Temmuz 15th, 2008 yapan Filiz Arıcan

Emzirme bebeğinize verebileceğiniz en büyük armağan. Ancak belli bir zamandan sonra bu hediyeyi geri almak zorundasınız. “Peki ya ne zaman?” sorusu sizin de aklınıza takıldıysa Alman Çocuk Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Dicle İnanç’ın önerilerini okumanızda yarar var. Emzirmenin kesilmesi için doğru bir zaman yok. En önemlisi bebeğin emzirmeden kesilmesine hazır olması ve annenin anne sütünü kesebileceğini hissettiğiniz zaman doğru zamandır. Genellikle bebekler 9-12. aydan önce bırakmayı tercih etmezler. Önerilen en az 1 yıl bebeklerin anne sütü almaları ve emzirmenin 2 yaşına kadar da sürdürülebilmesi… Aklınızda olsun!
Lütfen sabırlı olun!!!

Emzirmenin kesilmesi aşamasında kendinizi üzgün, yalnız, suçlu veya depresif hissetmeniz son derece doğal. Dr. İnanç hem kendiniz hem de bebeğiniz için yapabilecekleriniz konusunda şunları söylüyor: “Bu dönemde bebeğinizi daha fazla kucağınıza alın ve emzirmenin kesilmesinin büyümenin bir basamağı olduğunu hatırlayın.” Sütten kesme konusunda dikkat edilmesi gereken bir nokta daha var. Emzirme aniden değil, mutlaka yavaşça ve alıştıra alıştıra kesilmeli. Ani kesilme bebek için travmatik olabiliyor. Dr. İnnaç bu noktada bir uyarıda bulunarak şunları söylüyor: „Eğer çocuğunuzun hayatında önemli bir olay olacaksa (taşınmak, annenin işe başlaması, yeni bir bakıcı gibi) veya hastalık-diş çıkarma dönemi ise bu işi bir süre erteleyin.“
Bu metodları deneyin

Dr. Dicle İnanç sütten kesme konusunda bazı ipuçlarını şöyle sıralıyor:
• Günde bir kez emzirmeyi atlayarak işe başlayın. Kademeli olarak bir öğün-bir öğün azaltın, bebeğiniz zamanla alışacaktır. Besin maddesi olarak varsa sağılmış anne sütü, formül süt veya 1 yaştan büyük ise inek sütü verebilirsiniz.
• Emzirme sürenizi kısaltın. Emzirme sonrası yaşına uygun ek besin verin.
• Emzirmeyi erteleyin ve ilgisini başka tarafa çekin.
• 1 yaşından büyükse bebeğinize nerede ve ne zaman emzireceğinize dair kısıtlamalar koyabilirsiniz: Sadece bu koltukta ve uykudan önce emebilirsin veya sadece hava karardıktan sonra emebilirsin gibi.
• Bu dönemde babalara büyük iş düşer. Siz etrafta değilken eşinizin beslemesi faydalı olabilir.
• Gece öğünlerinin kesilmesi her zaman daha zordur. Bu nedenle gece emzirmeyi kesmeyi en sona bırakın. Gece uyandığında eşiniz veya bir yakınınız kucağına alsın ve sakinleştirmeye çalışsın.
• Eğer emzirmeyi kesmeyi denediniz ve hiçbir şekilde başarılı olamadıysanız belki sizin bebeğiniz için emzirmeden kesmek için uygun zaman değildir. Bir süre sonra tekrar deneyin.Kaynak

Etiketler :, , , ,
Temmuz 14th, 2008 yapan Filiz Arıcan

Sıcak havalar herkesi etkiliyor. Ancak bebekler sıcaklardan en çok etkilenenlerinin başında geliyor. Hele ki isilik sorunu! Yazın terleyen bebekler isilik sorunu ile karşı karşıya kalıyor.Basit ve önemsiz görünse de hem bebekleri hem de anneleri etkiliyor.International Etiler Polikliniği Dermatoloji Uzmanı Dr. Vildan Şengör isilik nedir sorusunu şöyle yanıtlıyor: “İsilik (miliaria) özellikle yaz döneminde sıcağın ve aşırı nemin etkisiyle özellikle vücudun kıvrım bölgelerinde görülen kızarıklık ve kabarcıklarla karakterize döküntülerdir.”
Nedenleri

Ter bezlerinin salgılarının deriye boşaldığı yerlerde tıkaçların oluşmasından ve ter salgısının deri altında kalmasından oluşuyor. Peki neden bebeklerde daha sık görülüyor? Dr. Şengör bunu şöyle açıklıyor: “Bebeklerin deri yapısının inceliğinden ve hassasiyetinden kaynaklanan yapısal bir meyil söz konusudur. Bunun üzerine sık yıkanmama, terli kalma, kalın giydirme gibi durumlar eklenirse lezyonlar çok daha kolay meydana gelir. Önlem alınmadığında kızarıklıkların üzerinde bir süre sonra kaşıntı ve iğnelenme hissi başlar. Bebek, eğer bu alanları kaşırsa enfeksiyon ve kabuklanmalar ortaya çıkabilir.
Önlemler

İsilikle karşı karşıya kalan bebeğe mutlaka her gün duş aldırılması, ince ve teri çekecek kıyafetler giydirilmesi, buna rağmen şikayetlerde gerileme olmazsa hemen doktora görülmesi gerekiyor. Buna rağmen sorun geçmediğinde isiliğin yaygınlığına ve şikayetlerin şiddetine göre serinletici losyonlar, gereğinden antihistaminikli şurup ve kremler kullanılabiliyor.Kaynak

Etiketler :, , , , , , , , , , ,
Haziran 27th, 2008 yapan Filiz Arıcan

Pişik, tanım olarak derinin üst tabakasının zedelenerek devamlılıgını kaybetmesi ve ardından özellikle mantar olmak üzere diğre enfeksiyon etkenlerine maruz kalmasıdır.Bebek bakımında amaç, doğal olarak pişiğin önlenmesi olmalıdır.Anne karnında, amniyo kesesi içerisindeki koruyucu bir ortamda büyüyen fetüsün cildi dış etkenlere maruz kalmadığı için incedir yani keratin dediğimiz cildi koruyan ölü tabakadan yoksundur.Bu nedenle bebek doğduğu anda dışarıdan gelen her türlü tramvaya açıktır.Yaşamın ilk yılında cildin ince ve tramvaya açık dönemi devam eder.Bu nedenle tüm ciltte belirgin olmak üzere özellikle bebek bezinin altında kalan bölgede idrar ve dışkının tamvatik etkisi sonucu kolaylıkla zedenlenme ve pişik oluşur.Bu bölgenin temiz kalması için kullanılan bebek bezleri ve temizlik ürünleri de (deterjan,sabun gibi…) pişik nedeni olabilir.
Bebeklerin cilt sağlığı için…
Cildimizde diğer bölgeler gibi vücudumuzun önemli bir organıdır.Bebeğib düzgün beslenmesi ve bu sayede gerekli mineral ve vitaminleri alması, cilt sağlığı için gerekli ilk adımdır.Bununla beraber cilde zarar verecek olumsuz etkenlerin önüne geçilmelidir.Bebek banyosunda su sıcaklığının fazla olmasından kaçınılmalıdır.Bebeğin kabul edebileceği en ılık su ayarlanmalıdır.Banyoda kullanılan sabun ve şampuan seçilirken çok köpürmesine daikkat edilmeli, uygun marklar tercih edilmelidir.Sabun ve şampuan üç günden sık kullanılmamalıdır.Her gün kullanılması, derinin koruyucu tabaka oluşturmasını engelleyecektir.Hassas ciltli bebeklerde banyo sıklığı azaltılmalı ve böylece cildin koruması engellenmelidir.Kuru cilt koruyuculuğu kaybetmiştir ve pişik gelişimi daha kolaydır.
Pişik oluşumu nasıl engellenir?
Pişik oluşumunu önlemek bölgenin idrar ve dışkıya mümkün olduğu kadar az maruz kalması gerekir.Özellikle ishal dönemlerinde sık dışkı çıkması pişik oluşumunu kolaylaştırır.Aynı şekilde idrar yolu enfeksiyonlarında da sık idrar çıkışı ve idrarın değişen niteliği pişik oluşumunu arttırır.Bu durumda ön tarafta gelişen pişiklerde idrar yolu enfeksiyonu da akla gelmelidir.Bebeğin bezinin sık sık kontrol edilmesi ve kuru kalmasının sağlanması, pişiğin engellenmesi için en önemli faktördür.Cilt bakımına gereken önemin verilmesi veya tedaviye rağmen iyileşmeyen pişiklerin olası nedenleri, çocuk doktorunuz tarafından araştırılmalıdır.Oluşan pişiğin tedavisindeki ilk adım, bölgenin bol suyla yıkanıp mümkünse ılık-soğuk arası hava akımıyla kurutulmalıdır.Her dışkılamadan sonra bölgeye aynı işlem uygulanmalıdır.Bölge temizliği için uygulanan solüsyonların su bazlı olması ve yabancı madde içermemesi özellikle hassas ciltlerde pişik gelişimini önler.Gün içimde birkaç kez cildi bir süre açık bırakıp bölgenin havalandırılması iyileşmeyi hızlandırır.Yine günde birkaç kez çinko içeren kremler veya koruyucu kremlerin kullanılmaya devam edilmesi iyileşmeyi sağlar.Pişik bölgesinde mantar enfeksiyonu gelişmişse antimikotik (mantar için) kremler kullanılmalıdır.Mantar enfeksiyonunda tedavi 15 günden önce kesilmemelidir.Kaynak\Prof.Dr. Barbaros Ilıkkan

Etiketler :, , , , , , , , , , ,
Haziran 11th, 2008 yapan Filiz Arıcan

Annenin kan grubu Rh negatif, babanın kan grubu Rh pozitif olduğunda bebeğin kan grubunun pozitif olma ihtimali vardır.Bu durumda anne ve bebek, kan grupları farklı olacaklarından kan uyuşmazlığı riski taşır.Eğer herhangi bir şekilde (doğum, düşük, kürtaj gibi) anne kanına bebek kanı karışırsa, anne anne için farklı olan bu kan grubuna karşı vücudun savunma mekanizması harekete geçer ve antikor dediğimiz maddeler üretilir.Annede antikor oluşumu, ancak bebeğin kanı anne kanına sızdığında gerçekleşir.Birinci hamileliğinde Rh pozitif kana karşı duyarlı hale gelen anne, bundan sonraki hamileliklerinde bebek kanı Rh pozitif olursa bebeğe zarar verir.Anne adayında bulunan Rh pozitif kana karşı oluşan antikorlar göbek kordonundan bebeğe geçerek bebek kan hücrelerini tahrip eder.Bu durum bebeğin hayatını tehtid eden ciddi kansızlık ve kalp yetmezliği oluşturur.Bebekte aşırı şişme (ödem-Hidrops) gelişebilir.Korunma olarak ilk hamilelik muayenesinde anne kan grubu mutlaka tayin edilmeli ve Rh negatif olan hamilelerde antikor oluşup oluşmadığı test edilmelidir.Antikor testi hamileliğin 28′inci haftasında tekrarlanmalı ve eğer negatif ise anneye aşı yapılmalıdır.Her kan uyuşmazlığı olan hamileye, doğum (bebek kanı Rh pozitif ise) düşük veya kürtaj sonrası ilk 72 saat içinde kan uyuşmazlığı aşısı yapılır.Ayrıca hamilelik süresince amniosentez (bebeğin suyundan örnek alınarak genetik inceleme yapılması) ve doğum öncesi kanama gibi durumlarda da anneye aşı yapılması gerekir.
Kan uyuşmazlığı gelişen anne ve bebekte yapılacaklar:

Bebekte kansızlık, genel bir vücut ödemi, kalp yetmezliği ve bebek ölümü gibi ciddi probler doğurabilir.Bu durumun değerlendirilmesinde ve tedavisinde yapılacak olanlar şunlardır:Bebek eğer anne karnında kan uyuşmazlığından etkilenmiş ise etkilenme derecesine göre bebeğe anne karnında iken kan nakli veya acil doğum gibi girişim gerektiren tedaviler uzman doktor tarafından yapılır.Kaynak

Etiketler :, , , , ,
Mayıs 31st, 2008 yapan Filiz Arıcan

Yeni doğan bebeklerin baş bölgesindeki yumuşak dokulu bölgeye dokunmaya çekinir, korkarız.İşte bu yazıyı okuyunca özellikle yeni anne adaylarını rahatlatacağına eminim.
Bıngıldak Nedir?
Fontanel, latince’de fonticulus kelimesinden gelir, ”küçük çeşme” ya da ”pınar” anlamındadır.Türkçe karşılığı bıngıldaktır.Yeni doğan bebeğin başındaki yumuşak noktalara bıngıldak diyoruz.Bıngıldak, yanyana iki kafa kemiğinin arasında bağ dokusuyla kaplanmış pencerelere verilen addır.Bebeğin başı büyüdükçe baş kemikleri de büyüyerek birbirine yakınlaşır ve boşluklar bir süre sonra dolar.Bebeğin kafasının büyümesi, beyin büyümesiyle tetiklenir.Beyin ilk 2 yılda çok hızlı büyür.İki alın kemiği arasındaki oluk dışında(2 yaşta kapanır) diğer oluklar 10 yaş sonrasında kapanmaya başlar.Yeni doğanın 6 tane bıngıldağı vardır, ancak sıklıkla ön ve arka bıngıldaklar rahat hissedilebilir.ön bıngıldak, genişliği 0.6-3.6 cm arasında değişebilir.Ortalama 2 cm çapındadır.İlk 1-2 ay genişleyebilir ve ortalama 13 ayda kapanır.Kapanma zamanı bebekten bebeğe değişkenlik gösterir.İlk 3 ayda bebeklerin yüzde 1′inde kapanabilir, 12 ayda ise yüzde 40′ında kapanma gerçekleşmiştir.Genellikle her çocugun bıngıldağı 2 yaşına gelene kadar kapanmış olur.Doğumda arka bıngıldak 0.5 cm çapındadır ve 2 aya kadar kapanır.
Bıngıldakta Değişiklikler Neyin Habercisidir?
Yenidoğan bebeğin bıngıldağı bebek sakinken ve dik tutulurken değerlendirilmelidir.Özellikle ağlarken bir atım görülmesi normaldir.
Bıngıldağın Geniş Olduğu Ya da Kapanmasının Geciktiği Durumlar
Kapanmanın gecikmesi bazen altta yatan hastalıklarla ilgilidir.Bunlar arasında, kıkırdal gelişimine ilişkin sorunların olduğu akondroplazi hastalığı, doğuştan tiroid hormonu eksikliği (konjenital hipotirodi), down sendromu, raşitizm, kafa içi basıncında artış en sık görülenlerdir.Akondroplazi, cüceliğe neden olur.Bebeğin başı doğumda büyüktür, burun kemiği basıktır, alnı çıkıktır ve bıngıldağı geniştir.Doğuştan tiroid hormonu eksikliği, doğumda yapılan TSH testinin normalden yüksek olmasıyla belirti verebilir, ancak ön ve arka bıngıldağın genişliği hastalığın erken döneminde habercidir.Ön ve arka bıngıldağın yanı sıra ortada açık bir fontanel daha olması down sendromunda görülebilir.Bu bebeklerde elde tek avuç içi çizgisi, düz alın, düz yüz ve yuvarlak kulaklar göze çarpar.Kesin tanı, kromozom analiziyle konulabilir.D vitamini eksikliğinden kaynaklanan raşitizm, gelişmekte olan ülkelerde daha sıktır.D vitamini almadan sadece anne sütü almak, koyu deri rengi ve güneş ışığına hiç çıkmamak raşitizme neden olabilir.
Bıngıldağın Küçük Olduğu Ya da Erken Kapandığı Durumlar
Bıngıldak bazen bebek daha 3 aylıkken kapanmaya başlayabilir, ancak çevresini dikkatli takip etmeli ve altta başka bir sorun yatıp yatmadığını araştırarak emin olunmalıdır.Bazen bıngıldak açık olduğu halde muayenede anlaşılması zor olabilir.Kraniosinoztoz, kemik arasındaki oluklardan bir ya da birden fazlasının zamanından önce kapanmasından kaynaklanır.Bu olay sonucunda baş şekli bozulur.Çeşitli genetik sendromlarda ve metabolik hastalıklarda görülebilir.10 bin canlı doğumda 4′ünde görülür.Baş çevresi küçük kalır, kafa içi basıncı artar, şaşılık, işitme kaybı gibi ek belirtiler gelişebilir.Önce düz röntgen filmiyle durum değerlendirilir, sonrasında tomografiyle altta yatan beyin anomalisi olup olmadığı incelenir.
Bıngıldağın Dolgun Olduğu Durumlar
Dolgun bıngıldak; menenjit, ensefalit, beyinde su toplanması (hidrosefali), oksijensiz kalma, travma ve beyin kanaması gibi durumlarda beyin içi basıncının artmasıyla ilişkilidir.Menenjitte ayrıca, genel durum bozukluğu, kusma, beslenememe, ateş gibi bulgular da vardır.Böyle bir enfeksiyondan şüphelenildiğinde doktorlar beyin-omurilik sıvısında mikrop varlığını araştırmak için belden su alır ve incelemek isterler.Hidrosefali, beyin omurilik sıvısının yapında ya da emiliminde , bozuklutan ötürü miktaarın giderekartmasıdır.1000 doğumdan 3′ünde görülebilir.Baş çevresinde anormal artış, baştaki oluklarda genişleme, baştaki damarlarda belirginleşme fark edilir.Ultrason, tomografi veya MR artan sıvıyı ve genişleyen odacıkları gösterir.Bıngıldağın iyice çökmüş olması, aşırı sıvı kaybı olması durumunda görülür.Aşırı kusma ve ishalle seyreden hastalıklarda vücuttaki sıvı miktarının azalmasının bir göstergesi de bıngıldağın çökmesidir.Kaynak

Etiketler :, , , , , , , , , , , , ,
Mayıs 9th, 2008 yapan Filiz Arıcan


Haberi okuyunca hemen aklıma oğlum geldi.Aç ağzını, uçak geliyor.Bu lafı ne çok kullanırız.Sizin için de çocuğunuza yemek yedirmek bir eziyete dönüşüyorsa bu kaşık belki de işimizi kolaylaştırabilir kimbilir…Hem baksanıza uçak hangara giriyor gibi laflar da bu kaşıkla daha da inandırıcı gibi:)Kaynak

Etiketler :, , , , ,