Şubat 3rd, 2013 by Filiz Arıcan 13629 kez okunmus


Daha önce de bu blog tan butik kurabiye yapmaya başladığımı duyurmuştum. Bir yeni haber de kurs ile ilgili olacak. Artık butik kurabiye ile ilgilenenler veya yapımını merak edenler için butik kurabiye kursu kurabiyeyerim de. Detaylı bilgi için http://www.kurabiyeyerim.com/kurabiye-kursu/ ziyaret edebilirsiniz.

 

Etiketler :, , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,
Mayıs 5th, 2012 by Filiz Arıcan 31707 kez okunmus

Daha önce bahsettiğim gibi butik kurabiyeler tasarladığım yeni bir blogum var ve bu blogda yaklaşan anneler günü için bir yarışma başlattım. Detaylar için www.kurabiyeyerim.com ve @kurabiyeyerim  ve facebook/kurabiyeyerim den bakabilirsiniz.

Bende yarışma için sabırsızlanıyorum. :) Bakalım kim kazanacak.

Etiketler :, , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,
Nisan 23rd, 2012 by Filiz Arıcan 1595 kez okunmus

Merhabalar,

Epey bir aradan sonra blog hayatına tekrar  çok farklı bir blogla  www.kurabiyeyerim.com ‘la geri döndüm. Merak edenleri siteme bekliyorum. Boş zamanlarımda www.ailemizinblogu.com ‘da yazı yayımlamaya devam edeceğim.

Kurabiyeyerim

 

Etiketler :, , , , , , , , ,
Haziran 14th, 2010 by Filiz Arıcan 16192 kez okunmus

Kalp ritmi bozukluklarında kalp, ya çok hızlı atıyor ya da seyrek. Her iki durumda da kendini değişik belirtilerle ifade eden aritminin takip ve tedavi edilmesi şart! Aksi halde yaşam kalitesinde düşme, kalp fonksiyonlarında hasar ve kalp yetmezliği gibi birçok sorunun nedeni haline gelebiliyor. Acıbadem Maslak Hastanesi, Elektrofizyoloji Aritmi ve Kalp Pili Kliniği’nden Çocuk ve Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Alper Çeliker’e çocuklarda görülen aritminin teşhis ve tedavi yöntemlerini sorduk.

Acıbadem Maslak Hastanesi, Elektrofizyoloji Aritmi ve Kalp Pili Kliniği’nden Çocuk ve Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Alper Çeliker, ailelerinde ani ölüm ve bayılma öyküsü  olanlar başta olmak üzere, tüm anne ve babaların aritmi belirtilerine önem vermeleri gerektiğini belirtiyor.

Çocuk hastalıkları uzmanını düzenli olarak ziyaret etmek, teşhisi kolaylaştırıyor mu?
Düzenli kontrollerde kalbin yavaş attığı fark edilebiliyor. Ancak ani atakla olan hızlı kalp atımları, doktor kontrolünde anlaşılmayabiliyor. Çünkü bu durum ani belirtiler gösteriyor ve atak, ancak muayene sırasında olursa fark ediliyor.

Çocuktaki aritminin fark edilmemesi hangi sonuçları doğuruyor?
Yavaş kalp atımları tedavi edilmezse, çocuk ani bayılmalar yaşıyor ve gelişme geriliği gösterebiliyor. Bu çocuklara kalıcı kalp pili takılması gerekiyor. Hızlı giden ritim bozukluklarında ise ataklar uzun sürerse, örneğin  8-10 saati geçerse kalp yetmezliği oluşabiliyor. Çarpıntı olduğu zaman kalp hızı 130-20’e kadar çıkabiliyor. Kalp hızıyla aylarca, hatta yıllarca yaşarsa kalbinde büyüme ve fonksiyon bozukluğu oluşuyor. Taşikardilerin bir diğer türü de kronik taşikardi. Örneğin, kalbi aslında dakikada 90 kez atması gereken bir çocuğun kalbi dakikada 130 atıyorsa, bu rakam çok yüksek görülmüyor. Çünkü çarpıntı olduğu zaman bu rakam 180-200’a kadar çıkabiliyor. Ancak, kronik taşikardide hasta 130 olan kalp atımıyla aylarca, hatta yıllarca yaşarsa kalbinde büyüme ve fonksiyon bozukluğu oluşuyor.

Anne-babalar çocuklarında aritmi olduğunu nasıl anlayabilir?
Kalbin yavaş atmasıyla ilgili ritim bozukluklarında; bayılma, büyüme geriliği ve gece idrar kaçırma görülüyor. Eğer ritim bozukluğu çarpıntı olarak geliyorsa, ataklar şeklinde ortaya çıkıyor. Atak olduğunda çocuk birden bire sararıyor, kusuyor, karnı ve göğsü ağrıyor, ani gelen terleme ile birlikte halsizlik hissediyor. Çok ciddi bir atakta bayılma da olabiliyor.

Aritmi hangi yaş döneminde daha fazla görülüyor?
En fazla ergenlik döneminde ortaya çıkan aritminin görülme sıklığı hem yaşla beraber artıyor, hem de çocuk şikâyetini daha rahat söyleyebildiği için hastalığın tanısı ergenlik çağında daha rahat konuyor.

Görülme nedenleri neler?
Çarpıntıya neden olan aritminin bilinen bir nedeni yok! Hastalığa anne karnındaki bir takım faktörler neden olabiliyor. Durum, anne karnındayken ya da çocuk doğduğunda anlaşılıyor. Eğer annenin diğer çocuklarında aritmi varsa, hamileliği sırasında mutlaka gerekli testleri yaptırması öneriliyor. Annede bağ dokusu hastalığı, özellikle lupus varsa, aritmisi olan bebek doğurma olasılığı yükseliyor. Ayrıca, genetik geçişli olan ve kalpte görülen iyon kanal hastalıklarında öldürücü ritim bozukluklarına rastlanabiliyor. Bu durum ailevi geçiş gösterdiği için çok dikkat etmek gerekiyor.

Aritminin tanısı nasıl konuluyor?
Hızlı atımlardaki ataklarda EKG çekilmesi çok önemli. Çünkü atak bittiği zaman kalpte tamamen normal bir tablo oluşabiliyor. Bu durumda teşhis zorlaşıyor. Ayrıca 24 saatlik Holter EKG de tanı için kullanılan önemli bir başka yöntem. Holter EKG’de hastanın, vücuduna 24 saat taşıyacağı bir alet takılıyor ve bu sürenin sonunda bu aletin yaptığı kayıtlar inceleniyor.

Diğer yöntemler arasında efor testi ve şikâyetin nadir olarak ortaya çıktığı durumlarda uygulanan uzun süreli kaydediciler bulunuyor. 6 ayda bir ya da daha uzun sürede ortaya çıkan şikâyetleri tespit etmek için de cilt altına yerleştirilip 1-2 sene süreyle kalan cihazlar kullanılıyor. Bir başka yöntemde de burundan ve yemek borusundan girilerek çeşitli ölçümler yapılıyor.

Aritmi çocuğu nelerden mahrum bırakıyor?
Her türlü aritmide çocuğun hayat kalitesi düşüyor, tek başına sokağa çıkması ya da arkadaşlarıyla oynaması, bayılma ihtimali nedeniyle tehlikeli oluyor. Çocuk, tüm spor türlerinden mahrum kalıyor.  Çocuklarında yavaş kalp atımı rahatsızlığı olan bazı aileler “Pil takılmazsa ne olur?” diyorlar.  Eğer böyle bir rahatsızlığı olan çocuğa pil takılmazsa, çocuk hiçbir zaman hayatını normal olarak yaşayamıyor. Bu, psikolojik açıdan da çok fazla etkilenmesine neden oluyor. Zaten tedavilerin amacı yaşam kalitesini artırmak. Taşikardi için de aynı durum geçerli. Bu nedenle buluğ çağına gelen çocuklarda girişimin mutlaka yapılması öneriliyor.

Tedavilerin ardından çocuk normal yaşantısına dönebiliyor mu?
Kalp pili takılan ya da ilaç kullanan çocuklar kısa sürede normal yaşantısına dönebiliyor.

ARİTMİNİN KESİN TEDAVİSİ VAR MI?
Kalp hızının yüksek seyrettiği ritim bozukluklarında iki tedavi seçeneği var. Bir tanesi ilaç kullanımı. Çarpıntının ne zaman geleceği belli olmadığı için her gün düzenli kullanılması gerekiyor. İkinci seçenek ise 1990’lı yıllardan beri kullanılan ve radyofrekans enerjisiyle uygulanan bir tedavi şekli. Bu tedavi şekline halk dilinde “yakma” deniliyor. Bir katater ile kasıktan girilerek kalpte çarpıntıya neden olan nokta bulunuyor, radyo frekans akımı verilerek yakılıyor. Tedavi ömür boyu kalıcı oluyor. Küçük çocuklarda hayatı tehdit eden bir durum yoksa, bu tedavi için genellikle 4-5 yaşını geçmesi bekleniyor. Operasyon 1,5 saat sürüyor. Benzer yöntemlerden biri olan  “Dondurarak yok etme”  tedavisi de son yıllarda gelişiyor. İyon kanal hastalıkları denilen genetik geçişli hastalıkta ise ilaç tedavisi uygulanıyor ve bazı durumlarda şok vererek çarpıntı engelleniyor. Yavaş atımlarda ise kalp pili kullanılıyor.Kaynak

Etiketler :
Aralık 31st, 2009 by Filiz Arıcan 17789 kez okunmus

Rize Sağlık Müdürü Dr. Mustafa Tepe, ailelerin en değerli varlığı olan bebeklerin işitebilmesi ve konuşmayı öğrenebilmesinin, onun en temel hakkı olduğunu belirtti. İşiterek konuşmayı öğrenme açısından ilk 6 ayın kritik bir dönem olduğunu vurgulayan Tepe, bu nedenle her bebeğe doğduktan sonraki ilk 3 aylık dönemde işitme testlerinin uygulanmasını önerdiklerini ifade etti.

Çocuğun işitme kaybı risk faktörlerinden birini taşıması halinde sadece tarama testlerinin yeterli olmayacağını, ayrıntılı işitme testlerinin yapılması gerektiğine işaret eden Tepe, hedeflerinin tüm yeni doğan bebeklerin hastaneden taburcu edilmeden önce işitme testinin yapılması ve işitme kaybı tespit edilen bebeklerin yaşamın ilk günlerinde tedaviye alınmasını sağlamak olduğunu söyledi.

İşitme kaybı yönünden risk faktörleri

Bebeklerde işitme kaybı yönünden bazı risk durumları olduğuna işaret eden Tepe, şunları kaydetti: ”Anne ve baba arasında akrabalık olması, ailede çocukluk çağında başlayan işitme kaybı bulunması, annenin hamileliği sırasında ilaç kullanması, bulaşıcı hastalık geçirmesi veya röntgen çektirmesi, herhangi bir kaza, çarpma ve yaralanma geçirmesi, doğum öncesi dönemde işitme kaybı yönünden risk faktörleridir. Doğum sırasındaki risk faktörleri ise bebeğin oksijensiz kalması, bir süre solunum zorluğu yaşaması, kafa veya kulak yapısında normal dışı bir durum olması, kan uyuşmazlığı bulunmasıdır. Doğum sonrası da bebeğin yüksek ateşle seyredebilen bir hastalık geçirmesi, uzun süre sarılık olması, çocuğa damar yoluyla kulağa zararı dokunabilecek bir ilaç verilmesi, yüksek şiddetli gürültüye maruz kalması veya kafa travması geçirmesi risk faktörü oluşturur.”

İşitsel gelişime uymayan çocuklar

Bebeklerin 0-3 aylıkken anne sesini tanıdığı ve sakinleştiklerini, yüksek seslere irkildiklerini belirten Tepe, şunları söyledi: ”3-6 ay arasında gürültüde uyanır çevresindeki seslerin nereden geldiğini bulmak için sesin kaynağına döner. 6-12 ay arasında ‘baba’ gibi sesleri algılar, adı söylenince tepki verir, çıngırak sesi gibi oyuncak seslerinden hoşlanır. 12-18 ay arasında ”baba, dada’ gibi sesler çıkarır. Sevdiği oyuncakların, eşyaların adı söylenince işaretle gösterir. Uzaktan seslendiğinde bakar. Daha sonraki aylarda yavaş yavaş konuşmaya başlar. Ailelerin bu durumlara dikkat etmesi, bir sorun olması halinde sağlık merkezlerine başvurmaları önem taşımaktadır. Ailelerin, işitsel gelişime uymuyorsa çocuklarını ayrıntılı işitme testlerinden geçirmesi gerekmektedir.”Kaynak

Etiketler :
Aralık 23rd, 2009 by Filiz Arıcan 6244 kez okunmus

Cep telefonuyla aynı kulakta 6 dakikadan fazla konuşulması çeşitli sağlık sorunlarına neden oluyor! Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Murat Topbaş, yaptığı açıklamada, cep telefonlarının çok kısa bir zaman içerisinde hem yaygınlaştığını hem de teknolojisinde hızlı değişim görüldüğünü belirterek, bu durumun “sağlık sorunlarına neden olup olmadığı” yönündeki tartışmaları da beraberinde getirdiğini söyledi.

Türkiye’de 3. nesil olarak adlandırılan 3G teknolojisine, dünyanın bazı ülkelerinde de 4G teknolojisine geçildiğini ifade eden Topbaş,

“Böylece veri iletimi ve çeşitlilikte artış yaşandı. Ses, mesaj, görüntülü mesaj, hızlı internet bağlantısı, görüntülü konuşabilme, hatta televizyon yayınlarının izlenebilmesine olanak sağlandı. Tartışma da bu yönde alevlendi. Çünkü bu kadar çok verinin aktarılabilmesi için hem baz istasyonlarının nitelikleri hem de sayısında artış olacağı, bununla birlikte bu sistemi oluşturan non-iyonize radyasyonun ve elektriksel alan şiddetlerinin de artışının söz konusu olabileceği konuşulmaya başlandı” dedi.Kaynak

Etiketler :