Ocak 16th, 2009 yapan Filiz Arıcan


Bina girişlerindeki güvenlik kapılarının radyasyon içermediği açıklandı.İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Faruk Buyru, binaların girişindeki güvenlik kapılarının radyasyon içermediğini savunarak, bu sebeple erişkin, bebek ya da rahim içindeki fetuslara zararı olmadığını bildirdi.Prof. Dr. Buyru, konuyla ilgili AA muhabirine yaptığı açıklamada, yanlış bilindiği için anne adaylarının bebeklerine bir zarar geleceği endişesiyle alışveriş merkezleri, hastaneler gibi artık hemen hemen her kurum ve kuruluşta bulunan güvenlik noktalarından geçmediklerini belirtti.Buyru, oysa bu girişlerin sanıldığı gibi bir zararı olmadığını, hamilelerin alışveriş merkezi, hastane gibi binaların girişindeki güvenlik noktalarından rahatlıkla geçebileceklerini dile getirerek, binaların güvenliği için konulan bu cihazların aslında x-ray cihazı olmadığını kaydetti.

Buyru, şunları kaydetti:

”Güvenlik kapıları radyasyon içermediği için erişkin, bebek ya da rahim içindeki fetuslara zararı yoktur. Bazı yanlış bilgi ve inanışlar var. Güvenlik noktalarının zararlı olduğu ve hamilelerin geçmemesi gerektiği şeklindeki bilgi, bu yanlışa bir örnek. Valizlerin ve çantaların kontrolünü yapan cihazlar x-ray cihazlarıdır. Halbuki kapılarda insanların geçtiği cihazlar sadece manyetik alanın kapanmasına dayanan yöntemle çalışıyor. Yani radyasyon içermiyor. Üzerinizde metal bir cisim varsa manyetik alanı kapatıp ötmeye başlıyor.”Buyru, cep telefonu, bilgisayar monitörü ve televizyon gibi, çok düşük düzeyde radyasyon içeren cihazların zararlı olduğu bilgisinin de yanlış olduğunu anlattı.Cep telefonu, bilgisayar ve normal monitörlerin çok düşük düzeyde radyasyon içerdiklerini, bebek açısından ortaya konulmuş zararları bulunmadığını dile getiren Prof. Dr. Buyru, anne adaylarının röntgen ve tomografiden uzak durması gerektiğinin altını çizdi.Kaynak

Etiketler :, , ,
Aralık 26th, 2008 yapan Filiz Arıcan


Anne sütünde bulunan melatonin hormonunun, bebeklerde uykusuzluk, sancılanma ve alerji problemlerini azalttığı, stressiz ve bolca gülen annelerin sütünde melatonin hormonunun daha fazla olduğu bildirildi. Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selim Kurtoğlu, yaptığı açıklamada, anne sütünün bebeğin gelişimi için büyük önem taşıdığını, anne ve bebeğin mutlu olması için doğumla birlikte yakın temas sağlanması, annenin bebeğiyle yakından ilgilenmesi ve bebeğe yeterince anne sütü verilmesi gerektiğini belirtti. Doğumla birlikte anne, bebek ilişkilerinin yeterli ve uygun sağlanması ve sürdürülmesinin hem anne, hem de bebek sağlığı açısından önemli olduğunu vurgulayan Kurtoğlu, bu ilişkinin sağlıklı yürütülmesinde anne sütünün öneminin vazgeçilmezliğine işaret etti. Anne sütünün bilinen bir dizi yararının yanı sıra, içeriğindeki melatonin isimli hormonun bazı faydalarının da ortaya çıktığını ifade eden Kurtoğlu, şunları söyledi: ”Melatonin beyinden salgılanan ve insanda biyolojik ritmi sağlayan bir hormondur. Bu hormon, bebeklerde uyku düzeninin sağlanmasına yardımcı oluyor, bağırsak sancılarını önlüyor ve alerji problemlerini azaltıyor. Ancak, bebeklerde yeterli miktarda ve ritmik olarak melatonin salgılanması yaklaşık 3 aydan sonra ortaya çıkıyor. Bu nedenle, bebeklerin 3 aya kadar anne sütünden aldığı melatonin hormonunun önemi artıyor. Yapılan araştırmalara göre, bu hormon anne sütünde akşam saatlerinde gündüze oranla daha fazla artıyor. Anne sütünde bulunan melatonin hormonu, bebeklerde sancılanma, uykusuzluk ve alerji problemlerini azaltıyor.”
GÜLEN ANNELERİN BEBEĞİ DAHA MUTLU

Melatonin hormonu salgısının stres, sıkıntı ve huzursuzluk ile birlikte azaldığına dikkati çeken Kurtoğlu, bu nedenle bebeklerini emziren annelerin stres ve sıkıntıdan uzak durmalarının faydalı olacağını belirtti. Japonya’da yapılan bir araştırmaya göre gülmenin de annelerin sütündeki melatonin hormonu düzeyini etkilediğini belirten Kurtoğlu, şöyle devam etti: ”Melatonin salgısının fazla olması için annelerin doğumdan sonra gergin olmaması ve bolca gülmesi gerekmektedir. Japonya’da yapılan bir araştırmada, bolca gülen annelerin sütünde melatonin düzeyinin arttığı ve bebeklerde alerjik problemlerin azaldığı belirlenmiştir. Araştırmaya göre, huzurlu, stressiz ve bolca gülen annelerin sütünde melatonin hormonu daha fazla salgılanıyor. Bunun yanında, doğum yapmış annelerin bebeklerini emzirirken melatonin salgısını artıracak gıdalar yemesi tavsiye ediliyor. Kızılcık, deve dikeni, rezene, anason, kereviz, ayçiçeği, çemen, hardal ve sarı kantaron gibi gıda maddeleri melatonin salgısını artırıyor” Magnezyum ve çinko bakımından zengin gıdaların da melatonin salgısını artırdığını kaydeden Kurtoğlu, yatakta elektrikli battaniye kullanılması, yoğun ışık altında, televizyon ve bilgisayar ekranı başında uzun süre kalınması ve kahve içilmesinin de melatonin salgısını azaltacağını söyledi. Sonuç olarak, bolca gülen annelerde melatonin salgısının fazla olacağını hatırlatan Kurtoğlu, bu durumun anneyi mutlu edeceği gibi bebekte de bağırsak sancısı, uykusuzluk ve alerjik problemlerin önüne geçeceğini sözlerine ekledi.Kaynak

Etiketler :, , , , , , , , , , , , , , , ,
Kasım 28th, 2008 yapan Filiz Arıcan


Miniklerin en büyük korkularından dişçi koltuğu ve ideal hekim – çocuk ilişkilerinin sağlanamadığı durumlar tedavi aşamalarında zorluklar yaşanmasına sebep oluyor… Genellikle bu endişelerin sebebi çevresel ve ailesel faktörler ile kötü deneyimler… Uzman diş hekimleri tedaviye uyum göstermeyen, aşırı endişeli çocuklara temel yönetim teknikleri uygulayarak müdahale edebiliyor. Fakat psikolojik yöntemlerin yetersiz kaldığı durumlar da yaşanıyor. BeşOnbeş Özel Çocuk Ağız ve Diş Sağlığı Kliniği uzman doktorlarından Gözde Işıksal, aşırı endişe ve korkunun olduğu vakalarda, ağrı ve acının hissedilmeyeceği, anestezi olmadan, sedatif ilaçların kullanıldığı, ‘SEDASYON’ yöntemine başvurulabildiğini ve bu yöntemin genel anestezi uzmanları ile sağlıklı bir klinik ortamında gerçekleştirildiği takdirde başarılı ve sağlıklı bir yöntem olduğunu belirtiyor…

‘SEDASYON’ nedir?

Psikolojik telkinlerin de yetersiz kaldığı, aşırı endişeli vakalarda uygulanabilen, farklı yöntemler kullanılarak hastanın santral sinir sisteminin baskılanması sonucu çevre ile ilişkisinin ve bilincinin azaltılması yöntemine ‘SEDASYON’ deniyor…

Çocuklarda ‘SEDASYON’…

Çocuğun diş tedavileri sırasında daha uyumlu ve rahat olmasını sağlayan bir teknik olan ‘SEDASYON’, doğru klinik ve uzman eller tarafından uygulandığında oldukça güvenilir bir yöntem! Dr. Dt. Gözde Işıksal, yöntemin tüm çocuklarda uygulanabildiğini, BeşOnbeş Özel Çocuk Ağız ve Diş Sağlığı Kliniği’nde diş tedavilerinden korkanların yanı sıra bir seansta birden fazla işlem gerektiren vakalarda yada özürlü çocukların tedavisinde de tercih edildiğini belirtiyor…

SEDASYON nasıl uygulanıyor?

BeşOnbeş Özel Çocuk Ağız ve Diş Sağlığı Kliniği, uzman hekimleri tarafından uygulanan bu yöntem oldukça basit ve pratik olma özelliğine sahip… Genel anestezi uzmanı, işlemi çocuğa telkinler vererek, bazı ilaçların kullanıldığı uyutma yöntemi ile bir ameliyathanede değil klinikte rahatlıkla gerçekleştirebiliyor…

SEDASYON’da nelere dikkat edilmelidir?

BeşOnbeş Özel Çocuk Ağız ve Diş Sağlığı Kliniği uzmanlarından Gözde Işıksal, dikkat edilecek unsurların başında ailenin uygulama hakkında bilgilendirilmesi gerektiğini belirtiyor. ‘SEDASYON’ öncesi bazı hastalarda idrar ve kan tahlillerin yapılması gerekebiliyor. Bu testlerin gerekli olduğu takdirde gerçekleştirilmesi diğer önemli bir unsur…‘SEDASYON’ uygun klinik şartlarında ve deneyimli hekimler tarafından yapıldığında oldukça güvenilir bir yöntemdir. ‘SEDASYON’ öncesi ve sonrası yapılması ve yapılmaması gereken tüm işlemleri doktorunuz size anlatacaktır.Kaynak

Etiketler :, , , , ,
Kasım 27th, 2008 yapan Filiz Arıcan

Bir araştırmaya göre, çocukların bebek arabalarında sürülürken ebeveynlerinin yüzünü görmesi uzun dönemde duygusal ve dil gelişimi açısından olumlu rol oynuyor.İskoçya’daki Dundee Üniversitesi tarafından yapılan araştırmada, bebek arabalarını iten kişinin yüzünü görmeyen çocukların, görenlere nazaran daha az konuştuğunu, güldüğünü ve etkileşime girdiğini ortaya koydu.2722 ebeveyn ve çocuk üzerinde yapılan araştırma, bebek arabasındaki çocuğun, ebeveyninin yüzünü görünce kendini daha güvende hissettiğini ve kolayca uykuya daldığını da gösterdi. Araştırmacılar, günümüzde bebek arabalarının birçok çocukta stres yarattığını belirterek, stresli çocukların ilerde endişeli yetişkinlere döndüğünü ifade ettiler.Kaynak

Etiketler :, , , , ,
Kasım 14th, 2008 yapan Filiz Arıcan

Demir eksikliği, çocuklarda iştahsızlığa, huzursuzluğa, uyku
düzensizliğine, ilerlemiş haliyle zeka parametrelerine düşüşe neden
olabilir.Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve
Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Metin Kılınç,
çocuklarda özellikle 6 ay ve 1.5 yaş arasında demir eksikliğine
rastlandığını ve demir eksikliğinin genellikle ek gıdalara başlanma
döneminde görüldüğünü belirtti.Çocuklarda ek gıdalara geçiş döneminde
anne sütünün az verilmesi ve ek gıdaların da yeterli oranda
tüketilmemesi dolayısıyla demir eksikliğinin ortaya çıktığını ifade
eden Kılınç, şöyle konuştu:Demir eksikliği çocuklarda iştahsızlığa,
huzursuzluğa, uyku düzensizliğine, ilerlemiş haliyle ise zeka
parametrelerinde düşüşe neden olabilir. Demir eksikliği bulunan çocuğun
zayıf olması gerekmiyor. Çocuk aldığı bazı gıdalardan dolayı kilolu
olabilir ancak çocukta yine de demir eksikliği görülebilir.Prof. Dr.
Kılınç, çocuğun ek gıdalara geçtikten sonra da bu gıdaları yeterince
tüketmemesinin ve fazla oranda süt içmesinin de demir eksikliğine neden
olduğunu, çocuklara bu nedenle günde yarım litreden fazla süt

verilmemesi gerektiğini belirtti.Doktor tarafından demir eksikliği
olduğu tespit edilen çocuğa, bu ihtiyacını karşılaması için demir
takviyesi yapıldığını ifade eden Kılınç, ailelerin de çeşitli gıdalarla
bu eksikliğin giderilmesine destek olabileceğini vurguladı.Kılınç, 7 ve
8. aydan itibaren çocuklara demir eksikliğine karşı belirli oranda
kırmızı et, mercimek ve pekmez verilebileceğini, bu yiyeceklerin
çocuğun demir eksikliğini gidermesi açısından önemli olduğunu dile
getirdi.Sağlık Bakanlığının çocuklarda demir eksikliğinin önlenmesi
için başlattığı,Demir Gibi Türkiye kampanyası kapsamında sağlık
ocaklarında 5. aydan itibaren 1.5 yaşına kadar koruyucu sağlık hizmeti
olarak demir damlası verildiğini dile getiren Kılınç, ailelerin bu
hizmetlerden yararlanabileceğini kaydetti.Kaynak

Etiketler :
Ekim 10th, 2008 yapan Filiz Arıcan

ABD’de yapılan bir araştırma, havasız bir bebek odasına yerleştirilen vantilatörün ani bebek ölümleri riskini azaltabileceğini ortaya koydu.Özel bir kuruluş olan Kaiser Permanente araştırmacılarından Dr. Kimberly Coleman-Phox, iyi havalandırılmış bir odayla (1 aylık ile 1 yaş arasındaki bebek ölümlerinin birinci nedeni olan) ani bebek ölümü sendromu riski arasındaki olası bağlantının yeterince incelenmediğini söyledi.Bebekleri ani bebek ölümü sendromu yüzünden ölen 185 anne ve rastgele seçilmiş bebek sahibi 312 anneden bilgi toplayan Coleman-Phox, bu kadınlara, vantilatör, emzik kullanıp kullanmadıkları, uyuduğu zaman bebeklerinin odasının camının açık olup olmadığı, yatak şiltelerinin ölçüleri, kullanılan yastık tipi ve sayısı ve oda sıcaklığı gibi sorular yöneltildiğini anlattı.Araştırma sonucunda, odasında vantilatör bulunan bebeklerdeki beşik ölümleri riskinin vantilatörsüz odada uyuyan bebeklere nazaran yüzde 72 daha azalattığının ortaya çıktığı belirtildi.Odanın yeterince havalandırılmamasının, bebeğin burnu ve ağzı etrafındaki karbondioksit toplanmasını kolaylaştırabileceği, bunun da bebeğin yeniden karbondioksit soluması riskini artırabileceği belirtilen araştırmada, odadaki hava dolaşımının ani bebek ölümleri riskini azaltabileceğine işaret edildi.Araştırma, Archives of Pediatrics and Adolescent Medicine dergisinin 7 Ekim sayısında yayımlandı.Kaynak

Etiketler :, ,