takmasını isteyin. Başına alabileceği darbeleri önlemek için kaskın çok önemli bir güvenlik aracı olduğunu unutmayın, ona da unutturmayın.Kaynak

Etiketler :, , , , , , , , ,
Mart 7th, 2008 yapan Filiz Arıcan

Uzmanlar ergenlik çağındaki çocukla itiş-kakış ve inatlaşma şeklinde yaşanılabilen bir durum karşısında ailelerin, bu geçişin doğal olduğunu bilerek, çatışmaya girmek yerine onun yanında bir tutum almasında yarar bulunduğunu bildirdi.Alman Hastanesi Psikiyatri Bölüm Başkanı Uzman Dr. Ayça Gürdal Küey, ergenliğe geçişte bazı gençlerin, ergenlik dönemi değişimlerine uyum sağlamakta birtakım yetersizlikler gösterebileceğine, bunun da bazı hastalık ve psikolojik sorunlara yol açabileceğine dikkat çekti.Küey, ergenliği daha çok, “bir geçiş dönemi ya da dönemeç olarak tanımladıklarını” belirterek, “Ama dönemin özelliği gerçekten o geçiş veya dönemeç olmasından gelen bir karmaşa taşıması. Ergen, çocuk olarak girdiği bu dönemi erişkin olarak bitiriyor” dedi.Küey, genel olarak 14-18 yaş arası yaşanan bu dönemde, ergenin bedeninin, cinselliğinin değiştiğini ve kimlik gelişiminin yaşandığını ifade ederek, şunları kaydetti:”Ergenlik bir karmaşa dönemi ama bu ergenliğin gereği olarak beklenen bir durum olabiliyor ve sonunda bu dönemden ergen sağlıklı bir erişkin olarak çıkabiliyor. Ancak ergenliğe uyumda yetersizlik gösterirse, birtakım hastalıklar ya da psikoloji sorunlar ortaya çıkabiliyor.Günümüzde de bunlar eskiye göre biraz daha arttı. Ergenliğe giriş yaşının belki öne gelmesi, gencin bu değişime ayak uydurmasını zorlaştırıyor. Yani bedeni o kadar hızlı değişiyor ki, ruhsal olarak henüz o bedeni taşımaya hazır olmadan bambaşka bir bedenle karşılaşıyor ergen.”Ergende kimlik değişimiErgenin, bu dönemde karşılaştığı en önemli değişimin “kimliğine ait değişim olduğunu”, bütün dünyayı, anne babayı ve arkadaş ilişkilerini sorgulayarak bunlar içinde kendine bir yer bulmaya çalıştığını anlatan Ayça Gürdal Küey, burada da gencin ciddi bir karmaşa ve belli sorunlar yaşadığını söyledi.Küey, bu tartışmanın derinleşmesi, gencin bunun içinden çıkamaması ve çevre tarafından iyi desteklenmemesi halinde, depresif durumlar da ortaya çıkabildiğine işaret ederek, “Ergen çok çabuk kendini eyleme vuran, çabuk eyleme geçen bir yapı. Her şeyi hızlı yaşadığı ve harekete geçtiği gibi, depresyonunda da belki de erişkin depresyonlarına göre biraz daha çabuk eyleme geçebiliyor” diye konuştu.Gencin bireyleşme ve bağımsız olmaya çalıştığı bu dönemde ister istemez ailesiyle çatışmaya girdiğini ve bunun da döneme özgü olduğunu dile getiren Küey, itiş-kakış ve inatlaşma şeklinde yaşanılabilen bu durum karşısında ailelerin, bu geçişin doğal olduğunu bilerek, çatışmaya girmek yerine onun yanında bir tutum almasında yarar bulunduğunu bildirdi.

Ergen birimine başvuru nedenleri
Psikiyatri Bölümünde ergen ve yeme bozuklukları birimi bulunduğunu anlatan Küey, kendilerine en çok “aile, okul ve arkadaş ilişkilerinde uyumsuzluk, ilişki sorunları, okul problemleri, yeme bozuklukları” gibi sorunlar nedeniyle başvuru yapıldığını söyledi.Yeme bozukluklarının belirgin olarak kızlarda, alkol ve madde kötüye kullanımının ise daha çok erkeklerde görüldüğünü anlatan Küey, yine kızlarda anne-kız çatışmasının sık başvuru nedenleri arasında yer aldığını ifade etti.Ailelere, ergenlik döneminin özelliklerini iyi tanımaları, gencin yanında olmaları ve olası değişiklikler karşısında telaşa kapılmamaları önerisinde bulunan Küey, “Örneğin bize yapılan başvuruların bir kısmının çok doğal ergenlik değişimleriyle ilgili olduğunu görüyoruz.Aileler bazen de çabuk telaşa kapılıyorlar. O aileyle ergenin gireceği kimi çatışmalar ve tartışmalar, aslında sağlıklı ve geçirilmesi gereken bir çatışma dönemi” dedi.Küey, ancak sorun yaşanması halinde ailelerin bir merkeze başvurmaktan çekinmemesi ve bunu ertelememesi gerektiğine işaret ederek, sözlerine şöyle devam etti:”Ergenlik döneminin bazı sorunları, gerçekten çok kronikleşip bize gecikmiş olarak başvurulduğunda tedavi etmemiz daha zor oluyor. Yeme bozuklukları, depresyon, alkol ve madde kötüye kullanımı bunlardan bir kaçı.Bazen o kadar ertelenmiş oluyorlar ki, bir psikiyatr ya da psikologa başvurmadan, diğer branşları dolaşarak bunları halletmeye çalışıyorlar. Örneğin yeme bozukluklarında genç kızın adeti kesiliyor sıklıkla.Kadın doğum uzmanlarına başvurarak bu sorunu halletmek istiyorlar. Halbuki gerisinde koskoca bir buz dağı var.O çağda bulunan bir çocuk varsa ve bu sorunları yaşıyorsa, doktor doktor gezme yerine önce bir psikiyatrik danışmanlık alabilirler. İlk soru işaretleri oluştuğunda psikiyatrik danışmanlık alınsa, sorun daha kolay çözülebilir.”Ergenlik döneminde ebeveynlerin arkadaş yerine, anne-baba olması gerektiğini belirten Küey, “Dinleyen, duyan, kulak veren, gencin söylediğini doğru anlayıp, doğru yorumlayabilen anne-baba olmak gerekiyor.Güç mücadelesine girilmemesi gerekiyor. Onu şefkatli bir şekilde tutmak gerekiyor. Sınır koymak deyince aileler katı bir sınır koymak gibi algılıyor. O sınır şefkatli bir tutuşla da yaşatılabilir ergene” diye konuştu.Gencin o dönemde temel referanslarının aileden daha çok arkadaşlara saydığını ve sanki ailesinin söylediklerini hiç dikkate almazmış gibi gözüktüğüne dikkat çeken Küey, “Fakat o arada aslında ergen ailenin bütün söylediklerini duyuyor. Dolayısıyla ‘bizim söylediğimizi önemsemez’ diye aile olumlu şeyleri söylemekten geri durmamalı.Olumlu şeyleri de her zaman söylemeye devam etmeli, genci cesaretlendirmeli, beğendiğini söylemeli. Çatışmalı görünseler de, aslında, anne-babanın onayına çok ihtiyaçları var” dedi.Kaynak

Etiketler :, , , ,
Ocak 2nd, 2008 yapan Filiz Arıcan

Doç. Dr. Fevziye Toros, ebeveynlerin, çocuklara “kimsenin yanında soyunulmaması” ve “vücudundaki bazı bölgelerin kendisine has olduğu, bunların kimseyle paylaşılmaması” gibi bir takım düşünceleri aşılamaları gerektiğini belirtti.Çocuğu cinsel konularda bilgilendirmeme ya da “ayıp olur” diye yanlış yönlendirmelerin çocuk ve toplum üzerinde çok ciddi sorunlara neden olabileceğini vurgulayan Toros, bu konuda en önemli görevin ebeveynlere düştüğünü vurguladı.Toros, çocuklarda cinsel istismarın önemli bir sorun olduğunu, bu sorunla hastanelere başvuran çok sayıda hasta bulunduğunu ifade ederek, şunları kaydetti: “Aileler, çocuklarıyla cinsel konuları konuşurken utanmamalı, aksi halde çocuklar bu bilgileri başka kişilerden yanlış şekilde de öğrenebilir. Bir çocuk, kendisine şefkatle ya da taciz amaçlı dokunan kişileri ayırt edemeyeceğinden, aileler temkinli davranmalı. Çocuğa, ‘vücuduna dokunmak isteyen birisi ile karşılaşırsan, yardım iste’ gibi telkinlerde bulunulmalı.”

Toros, ailelerin, çocuklarıyla arkadaş ilişkilerini küçük yaşlardan itibaren geliştirmeleri gerektiğini vurgulayarak “çocuğu ile bu ilişkiyi kuramayanlar cinsel istismar konusunda çocuklarına şüphe ile bakarlar. Çünkü, çocuk, çekindiği, utandığı ya da korktuğu için ailesine başına gelenleri anlatmadığından, aileler de bu konudan habersiz kalır. Oysa, arkadaşlık ilişkileri içinde güven duygusu aşılandığında, çocuklar her konuda ailelerini bilgilendirebilir” diye konuştu.Doç. Dr. Toros, kendilerine başvuran bazı ebeveynlerin çocuklarının cinsel istismara uğradığı yönünde şüphe duyduklarını bildirdiklerine dikkati çekerek, şunları kaydetti:
“Çocuklarının istismara uğradığı şüphesini duyan aileler, onları, korkutarak, bağırarak konuşturmaya çalışmamalı. Onlarla oturup yaşadıklarını öğrenmek için sevgi ve şefkatle yaklaşmalı. Gerekiyorsa bir uzmandan yardım alınmalı. Çünkü günümüzde çocuklar, aile içinde ya da yakın dost ve akraba çevresinde bile cinsel istismara uğrayabiliyor.”

Toros, çocukluk dönemindeki cinsel istismarın bireyin adeta bilincine kazındığını, bu durumun ergenlik dönemi ve ondan sonraki yaşantısını da olumsuz etkilediğini sözlerine ekledi.Kaynak

Etiketler :, , , ,
Ağustos 6th, 2007 yapan Filiz Arıcan

Çocuğun tuvalet eğitimi için hazır olduğu zaman 18 ay ila 3 yaş arasıdır.Tabi
bu durum çocuğun yaşının özelliğine de bağlıdır.Çocuğun tuvalet eğitimine
başlamak için doğru zamanın geldiğini şunlardan anlayabilirsiniz:

  • Çişinin büyük bir bölümünü bir kerede yapabiliyor,
  • 3-4 saat boyunca altını ıslatmayabiliyor,
  • 2-5 dakika boyunca belli bir pozisyonda oturabiliyor ve yürüyebiliyor,
  • Pantolonunu indirip kaldırabiliyor,
  • Islak ya da pis bezle dolaşmaktan rahatsız oluyor,
  • Tuvalet alışkanlıklarını merak ediyor ve sizi gözlemliyor,
  • Tuvalete gitmesi gerektiğini haber veriyor,
  • Tuvaleti kullanmak istiyor ve korkmuyor,
  • Kısa ve öz talimatları anlayabiliyorsa …

Bütün bunlara cevabınız ”Evet” ise tuvalet eğitimine başlayabilirsiniz.Tuvalet
eğitimi ortlama olarak 2.5 yaşındayken etkili sonuçlar veriyor.Ama gene de
her çocuğun gelişimi kendine özgüdür.

Adım adım tuvalet eğitimi…

  • İlk olarak çocuğunuza iç çamaşırı giymek için yeterince büyüdüğünü belirtin
                • hatta ilgisini çekebilecek bir iç çamaşırı birlikte seçin.

(more…)

Etiketler :